YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3441
KARAR NO : 2022/7432
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.12.2017 tarih ve 2014/582 E.- 2017/1181 K. sayılı kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2018/1393 E.- 2021/394 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Dingil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya ileri tarihli siparişler için beş adet avans çeki verildiğini, davacının bu çeklerden iki tanesini İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/12230 E. ve 2013/11866 E. sayılı dosyasında icra takibine konu ettiğini, icra takibinde yapılan hacizler nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını ve manevi olarak zarar gördüğünü, ayrıca müvekkili tarafından davalıya verilmiş olan ve icra takibine konu olmayan Akbank… Şubesi’ne ait 31.10.2013 vade tarihli … nolu çek, 31.11.2013 vade tarihli 099907 nolu çek, 31.12.2013 vade tarihli 099908 nolu çek nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, icra takipleri nedeniyle ve icra takibine konu olmayan üç adet çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, haciz tehditi altında fazla ödenen 8.500.-TL’nin istirdatına, davacılar için ayrı ayrı 1.000’er TL maddi tazminata ve 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin icra takibine konu her iki çekten alacaklı olduğu miktarın 21.000.- TL iken, muhasebeden kaynaklanan sorun nedeniyle takibe 43.955.-TL üzerinden başlandığını, borcun 21.000.- TL olduğu kabul edilerek yanlışlığın düzeltildiğini ve asıl borç 21.000.- TL’ye fer’ileri de eklenerek 30.505.-TL olarak borçlu tarafından peyderpey gönderilmek suretiyle tahsil edildiğini, istirdatı talep edilen 8.500.-TL’nin ise her iki takip dosyasına ilişkin olarak yatırılan ihtiyati haciz harç, masraf ve ihtiyati haciz vekâlet ücreti ile icra harç, icra masraf ve icra vekâlet ücreti toplamı olduğunu, bu konudaki istirdat isteminin reddi gerektiğini, davacının diğer taleplerinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı tarafın cevap dilekçesinde “21.000,00 TL olduğu tarafımızdan kabul edilerek yanlışlık düzeltilmiş ve asıl borç 21.000,00 TL’ye fer’ilerinde eklenmesinden sonra 30.505,00 TL’sını alacaklı vekiline peyderpey gönderilmek suretiyle tahsil edilmiştir” ifadesinden de anlaşıldığı gibi davacı tarafın taraflarca zımni mutabakatla ticari ilişkilerini sonlandırdıkları, takibe konu edilmeyen 3 adet çekin 03.02.2014 günü tediye makbuzu ile iade edildiği, söz konusu sehven yapılan yanlışlık ifadesinde de belirtildiği gibi davalı tarafın işbu işlemi nedeniyle davacı ticari işletmesinde haciz uygulandığı, bu durumda davacı …’ın manevi olarak elem ve ızdırap çekeceği, icra takibine uğrayan alacakların ödendiğinden ilgili icra takiplerinin iptalleri ile haksız yere icra takibi yapıldığından davacı borçlu lehine kötü niyet tazminat taleplerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle İzmir 7 İcra Müdürlüğü’nün 2013/12230 E. dosyasında ve 2013/11866 E. sayılı dosyalarında davacıların ilgili çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline, toplam alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Akbank… Şubesi’ne ait … çek nolu 30.000,00 TL bedelli, … çek nolu 20.000,00 TL bedelli, 099908 çek nolu 20.000,00 TL bedelli üç adet çek bankaya iade edildiğinden bu çekler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, istirdat ve maddi tazminat talepleri ispatlanamadığından reddine, davacı … lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı … vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; tarafların beyanlarına göre icra takibine konu iki çek nedeni ile toplam borcun 21.000,00 TL olduğu ve bu durumda davacının 21.000,00 TL ve bunun faiz, masraf, avukatlık ücreti, harç ve diğer giderlerinden sorumlu olacağı, bu kapsamda tarafların takipten sonra peyderpey ödemelerle alacak ve fer’ilerinin toplam 30.505,00 TL olarak ödendiği, icra dosyaları derdest olup kapatılmadığından davacı yanın menfi tespit talep etmelerinde hukuki yararları bulunduğu, zaten menfi tespit hükmü ile ilgili bir istinaf talebi de bulunmadığı, her iki icra dosyasının takip çıkışı toplamı 49.651,78 TL olup, tarafların haricen anlaştıkları ve davacıların ödediği miktar da 30.505,00 TL olmakla menfi tespit davasındaki dava asıl alacağının 22.955.- TL olarak ve takip çıkış miktarının da 25.964,47 TL olarak hesaplanması gerektiğinin ibraz edilen kapak hesabından anlaşıldığı, davalı yanın alacaklı olmadığı miktar için takip yaptığı açık ve net olup, fazladan yapılan takip ve fer’ilerinin toplamı olan 25.964,47 TL alacak ve fer’ileri toplamı üzerinden kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğinden mahkemenin sanki takibin tamamı haksız ve kötüniyetli imiş gibi tazminata karar vermesinin doğru bulunmadığı, takip tarihi itibari ile incelenen ticari defter ve belgelere göre davacının davalı yana borçlu olduğu bu sebeple haciz işlemi yapılması (taşkın bir miktar) bile olsa, manevi tazminat koşullarını oluşturmayacağı, davacının istinafı incelendiğinde, takibe konu edilmeyen üç adet çekle ilgili olarak davadan sonra iade işlemi yapıldığından, mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, maddi tazminat koşullarının oluşmadığı, istirdatı talep edilen kısımların alacağın fer’ileri mahiyetinde ve taraf vekillerinin mutabakati ile ödendiğinden istirdat talebinin reddinde de doğru olduğu gerekçesiyle davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2013/12230 E. ve 2013/11866 E. sayılı dosyasında davacıların ilgili iki çek nedeniyle yapılan tahsilatlar dışında 25.964,47 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin ve takibin iptaline dair talebin reddine, fazladan yapılan takip ve fer’ileri toplamı 25.964,47 TL üzerinden hesaplanan % 20 kötüniyet tazminatı olan 5.192,89 TL’nin davalıdan tahsili ile davacı yana verilmesine, icra takibine konu olayan üç adet çekin bankaya iade edildiği ve talebin konusuz kaldığı görüldüğünden bu çekler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, istirdat talebinin reddine, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-)HMK’nın 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm tarihi itibarile 78.630,00 TL’dir. Davacı taraf her bir davacı için ayrı ayrı 1.000.-TL maddi, 10.000.-TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesi’nce bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacılar vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-)Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hükme yönelik temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 26.10.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.