Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2419 E. 2022/8016 K. 10.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2419
KARAR NO : 2022/8016
KARAR TARİHİ : 10.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.09.2020 tarih ve 2018/820 E. – 2020/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2020/1133 E. – 2020/1210 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili hakkında Kayseri 4. İcra Dairesi’nin 2015/21609 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bonolarda davacının “avalist” olduğunu, takip dayanağı bonolarda keşide yerinin yazılı olmadığını, bono vasfını taşımadıklarını, avalistin borcunun asıl borca bağlı borç olması nedeniyle avalin geçerli olamayacağını, bonolarda malen kaydının yazılı olması nedeniyle davalının mal teslimi yaptığını ispat etmesi gerektiğini, bonolar altındaki avalist imzasının davacıya ait olmadığını iddia ederek davacının söz konusu takip ve dayanağı bonolar sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu icra takibinin 2015 yılında yapıldığını, davacı işyerinde haciz işlemi yapılıncaya kadar davacının borçlu olmadığı yönünde hiçbir iddiada bulunmadığını, davacının kötüniyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının Kayseri 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/21609 esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 13.03.2015 tanzim, 30.06.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.07.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.10.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli ve 30.11.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, dava ve takip bedeli olan 154.833,89 TL’nin %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu senetlerin keşide yerinin bulunmaması nedeniyle kambiyo senedi niteliğini taşımadığından yapılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik mahkeme kararında yazılı açıklamalara, sebep ve gerekçelere göre kararda bu yönden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacının istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, belirtilen nedenlerle davalının sair istinaf nedenlerinin de yerinde görülmediği, ancak davalı aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatı yönünden yapılan istinaf incelemesinde, sadece senetlerdeki şekil eksikliğinin kötü niyetin varlığını ispat bakımından yeterli olamayacağı, bu sebeple davacının kötü niyet tazminatı talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine, davanın kabulü ile davacının Kayseri 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/21609 esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 13.03.2015 tanzim, 30.06.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.07.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.10.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli ve 30.11.2015 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle kambiyo vasfı bulunmayan takip ve dava konusu senetlerden dolayı davacının avalist olarak da sorumlu tutulamayacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.932,53 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.