YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3956
KARAR NO : 2022/7571
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23.11.2017 tarih ve 2016/296 E.- 2017/982 K. sayılı kararın taraf vekileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/916 E.- 2021/278 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili … ile davalı …’ın Dizayn Medya Satın Alma Reklam Pazarlama İletişim Basım Organizasyon İç Dış Tic. Ltd. Şti.’nde 01.03.2013 tarihinden bu yana %50 oranında ortak olduklarını, davalının şirket müdürü olduğunu, müvekkili hissedara hesaplarla ilgili ayrıntı bilgi vermediğini, 2014 yılının ortasından itibaren şirketin işlerinin ciddi bir şekilde düştüğünü, davalının eşi … ile birlikte, müvekkille ortak oldukları şirketin amaç ve konuları aynı olan dava dışı Atmosfer Medya Yapım Reklam Danışmanlık Gayrimenkul İnş. Taah. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. isimli şirketi kurduğunu, Dizayn Medya Şirketi’nin işlerinin bundan dolayı düştüğü, bu durumun rekabet yasağına aykırı olduğunu ve şirketin zarara uğratıldığını belirterek, davalının Dizayn Medya Satın Alma Reklam Pazarlama İletişim Basım Organizasyon İç Dış Tic. Ltd. Şti. müdürlüğü görevinden alınarak ortaklıktan çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile haksız rekabet dolayısıyla firmanın uğramış olduğu maddi zararlar için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacının ortak olduğu Dizayn Medya Şirketi’ne verilmesine, ayrıca 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şahıs olarak bu davayı açamayacağını, davanın şirketçe açılması gerektiğini, şirket adına davayı açma hakkı da bulunmadığını, müvekkilinin şirketi zarara uğratacak herhangi bir girişimde bulunmadığını, sahibi olduğu Atmosfer Medya Ltd. Şti.’den yaptığı işlerden davacı tarafın haberinin olduğunu, TTK madde 396/3 gereği davanın zaman aşımına uğradığını, davacının beyanlarının asılsız olduğunu, davacının şirkete ve müvekkiline borcu olduğunu, şirketin buna rağmen kar eden bir şirket olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı ve davalının dava dışı Dizayn Medya … Ltd. Şti.’nin %50 pay oranında şirket ortağı oldukları, davalının adı geçen şirketin şirket müdür olduğu, ayrıca davalının dava dışı Atmosfer Medya … Ltd. Şti.’nin kurucu ortağı olduğu konularının sabit olduğu, TTK 630/2. maddesine göre, her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, davalı şirket müdürünün, müdürü olduğu Dizayn Medya … Ltd. Şti. ile konusu ve amacı aynı olan Atmosfer Medya … Ltd. Şti.’ni kurup bu şirkette de müdürlük yaptığı ve rekabet yasağını ihlal ettiği dikkate alındığında, bu husus yalnız başına yöneticinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması konusunda haklı sebep oluşturacağı, bu nedenle, bu konudaki davanın kabulü gerektiği, davalının şirket ortaklığından çıkartılması talebi yönünden, TTK 640/3 ve 636/3. maddelerine göre, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin, şirket ortağının ortaklıktan çıkartılmasını talep edebileceği, ancak TTK 616/1. fıkra (h) bendi gereği şirket tarafından bu davanın açılabilmesi için genel kurul kararının gerektiği ve bu konuda bir genel kurul kararının bulunmadığı, bu nedenle bu davanın reddi gerektiği, davalı aleyhine açılan sorumluluk talepli dava yönünden ise, TTK 644/1. fıkra (a) bendi yollamasıyla TTK 553. maddesine göre, kusurlu davranışları ile kanundan ya da şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal eden müdürlerin şirkete karşı verdikleri zararların tazmini talebi ile şirket ortaklarınca dava açılmasının mümkün olduğu, davalının eylemleri sebebi ile şirket zararının oluştuğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle sorumluluk davasının da reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalı …’ın şirket müdürlüğünden azline, davacının fazlaya ilişkin diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiş, davacının şirkete ek kararla kayyım atanmasına karar verilmesine ilişkin talebi de ek karar ile reddedilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve kayyum atanması talebinin reddine ilişkin ek kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, ortağın açtığı sorumluluk davasında genel kurul kararı alınması yönündeki ilk derece mahkemesi kararı doğru değilse de davalının eylemleri sebebiyle dava dışı şirketin zararın oluştuğunun ispat edilememesine göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.