Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/21455 E. 2022/17296 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21455
KARAR NO : 2022/17296
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Katılan … İdaresi vekilinin nakil aracının kasko değerinin müsadere talebinin reddi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II-Katılan … İdaresi vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Olay tarihinde sanıklardan …’un sürücülüğünü yaptığı, sanık …’in ise yanında bulunduğu çekici ve çekiciye bağlı dorsede yapılan aramada, aracın dorse kısmında un çuvallarının altında 3463 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; aracın sürücüsü olan sanık … aşamalarda kaçak sigaralardan haberdar olmadığını beyan etmiş ise de; sigaraların miktarı, ele geçiriliş şekli ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkum olan diğer sanık ile iştirak halinde sigaraları naklettiği gözetilmeksizin, atılı suçtan mahkumiyeti yerine suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilerek beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-TCK’nun 53. maddesinin uygulanması açısından 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı gözönünde bulundurularak hüküm oluşturulmasının gerektiğinin gözetilmemesi,
3-TCK’nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin fıkrada sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği, adli para cezası için TCK’nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanık hakkında TCK’nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2022 tarihinde II nolu karar yönünden oy çokluğu, I ve III nolu karar yönünden oy birliğiyle karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklardan … hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan beraat hükmünün onanması yerine, yazılı şekilde bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık … aşamalardaki değişmeyen savunmalarında özetle, olay tarihinde Gaziantep’ten un yükleyerek aracın bakımları geldiği için Tarsus’a geldiğini, arkadaşı olan diğer sanık … ile karşılaştığını, dinlenmek için Zeki’den bakımları yaptırmasını, sonrasında da birlikte yola çıkacaklarını söylediğini, suça konu sigaraların yakalandığı TIR ı Zeki’ye emaneten verdiğini, aynı gün saat 18 sularında yola çıktıklarını, yapılan aramada suça konu sigaraların bulunduğunda haberinin olduğunu, Zeki’nin kendisinden habersiz olarak TIR a sigaraları yüklemiş olduğunu söylemiştir.
Sanık … aşamalardaki beyanlarında özetle, sanık …’nın işleri yetiştiremediği zaman kendisinden yardım istediğini, para karşılığında yardım ettiğini, Cuma’nın Gaziantep’ten getirdiği un yüklü TIR ı saat 08.00 sıralarında bakımını yaptırmak için Tarsus sanayisine götürdüğünü, sonrasında suça konu sigaraların unların altına yerleştirildiğini, Cuma ile İstanbul’a gitmek için yola çıktıklarını, yapılan aramada suça konu sigaraların yakalandığını, Cuma’nın sigaralardan haberinin olmadığını söylemiştir.
09.03.2014 tarihli Olay Tutanağına göre, suça konu sigaraların, dorsenin arka kapağı açıldığında un çuvallarının altında farklı olarak beyaz çuvalların içinde olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamı ile buna benzer birçok ilamında da“… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, diğer sanık … tarafından da doğrulanan sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu sigaralardan haberinin olmadığını, aracı bakım yaptırması için Zeki’ye verdiğini söylemesi, sanık …’nin aşamalarda suça konu sigaraları sanık …’nın haberi olmadan yüklettirdiğini söylemesi, sigaraların aracın arka kısmında un çuvallarının altında olması nedeniyle sanık …’nin söylediği gibi sonradan yüklenmesinin mümkün olması, kuşkudan sanığın yararlanacağına ilişkin ceza hukukunun temel ilkesi de dikkate alındığında sanık …’un müsnet suçtan cezalandırılması için savunmasının aksine somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraatine ilişkin yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun kararının onanması yerine, yazılı gerekçelerle yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 30.11.2022