Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/11303 E. 2022/18026 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11303
KARAR NO : 2022/18026
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/03/2021 tarihli ve 2020/3624 soruşturma, 2021/2297 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/04/2021 tarihli ve 2021/2155 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08/08/2022 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2022 tarihli ve KYB. 2022-112671 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli …’in, Suriye bölgesinde sözleşmeli er olarak görev yaptığı, şüphelinin 2. nci Tnk. Tk. K.Tnk. Tğm …’ın danışmanlık eğitimi verdiği sırada sallanarak ve ellerini ovuşturarak laubali davranışlar sergilemesi, …’ın neden bu şekilde davrandığını sorması üzerine ”ben böyle rahatım, benim canım böyle istiyor” dediği ve derhal davranışlarını düzeltmesi ve esas duruşa geçmesi 4 kez söylenilmesine rağmen esas duruşa geçmemesi üzerine emre itaatsizlikte ısrar suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda, şüphelinin verilen emri yerine getirmemesi halinde yazılı emir verilerek emrin yerine getirilmesinin istenmesi gerektiği, somut olayda ikinci kez yazılı emir verilmemesi nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun “İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası” başlıklı 87. maddesinde yer alan ” Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.” şeklindeki düzenlenmeye göre, emre itaatsizlik suçunun, birden fazla hareketli bir suç olduğu, somut olayda, şüphelinin danışmanlık eğitimi sırasında sallanarak ve ellerini ovuşturarak laubali davranışlar sergilemesi, üstünün neden bu şekilde davrandığını sorması üzerine ”ben böyle rahatım, benim canım böyle istiyor” demesi ve derhal davranışlarını düzeltmesi ve esas duruşa geçmesi 4 kez söylenilmesine rağmen esas duruşa geçmeyip sallanarak askeri düzen ve terbiyeye aykırı davranışlarda bulunduğu anlaşılan şüphelinin üzerine atılı suçla ilgili delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, şüphelinin psikiyatri tedavisi gördüğünü savunması ve Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 08/10/2020 tarihli raporunda ”travma sonrası stres bozukluğu” hastalığı olduğunun belirtilmesi karşısında, şüphelinin işlediği iddia edilen suçla ilgili 5237 sayılı Kanun’un 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı olup olmadığının araştırılması ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 26.04.2021 tarihli ve 2021/2155 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 08.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.