YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11029
KARAR NO : 2022/17568
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I- Katılan … İdaresi vekilinin münhasıran sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
İletişim tespit tutanakları içeriklerine göre sanık …’ın temyiz dışı sanık … ve sanık … ile arasında kaçak sigara nakline ilişkin telefon görüşmelerinin söz konusu olduğu, temyiz dışı sanık …’ın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araçta 05.07.2013 tarihinde ele geçirilen 910 karton kaçak sigaranın taşınmasına dinleme kayıtları içerikleri, saati ve mahiyetine istinaden sanık …’ın iştirak ettiğinin kabulüyle eylemin sabit olduğu gözetilmeden, sanık …’ın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II- Sanıklar … ve …’in haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1- Sanık …’un savunması alınmadan önce iddianamenin okunmaması suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak 5271 sayılı CMK’nun 191/3-b maddesine muhalefet edilmesi,
2- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3- Doğrudan verilen adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında TCK’nun 52/2. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 52/1. maddesine atıf yapılmak suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
4- 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/11/2022 tarihinde I nolu karar yönünden oy çokluğu, II nolu karar yönünden oy birliğiyle karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklardan … hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan beraat hükmünün onanması yerine, yazılı şekilde bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık … aşamalardaki değişmeyen savunmalarında özetle, sanık …’i yiğeni olduğu için, sanıklardan …’ı aile dostu olduğu için tanıdığını, olay sabahı 06.04 de Selman’la ailesi ile birlikte pikniğe gideceklerini, Selman’ı da çağırdığını, gelmek istemediğini, Selman’la kaçakçılık suçu işlemediğini söylemiştir.
Diğer sanıklar Selman, Cemal ve Teyfik, sanık …’le ilgili bir beyanda bulunmamaşlardır.
05.07.2013 tarihli Olay Tutanağına göre, suça konu sigaralar saat 10.00 sıralarında sanıklardan Selman’ın kullandığı araçta ele geçirilmiştir.
Sanık … ile sanık … arasında 04.07.2013 saat 22.40 ve 05.07.2013 saat 06.04 sıralarında olmak üzere iki, sanık … ile sanık … arasında 04.07.2013 saat 23.26 sıralarında bir telefon görüşmesi dışında görüşme bulunmamaktadır. Üç aramayı da sanık … yapmamış, diğer sanıklar tarafından Emin aranmıştır. Konuşma içeriğinde sigarayla ilgili bir beyan ya da ima bulunmamaktadır. 04.07.2013 saat 22.40 daki görüşmede sanık …’ın Emin’e yol tarif ettiği anlaşılmaktadır. Konuşmaların hepsi suç saatinden çok önce yapılmış, suç saati hemen öncesi ya da sonrasında bir görüşme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamı ile buna benzer birçok ilamında da“… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, sanığın aşamalardaki savunmalarında, sanık …’la suçu işlemediğini, suça konu sigaralarla ilgisinin bulunmadığını söylemesi, diğer sanıkların Emin ile ilgili beyanlarının bulunmaması, sigaraların sanık … yalnız iken kullandığı araçta yakalanması, olaydan saatler önce yapılan üç telefon konuşmasında da sigara ile ilgili hiçbir beyanın olmaması, sanık …’in üzerinde ve ikametgahında yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanamaması karşısında, içeriği maddi bulgularla desteklenmeyen ve bir takım sözlere anlam yüklenen telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtları dışında sanık …’ın cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ve kuşkudan sanığın yararlanacağına ilişkin ceza hukukunun temel ilkesi de dikkate alındığında beraatine ilişkin yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun kararının onanması yerine, yazılı gerekçelerle yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 24.11.2022