Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1485 E. 2022/7194 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1485
KARAR NO : 2022/7194
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2014/891 E- 2019/314 K. sayılı kararın davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.12.2020 tarih ve 2020/831 E- 2020/1277 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, aynı zamanda davalı şirketin çalışanları olan müvekkillerinin şirketteki hisselerini şirkette operasyon yapılacağı gerekçeli rica ve bedelinin eksiksiz ödeneceği vaadi üzerine davalı … …’e devrettiklerini, aradan geçen uzun zamana rağmen hisse bedellerinin ödenmediğini, hisse devirlerinin bedelsiz olmadığını, devirden sonra davalı şirketin sermaye artırdığını, müvekkillerinin rüçhan haklarını kullanmalarının da engellendiğini, davalıların bu eylemlerinin irade fesadı niteliği taşıdığını, bu irade fesadı sebebiyle hisse satışının müvekkilleri yönünden bağlayıcı olmadığını ileri sürerek devre konu edilmiş hisselerin müvekkillerine aidiyetinin tespitini, davalı şirket pay defterine müvekkilleri adına kaydını, kullanılması engellenen rüçhan hakkına tekabül eden hisselerin de bedeli mukabilinde müvekkillerine aidiyetine karar verilmesini, mahkemenin farklı kanaatte olması halinde şimdilik her bir müvekkilini için ayrı ayrı 10.000’er TL’nin devir tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı … …’ten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı MNG Teknik Uçak Hizmetleri A.Ş. vekili, taraf ehliyeti bulunmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, başlangıçta davalı … …’e ait payların 08.02.2010 tarihinde davacılara devredildiğini, aradan iki yıl kadar bir süre geçtikten sonra nama yazılı geçici ilmuhaberlerin ciro yoluyla tekrar diğer davalıya devrinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davacılardan …’nın müvekkiline bir hisse devrinin bulunmadığını, müvekkilinin 08.02.2010 tarihinde bir kısım hisselerini şirketin kâr ve zararına ortak olma bilinciyle hareketlerini temin, diğer hissedarların hak ve sorumluluklarını paylaşıp yatırımcı sıfatına sahip olmalarını sağlamak amacıyla iyiniyetle aldığı karar sonrası diğer davacı şirket çalışanlarına devrettiğini, bu devir esnasında davacıların bir bedel ödemediklerini, zira müvekkilinin hisse devir bedellerini peşin değil kâr dağıtımı sırasında davacılara düşecek kâr tutarlarının kullanılarak ödenmesini uygun gördüğünü, eğer kâr elde edilirse kendilerine düşen bu kârdan müvekkiline hisse devir bedelini ödeyecekleri, kâr elde edilmezse kendi aldıkları hisse devirleri için borçlarını hisseleri iade etmek suretiyle ödeneceği hususunda anlaşıldığını, davacıların şirketin altından kalkılamayacak derecede zarara uğradığını görüp sahip oldukları hisselerini müvekkiline geri devrederek müvekkiline olan borçlarını ödediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı …’nın davalı şirkette pay sahipliğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davalı ile bu davacı arasında sözleşmesel veya fiili herhangi bir bağlantı bulunmadığı, davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları davalı şirket hisselerini, davalı gerçek kişiye kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın serbest iradeleri ile bedelsiz devrettikleri, devrin anonim şirket pay sahipleri defterine işlendiği, yasaya uygun devirden sonra davacıların hisse rayiç bedellerini talep etmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hisse devrinin ivazlı olduğu ileri sürülmekle ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılar üzerinde bulunduğu, davacıların ilgili hisselerin davalı gerçek kişiye satıldığını ispat etmeleri gerektiği halde davacıların ilgili hisselerin devir nedeninin bağış sözleşmesi değil de satış sözleşmesi olduğunu kesin ve yazılı delille kanunen ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı … yönünden aktif husumet yokluğundan, diğer davacılar yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, hisse devir sözleşmelerinde hisselerin davalıya devir ve temlik edildiğinin belirtildiği, satıştan söz edilmediği, davacıların satış bedelinin daha sonra ödeneceğinin davalı … tarafından vaad edildiği yönündeki iddialarını yazılı delille ispatının gerektiği, hisse devir bedelinin daha sonra ödeneceği vaadinin bir hukuki işlem olduğu, davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları hisseleri, davalıya kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın devir ve temlik ettikleri, devrin şirketin pay defterine kaydedildiği, devirden sonra davacıların, hisse devrinin ivazlı olduğunu ileri sürdüklerinden ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılara ait olduğu, davacıların hisselerin devir nedeninin satış sözleşmesi olduğunu, rayiç bedelin ödeneceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini kesin ve yazılı delille ispatlayamadıkları, davacı …’nın pay sahipliğini diğer davacıların da devir işleminin satış olduğunu kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekilinin istinaf başvurusunun HMK ‘nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekili vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’den alınmasına, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, satışı esnasında ödenmeyen pay senetlerinin bedelinin tahsili talebine ilişkindir.
Somut olayda davacılar davalılardan MNG Teknik Uçak Bakımı hizmetleri A.Ş’de olan hisselerini, bu şirkette yapılması düşünülen operasyon gerekçesi ve bedelin eksiksiz ödeneceği vaadiyle diğer davalıya güvene davalı olarak devrettiklerini, ancak bedelin ödenmediğini ileri sürerek irade fesadı dolayısıyla öncelikle ruçhan hakkının tekabul ettiği hisseleri ile birlikte iadesini, aksi halde rayiç bedellerinin satış tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmişler.
Davalılardan … vekili müvekkilinin söz konusu şirketin kurucu hissedarı olduğunu 18.02.2010 tarihinde kendi hisselerinin bir bölümü olan 189.374 adedini bazı çalışanların kâr ve zarara ortak olmaları bilinciyle hareket etmelerini temin amacıyla 20 şirket çalışanına nominal bedelleri karşılığında devrettiğini, ancak davacıların bedelleri ödemediklerini, bedellerin peşin ödenmesi yerine şirketin elde ettiği kârdan hissedarlara dağıtılacak kâr paylarından ödenmesinin uygun görüldüğünü, aksi takdirde aynı bedelle hisseleri devretmek suretiyle borçlarını ödeyeceklerinin kararlaştırıldığını, şirket kâr etmediğinden davalıların söz konusu hisseleri iade ettiklerini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ise husumet itirazında bulunmuştur.
Taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmamıştır.
Somut olay ve dosya kapsamına göre, davalı MNG… Şirketi kurucu ortağı olan davalı …, kendine ait payların bir kısmını 08.02.2010 tarihinde kâr ve zararında devralanlara ait olmak üzere davacılarla birlikte bir kısım dava dışı kişilere devretmiştir. Bu devir işleminin temel nedeni çalışanları teşvik etmek için promosyon olarak verilmesidir. O nedenle çalışanlara yapılan devrin bedelsiz olduğundan söz edilemez. Daha sonra söz konusu şirketin satılması gündeme gelince davalı …’ın istemi üzerine, bilahare bedelleri ödeneceği ve duyulan güven nedeniyle bu kezde 18.12.2012 tarihinde hisselerin davacılar tarafından davalı …’a devredildiği ve bedelinde ödenmediği davalı tarafından da belirtilmiştir. Zira davalı … davacıların hisselerin bedelini ödememeleri nedeniyle borçlarını hisseleri tekrar devretmek suretiyle ödediklerini belirtmiştir.
Bu durum karşısında, yani davalı beyanından hisse bedellerinin davacılara ödenmediği anlaşıldığına, yine davalı gerçek kişinin belirttiği aşama ve işlemlerle ilgili yazılı sözleşme ve belgede bulunmadığına göre, satış bedelinin davacılar tarafından ispat edilmesi durumununda buna göre, ispat edilememesi durumunda devir tarihi olan 18.12.2012 tarihi itibariyle pay senetlerinin rayiç bedeli belirlenip hüküm altına alınması gerektiğinden kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız.