YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/27353
KARAR NO : 2022/10784
KARAR TARİHİ : 26.09.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 6183 sayılı Kanun’un 24 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı … yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair verilen 20/04/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı … vekili, davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle davacı ile davalı … vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 25/09/2019 tarihli ve 2016/18953 esas, 2019/8479 karar sayılı ilamı ile davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, “davanın 6183 sayılı Yasaya göre yapılmış takibe dayandığı, davalı …’nın davalı …’in yaşadığı apartmanda oturuyor olması dışında asıl borçlu şirketin vergi borcu nedeniyle bu adreste yapılmış bir haciz de olmadığından borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğuna dair somut bir delil sunulmamış olduğu, ayrıca anılan dördüncü kişinin taşınmazı satın almadan önce kendi taşınmazını sattığını ve ödeme gücü olduğunu da ispatladığı, bu halde davalı … yönünden davanın reddi ile davanın …yönünden bedele dönüştüğü dikkate alınarak karar verilmesi” gereğine değinilmiş; davacı vekili ile davalı … vekillerinin karar düzeltme istemleri Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/02/2021 tarihli ve 2020/915 esas, 2021/1914 karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; bozma öncesinde ilk hükmü temyiz etmeyen davalı … aleyhine kurulan ilk hükmün kesinleşmiş olmasına göre hükmü temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmadığından, anılan davalı yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre göre davacı ile davalı … vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Davacı ile davalı … vekillerinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, 6183 Sayılı AATUHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davaya konu taşınmaz davalı borçlu … tarafından 09/08/2010 tarihinde eşi olan davalı 3. kişi …’a, onun tarafından 03/11/2010 tarihinde davalı 4. kişi …’ya, onun tarafından 20/04/2011 tarihinde davalı 5. kişi …’a, onun tarafından da 07/08/2012 tarihinde davalı 6. kişi …’a devredilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davalı … yönünden davanın reddine, davalılar …, …, … ve … yönünden açılan davanın kabulü ile davalı …’in diğer davalı …’e 09/08/2010 tarihinde, davalı …’in diğer davalı …’e 03/11/2010 tarihinde, davalı …’in diğer davalı …’e 20/04/2011 tarihinde yapmış olduğu satışa ilişkin tasarrufun iptali ile dava konusu bağımsız bölümün davalı …’a satılmış olması nedeniyle davanın bedele dönüştüğü anlaşıldığından davalı …’ın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri olan 82.086,00-TL tazminatın Tatvan İcra Müdürlüğünün 2012/83 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalılar …, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmişse de, hüküm doğru tesis edilmemiştir.
6183 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre “davada üçüncü kişilerin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve o tarihteki kamu borcu miktarı ile sınırlı olarak bedelden sorumlu tutulması gerekeceğinin” düzenlenmiş olmasına, davalı 6. kişi Kübra’nın kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına, davalılar Özlem, Zübeyit ve Mehmet Emin’in kötüniyetli ve davalı borçlu Taner’in durumunu bilen kimseler olmalarına, anılan davalılar yönünden davanın bedele dönüşmesine göre; 6183 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince dava konusu taşınmazı kötüniyetle elden çıkartan Özlem, Zübeyit ve Mehmet Emin’in ellerinden çıkardıkları tarihlerdeki değeri belirlenerek ve o tarihteki kamu borcu tespit edilip o borç ile sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tahsiline karar verilmesi gerekirken; davacı kamu idaresinin alacaklı olmadığı ve davacıyla ilgisi bulunmayan Tatvan İcra Müdürlüğünün 2012/83 sayılı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere hüküm kurulması ve aleyhine tazminata hükmedilen davalıların tahsilde tekerrüre yol açacak şekilde sorumlu tutulmaları doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ile davalı … vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı ile davalı … vekillerinin temyiz itirazlarının
kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve Mehmet Emir Yıldız’a geri verilmesine ve 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 26/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.