Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6130 E. 2022/7407 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6130
KARAR NO : 2022/7407
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.06.2021 tarih ve 2021/83 E- 2021/363 K. sayılı kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.11.2021 tarih ve 2021/2694 E- 2021/2031 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, vekil eden …’ın terkin edilen ve ihyasını talep ettiği Egemen İnşaat Taahhüt Turizm ve Ticaret Ltd. Şirketi isimli şirkette pay sahibi ve şirketi temsile yetkili kişi olduğunu, Egemen İnş. Taahhüt Tur.ve Tic. Şirketinin Antalya -16701 ticaret sicil numarası ile 16/11/1993 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince son 5 yıl olağan genel kurul yapılmaması nedeniyle 02/07/2014 tarihinde münfesih olarak resen terkin edildiğini, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinme ile sona ereceğini, tüzel kişiliğin sona ermesi içinde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, şirketin tasfiye dışında kalmış aracının varlığı sabit olduğundan usulsüz olarak tasfiye edildiğini belirterek 26/06/2014 tarihinde resen terkin olunan Egemen İnşaat Taahhüt Turizm ve Ticaret Ltd. Şirketinin ihyası ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ihyası istenen şirketin 6103 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca sermayesinin asgari sermaye miktarına yükseltilmemesi nedeniyle 14/02/2014 tarihinde münfesih sayıldığı, münfesih olmalarına ve sayılmalarına rağmen TTK’ın geçici 7. maddesi uyarınca kendilerine yapılan ihtar ve 31/03/2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nden yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 26/06/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğin 16-2 maddesine göre ihya davasının silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılabileceği, iş bu davanın beş yılık süre geçtikten sonra açıldığından usulden reddedilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. maddesi kapsamına giren şirketler ve kooperatiflerin tespitinin yapılması, gerekli ihtar ve ilanların yapılarak ilgililerin haberdar edilmesi ve terkin işleminin mevzuata uygun gerçekleştirilmesi noktasında yükümlülük altında bulunduklarını, Egemen İnşaat Taah. Turizm ve Ticaret Ltd. şirketine tüm ihtar ve ilanların usulüne uygun yapılarak sermaye miktarını anılan asgari tutara çıkarmayan şirketin resen terkininin müdürlüklerince ilan edilmiş bulunduğunu, söz konusu şirketin ticaret sicilinden terkin işleminin müdürlüklerince mevzuata uygun bir şekilde yerine getirildiğini, aleyhlerine açılan davanın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davanın kabul edilmesi halinde …’nün yasal hasım konumunda olduğundan bahis ile aleyhlerine yargılama masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; şirketin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı … müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı, ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi’nde 31/03/2014 tarihinde yayınlandığı, ancak cevap dilekçesi ekinde şirket yetkilisi …’a gönderilmek üzere hazırlandığı anlaşılan ihtarnamenin şirket yetkilisine tebliğe çıkartıldığı ancak tebligatın yapıldığına dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yargılama sırasında da davalı kurum tarafından tebliğ belgesinin sunulamadığı, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin 1-4.a ve 11. bentleri uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da yetkilerine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarin usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, terkin işlemi hukuka uygun olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmaması gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TTK’nın geçici 7. maddesinin 1-4.a ve 11. bentleri uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da yetkilerine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılmasının usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işlemi de hukuka uygun olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut davada uygulanma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda sonucu itibariyle bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının şirket ortağı olması ve şirketin tasfiyesi gereken malvallığı bulunması nedeniyle 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecek olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.