YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2585
KARAR NO : 2022/8020
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Orhangazi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.12.2020 tarih ve 2019/198 E. – 2020/304 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 17.06.2010 tarihli elektrik enerjisi satım sözleşmesi kapsamında davalı şirketten elektrik enerjisi satın alındığını, anılan sözleşmenin elektrik enerjisi birim satış fiyatı başlıklı 12. maddesi gereğince TEDAŞ tarifesinden 99919120 numaralı abonelik için %7, 99919130 numaralı abonelik için ise T1 için %4, T2 için %4 ve T3 için %3 indirim uygulanacağının hükme bağlandığını, davalı şirketin TEDAŞ’ın 2011 tarifesindeki indirimi dikkate almadan TEDAŞ’ın kendi tüketicileri için uygulamaya koyduğu perakende satış bedelini enerji birim fiyatına ilave ederek davacıdan tahsil etmeye başladığını, aktif enerji birim satış fiyatına perakende satış bedeli ilavesinin imzalanan sözleşmenin 12. maddesine aykırı olduğunu iddia ederek fazla tahsilat yapılan 332.308,97 TL’nin temerrüt ihtarı (19.03.2011) tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile aralarında imzalanan sözleşmenin 12. maddesi gereği elektrik enerjisi için bir birim fiyat belirlendiğini, bu birim fiyatın 2010 yılı TEDAŞ tarifesinin dağıtıcı şirketten enerji alan tüketiciler için belirlenen tarifeler bölümünde belirlenen rakamlar referans alınmak üzere tespit edildiğini, davacı şirketten perakende satış bedeli (PSH) tahsil edilmediğini, bu şekilde de 2011 yılı içerisinde davacı şirketten tahsil edildiğini, kesilen faturaların davacı şirket yetkilisi tarafından uygunluğunun tespit edildiğini, davacıdan perakende satış bedeli tahsil edilse bile bunun imzalanan sözleşmenin 5. ve 17. maddeleri uyarınca uygun olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin elektrik enerjisi birim satış fiyatı başlıklı 12. maddesinin “Aktif enerji birim satış fiyatı, Tüketici ile üzerinde anlaşmaya varılmış olan diğer tüm vergiler hariç (enerji fonu, trt payı, bel. Tük vergisi, perakende satış bedeli, il. sis. kul. bed., KDV) TEDAŞ tarifelerinden; “diğer tüm dağıtım sistemi Kullanıcı tüketiciler: Bara Hattı için olan tarife birim fiyatına 99919120 nolu aboneliği için %7, 99919130 nolu aboneliği için ise T1 için %4 T2 için %4 ve T3 için %3 indirim uygulanarak bulunur.” şeklinde düzenleme içerdiği, bu madde düzenlemesi uyarınca davalı şirketin TEDAŞ’ın kendi tüketicileri için uygulamaya koyduğu perakende satış bedelini, enerji birim fiyatına ilave etmeksizin fatura bedelini yapılan indirimler dikkate alarak belirlemesi gerektiği, aşamalarda alınan tüm raporlarda ve bozma ilamına uyulması neticesinde alınan 06.04.2020 tarihli kök ve 07.09.2020 tarihli ek raporda da davalı şirketin sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen indirimleri, perakende satış bedeli dahil birim fiyat üzerinden yapmış olduğu, oysa perakende satış bedeli dahil birim fiyat üzerinden sözleşmenin 12. maddesine göre indirim yapılması hususunun bu maddeye aykırılık teşkil ettiğinin aşikar olduğu, zira madde de perakende satış bedeli hariç birim fiyatı üzerinden indirim yapılacağı hususun açık bir şekilde düzenlendiği, aşamalarda alınan 4 farklı rapor arasında çelişkiyi gideren dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli 06.04.2020 tarihli kök ve 07.09.2020 tarihli ek raporun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.308,97 TL’nin temerrüt tarihi olan 19.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek T.C Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2017 tarih, 2016/32 esas ve 2017/2190 karar sayılı bozma ilamına uyulmasından sonra 06.04.2020 tarihli kök rapor ve 07.09.2020 tarihli ek rapor alınarak hüküm tesis edilmiş ise de, alınan bu raporlar uyuşmazlığı çözer nitelikte olmadığı gibi bozma ilamını karşılamamakta, Yargıtay denetimine elverişli bir irdeleme ve değerlendirme içermemektedir. Bu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu sebeple talimat yoluyla Ankara Mahkemeleri aracılığıyla konusunda uzman bir heyetten (içinde mutlaka sektör bilirkişisinin/bilirkişilerinin bulunduğu), tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlığı irdeleyen, konuyla ilgili gerekli teknik açıklamayı denetime elverişli şekilde yapan, daha önce dava dosyasında alınan raporları ayrıntılı olarak değerlendirilip telif eden, görüş olarak varılan kanaati gerekçeli olarak tartışan, denetime elverişli bir rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.