Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/383 E. 2022/6646 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/383
KARAR NO : 2022/6646
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.01.2011 gününde verilen dilekçe ile alacak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.10.2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.10.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. … … ile karşı taraftan davacılar vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, tarafların ortak murisi … …’ın ölümünden önceki döneme ilişkin tahakkuk eden vergilerinin, taraflar arasında akdedilen 18.04.2003 tarihli sözleşmelere uygun olarak davacılar tarafından ödediğini, anlaşma gereğince davacıların davalılara rücu hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 24.820.851,06 USD tutarındaki alacağın her bir taksit ödemesine ödeme tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizi ve toplam alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 24.820.851.06 USD tutarındaki alacaklarının dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşme faizi ve temerrüt faizi ile davalıların miras yoluyla sahip olacakları gayrimenkuller üzerindeki haklarından alınabilmesi için tereke gayrimenkullerinin tanınmış ve ciddi bir firmaya yaptırılacak ekspertiz değerleri itibariyle alacaklarının miktarına ulaşan ve dilekçe sonunda belirttikleri gayrimenkullerdeki davalılara ait miras paylarının müvekkillerine ait olduğuna karar verilerek tapularının müvekkillerine eşit oranda geçirilmesini; talepleri kabul edilmezse, 24.820.851.06 USD ve dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşme ve temerrüt faizi ile alacağın ve davalıların gayrimenkullere ilişkin terekedeki miras payları üzerinde bu alacak tutarına denk gelecek şekilde aynî olarak … haklarının tanınarak sözleşmeye göre sahip oldukları hakkın tespiti suretiyle hüküm altına alınmasını; miras hukuku sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesi yönündeki taleplerinden birisi cevaz görmez ise 24.820.851.06 USD alacağın dava tarihinden işleyecek aylık %2 sözleşme ve temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan ilk sözleşmenin geçersiz olduğuna dair müvekkilleri tarafından açılan davanın reddedildiğini, ancak davalıların o tarihte küçük yaşta olduğunu, sözleşme tarihinde küçük olan davalıların velisi tarafından bu tür bir sözleşme yapılmasının geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacıların terditli taleplerinden alacak miktarına denk gelecek şekilde ayni hak tanınması ve tespiti talebinin reddine, diğer terditli talebi olan alacağın tahsiline ilişkin talebinin kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş; hüküm, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.06.2016 tarihli 2015/23640 Esas ve 2016/11153 Karar sayılı ilamı ile davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazları reddedilerek “…Davalılar vekilinin asıl alacağa dava tarihinden itibaren hükmedilen faize yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren ve yukarıda açıklanan 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece dava tarihinden itibaren hükmedilecek faizin, düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde emredici nitelik taşıyan TBK’nun 88. ve 120. maddeleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece anılan yasal düzenlemeler karşısında faiz hesaplamasına ilişkin olarak izah edilen bu hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Davalılar vekilinin işlemiş faiz alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; somut olayda; 18.04.2003 tarihli “anlaşma” başlıklı sözleşmede taraflar “Tüm vergi borçlarının 1 inci taksidi, mirasçılardan … ve … …’a velayeten …’ın ödeme yapmaması nedeni ile diğer mirasçılar … … , … ve …’a velayeten … Belli tarafından ödenmiş olup, kalan diğer taksitler de bu üç mirasçı tarafından aynı şekilde ödenecektir.Her taksit tutarı vergi dairelerine ödeme yapıldığı tarihlerdeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrilecektir” düzenlemesine yer vermişlerdir.TBK’nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacıların, Emperyal Otelcilik Turizm Sağlık Hizmetleri Tic.A.Ş.’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 28.03.2003’tarihinde 700.670,72 TL , … Turizm San. ve Tic. A.Ş’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 31.03.2003’tarihinde 130.880,06 TL, Leisure Investments Turizm A.Ş.’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 27.03.2003’tarihinde 313.484,49 TL olarak ödedikleri görüldüğünden ödemelerin davalılar tarafından bilindiğinin ve ödemelere ilişkin davalılara daha önce herhangi bir ihtarat yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden, davalıların anılan ilk taksit ödemelerinden 18.04.2003 tarihli “anlaşma” başlıklı sözleşme ile haberdar olduklarının kabulü ile ödenen bu ilk taksitler için faizin 18.04.2003 tarihinden itibaren başlatılması gerekmektedir. 18.04.2003 tarihli “sözleşme” başlıklı sözleşmede faiz oranı, döviz bazında aylık %2 olarak belirlenmiş, aynı tarihli “anlaşma” başlıklı sözleşmede her taksit tutarının vergi dairelerine ödeme yapıldığı tarihlerdeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrileceği kararlaştırılmıştır. Bu açıklamalar ve anılan kanun hükümlerine göre, Mahkemece, asıl alacak hakkındaki işlemiş faiz hesabında, davacı tarafça ödenen ilk taksitler için sözleşme tarihi olan 18.04.2003’ten itibaren faiz uygulanması, uygulanacak faiz oranının belirlenmesinde, 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yukarıda açıklandığı şekilde irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafça ödenen diğer taksitlere ilişkin işlemiş faiz hesaplamasında ise; taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli sözleşmelerde, yukarıda açıklandığı üzere, TBK’nun 117. maddesi uyarınca kesin vade mevcut olmadığı gibi borçlu tarafa ihtarat yapılarak temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediğine göre, dava tarihi olan 17.01.2011 tarihinden itibaren hesaplama yapılması, hesaplamada taraflarca kararlaştırılan faiz oranı ile 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeden anılan hususları kapsamayan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle bozulmuş ve davacılar vekili ve davalılar vekilinin karar düzeltme talepleri reddedilmiştir.
Bozma ilamına uyma kararı veren mahkemece, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talep olan alacak miktarına denk gelecek şekilde aynî hak tanınması ve tespiti talebinin reddine, diğer terditli talep olan alacağın tahsiline ilişkin talebinin kabulü ile 9.256.211,82 USD asıl alacağın ve 15.395.114,28 USD faiz alacağının davalılardan müştereken tahsili ile davacılara verilmesine, asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren sözleşmesel aylık %2 faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalılar vekilinin faiz hesabına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Hükme esas alınan 09.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda, 3095 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 88 ve 120. maddelerine göre faiz oranının belirlenmesinde bir isabetsizlik yok ise de faizin başlangıç tarihinin belirlenmesinde hataya düşülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan 18.04.2003 tarihli sözleşmede özetle; tarafların vergi borcunu müştereken ve müteselsilen ödemeyi kabul ettiği, ilk taksidin davacılar tarafından ödendiği, kalan taksitlerin de davacılar tarafından ödeneceği, ödeme yapıldığı tarihlerdeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrileceği ve alacağın Amerikan Doları olarak tahsil edileceği, davacıların alacağını taksitlerin tamamı ödendikten sonra iştirak halindeki gayrimenkullerin ekspertiz firması tarafından bulunacak değerinden düşülmek suretiyle tahsil edeceği, kalan bakiye üzerinde bütün mirasçıların payı oranında sorumlu olduğu belirlenmiş, aynı tarihte yapılan ikinci sözleşme ile; vergi borcunun borçlanma suretiyle ödeneceği, borçlanılacak meblağa uygulanacak faiz oranının döviz bazında aylık %2 olduğu belirlenmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.06.2016 tarihli 2015/23640 Esas ve 2016/11153 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi 18.04.2003 tarihli sözleşmeden önce ödenen ilk taksitler için davalılar o tarihte temerrüde düşmüş ise de, sonraki taksitler için temerrüde düşüldüğüne dair belge sunulmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkemece sözleşmeden önce ödenen ilk taksitler için sözleşme tarihinden dava tarihine kadar hem akdi hem temerrüt faizi, dava tarihinden muhtemel karar tarihine kadar hem akdi hem temerrüt faizi ile birlikte dava tarihinden tekrar 6098 sayılı Kanunun hükümlerine aykırı olacak şekilde aylık %2 faiz yürütülmesi, sözleşme tarihinden sonraki taksitler için ise, dava tarihinden itibaren hem akdi hem temerrüt hem de aylık %2 faizin işletilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, davacılar tarafından ödenen toplam 9.256.211,82 Doların davalılardan miras payı oranında alınarak davacılara verilmesine ve sözleşmeden önce ödenmiş olan taksitler için 458.014,33 Dolara sözleşme tarihinden dava tarihine kadar bilirkişi tarafından hesaplanan işlemiş faiz tutarı 282.418,53 Doların davalılardan miras payı oranında alınarak davacılara verilmesine, sonra asıl alacak toplamı olan 9.256.211,82 Dolara ise, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a ve TBK 88. maddesi gereğince belirlenen oran üzerinden temerrüt faiziyle birlikte davalılardan miras payı oranında alınarak davacılara verilmesine, şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere mükerrer faiz uygulanması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın ilgiliye iadesine, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.