Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3291 E. 2022/7375 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3291
KARAR NO : 2022/7375
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2018/1 E- 2019/71 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.01.2021 tarih ve 2019/976 E- 2021/56 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yıllardır kullanım sonucu tanınmış hale getirdiği “NATUREX” markasını Türkiye’de 2008/25330 sayı ile tescil ettirdiğini, markanın başka birçok ülkede de tescilli olduğunu, müvekili ile özdeşleşen markanın ticaret unvanının da çekirdek unsurunu oluşturduğunu, müvekkiline ait “NATUREX” markasının birebir aynısının, davalı şirket tarafından üretilerek piyasaya sunulan aynı/benzer ürünler üzerinde, davacı tarafından kullanılan aynı yeşil renk ve yaprak figürüyle taklit edilerek kullanıldığını, davalı şirketin bu kullanımının müvekkilinin itibarından yararlanma amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, markanın güvenilirliğini ve itibarını zedelediğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davacıya ait markadan haberdar olmadığının iddia edilemeyeceğini, zira davalının 2014/25347 sayılı “ENTOSAV NATUREX” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, davalının bu kullanımının tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin doğmasına neden olacağını ve müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılması için davalı tarafa 21.06.2017 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen bu talebin davalı tarafından olumsuz karşılandığını, davalının kullanımlarının marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı firma tarafından “NATUREX” markalı ürünlerin üretim, satış, dağıtım, tanıtım amaçlı yayın gibi tüm kullanımlarının durdurulması, tecavüze konu ürünlere bulundukları her yerde el konulması ve muhafazası, ilgili tüm yayınların toplatılması, durdurulması ve muhafazasına yönelik dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava sonunda ise imhasına karar verilmesini, davalının, davacıya ait tescilli markadan kaynaklanan haklara tecavüzünün tespiti ile durdurulması ve menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının ürün ruhsatının “NATUREX3GF” olarak 2010 yılında alındığını ve ürünün bu tarihten itibaren piyasada olduğunu, bu durumun davacı tarafından bilinmesine rağmen herhangi bir dava açılmadığını, davalı tarafından 2014 yılında “NATUREX ENTOSAV” olarak marka tescil başvurusu yapıldığı ve bu başvuruya davacı tarafından itiraz edildiğini, 1999 yılında kurulan müvekkili şirketin faaliyet alanlarının “çevre sağlığı ilaçlaması, bahçe düzenlemesi, inşaat, inşaat malzemesi alım satım işi, lokanta, kafeterya gibi sosyal hizmetlerle, bu yerlerin temizliği, çay, park, bahçe işletmeciliği …” işleri olduğunu, davacının iştigal konusunun “gıda endüstrisi için aroma renk verici ve antioksidan özellikli bitki özellikleri üretimi” olduğunu, davacının, müvekkili ile aynı mal ve hizmet kolunda ürünü bulunmadığını, Türkiye’de markasını kullanmadığı gibi bilinirliliği de olmadığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “NATUREX 3 GF” ibareli markanın 2010 yılından beri davalı tarafından kesintisiz olarak tanıtım broşürü ile internet ortamında elektronik ticaret siteleri üzerinden satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanıldığı, “Naturex 3GF” ibareli davalı kullanımlarının piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanımlar olduğu, bu kullanımlardaki “3GF” rakam ve harflerinin ürün üzerindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir fonksiyondan ziyade ürün içeriğine atıf yapan bir işaret fonksiyonuna sahip olduğu, bu nedenle “Naturex” ibaresinin ürün üzerindeki tek ve asli ayırt edici markasal unsur olarak işlev gördüğü, davalı kullanımlarında asli ayırt edici unsur olan “Naturex” ibaresi ile davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynı ibarelerden oluştuğu ve davalı kullanımlarının davacı markası ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, “Naturex” ibaresinin Türkçe ya da başka bir dilde anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, “Naturex 3GF” ibaresinin markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanıldığı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında sınıf 5’te yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ilişkili, benzer üretim yöntem ve teknikleri kullanılarak üretilen mallardan olduğu, “Naturex” ibaresinin özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve malların da benzer üretim yöntem ve tekniklerine sahip olan benzer mallardan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının haşere ilacı ticaretinde markasal nitelikte kullandığı “Naturex 3GF” ibareli tanıtım işaretinin, davacının 2008/25330 sayılı markasıyla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı adına tescilli ve fiilen kullanılan “NATUREX” markasından doğan haklarına davalı tarafça markanın ürünlerde kullanımı suretiyle tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davalının davacının haklarına tecavüz teşkil eden üretim, satış, dağıtım, tanıtım amaçlı (dergi, katolog, web sitesi ve bunun gibi tüm fiillerinin durdurulmasına), marka tescilinden doğan haklara tecavüz edilerek üretilen veya satılan ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük veya serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve dava sonunda masrafları davalı tarafa ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafından satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanılan “Naturex 3GF” ibareli kullanımın piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde bir kullanım olduğu, “Naturex” ibaresinin ürün üzerinde asli ayırt edici markasal bir unsur olarak bulunduğu, davalının bu kullanımının davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynısı olduğu, davalının kullanımı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında 5. sınıfta yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ile ilişkili bulunduğu, davalının eyleminin 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti men ve ref’i istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı tarafın savunmasında sessiz kalma itirazında bulunduğu görülmektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, başkası adına en az beş yıl süre ile tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından ciddi surette 5 yıl süreyle kullanımına marka sahibince sessiz kalınmasından ve markaya yatırım yapılmasından sonra hak sahibinin marka hakkına dayanarak tecavüz davası açması TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırıdır (Ticaret Dairesi’nin 30.04.1968 tarih ve 13837/2562 E-K.; HGK’nın 19.02.1969 tarih ve 1966/130 K.; 2013/11-1831 E. 2015/1198 K.; Yargıtay 11. HD 21.06.2017 tarih, 2017/1201 E.-2017/3982 K.; 26.11.2019 tarih, 2019/369 E.-2019/7529 K.; 20.12.2018 tarih 2016/10331 E.-2018/8143 K.).
Somut olayda mahkemece davalı tarafın sessiz kalma savunması hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.