Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5478 E. 2007/6104 K. 22.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5478
KARAR NO : 2007/6104
KARAR TARİHİ : 22.05.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.08.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, davalı … adına tescil edilen ve satılmak üzere ihaleye çıkartılan … köyü 731 ve 732 parsel sayılı taşınmazların köy halkının … mera olarak kullandığı yerlerden olduğundan davalı adına olan tapusunun iptalini istemiştir.
Davalı davacının davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını ve dava konusu taşınmazın mera olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamımız doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile ziraat bilirkişisi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4)
Meralar üzerinde, aidiyet iddiasıyla, elatmanın önlenmesi, tapu iptali mera olarak sınırlandırma veya tespitin iptali ve mera olarak sınırlandırma
istemi ile açılan davalarda yapılan keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan yansız anlatımda bulunabilecek yöreyi iyi bilen ve çevre köy yada kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. Yine mahkemece, kadimliğe dayanılıyorsa, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmeli, çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak, uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Eldeki davada; mahkeme tarafından 21.03.2006 tarihinde yapılan ilk keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerden M. Kurmuş dava konusu yerin … kullanma biçimini bilecek yaşta olmasına karşın yukarıda açıkladığımız kural gereği aynı köy ahalisinden olması nedeniyle bu davada dinlenilemez. Diğer yerel bilirkişilerin ise yaşları itibarı ile … kullanma biçimini bilme olanakları yoktur. 26.02.2007 tarihli keşifte dinlenilen yerel bilirkişiler ise dava konusu hakkında yeterli bilgi sahibi değildirler. Yargılama sırasında ve keşifte dinlenilen taraf tanıklarının bir kısmının aynı şekilde yaşları itibarı ile … kullanma biçimini bilecek durumda olmadıkları ve bir kısmının da dava konusu hakkında bilgilerinin olmadığı, beyanları arasında çelişki bulunduğu görülmektedir.
Kaldı ki 13.04.2006 havale tarihli ziraat bilirkişisi İlker Demirci tarafından düzenlenen raporda, zeminde bulunan bitki örtüsü itibarı ile taşınmazın mera özelliği taşıdığı bildirilirken, 02.03.2007 tarihli ziraat bilirkişisi … … tarafından düzenlenen raporda da aynı bitki örtüsünden bahsedildiği halde taşınmazın mera vasfında olmadığı bildirilerek raporlar arasında çelişki yaratılmış, mahkemece çelişki giderilmediği gibi hükme esas alınan ikinci raporun üstün tutulma nedeni yeterince açıklanmamıştır.
Şu halde toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda yapılacak iş; Dava konusu yerde yararı bulunmayan civar belde ve köy sakinlerinden çevreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız kimseler yerel bilirkişi seçilerek mahallinde yeniden keşif yapılmalı bilirkişi ve tanıklar HUMK.nun 259. maddesi gereğince yapılacak keşifte taşınmaz başında dinlenmeli, beyanları arasında aykırılık ortaya çıkarsa HUMK.nun 265.maddesi hükmünden yararlanılarak giderilmeye çalışılmalı, gerekirse tanık ve bilirkişiler yüzleştirilmelidir. Davacıların mera iddiası ile dava açtığı yer, çevre
taşınmazlar ile birlikte değerlendirilerek çekişmeli taşınmazın nitelik ve evveliyatı etraflıca ve kanaat verici şekilde araştırılmalı, teknik bilirkişiye paftası üzerinde işaret ettirilmelidir. Öte yandan; Ziraat mühendislerinden oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile dava konusu yer ile komşu parsellerin toprak analizleri yapılarak, bitki örtüsü mukayeseli bir şekilde incelenmeli ve taşınmazın eylemli durumunun ne olduğu incelettirilmeli, bu şekilde eksik deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve soruşturmaya dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.