YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3426
KARAR NO : 2022/8786
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/774 E. – 2019/375 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2019/1231 E. – 2021/326 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av….dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 24.07.2006 tarihinde taraflar arasında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imzalandığını, 30.10.2009 tarihinde imzalanan hisse satış sözleşmesi ile davacının özelleştirildiğini, davacı hisselerinin Alcen Enerji Dağ. A.Ş.’ye satışına ilişkin 30.10.2009 tarihli sözleşmede 24.07.2006 tarihli sözleşmenin yürürlükte ve geçerli olduğunun kararlaştırıldığını, TEDAŞ’ın 26.10.2010 tarihli yazısında her ne kadar İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24.07.2006 tarihinde imzalanmışsa da fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar TEDAŞ ile şirketlerin ayrılmaz bir bütün olduğunu, şirketlerin sermayelerinin tamamının TEDAŞ’a ait olduğundan bu dönemde yapılan işlem ve faaliyetlerden doğan hakların TEDAŞ’a ait olduğunun değerlendirildiğini, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imza tarihinden sonra dahi fiili devir tarihine kadar sorumluluğun da TEDAŞ’a ait olmasının gerektiğini, 12.08.2007 tarihinde meydana gelen bir iş kazası nedeniyle Kayseri 2. İş Mahkemesinin 2010/421 sayılı kararı uyarınca davacının 171.817.-TL ödediğini ileri sürerek şimdilik 20.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte, ilgili dosya için yapılan yargılama giderleri için de şimdilik 100.-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca imza tarihinden sonra meydana gelecek zararlara ilişkin sorumluluğun dağıtım faaliyetini yürüten davacı üzerinde olduğunu, bu tarihten sonra dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütülmediğini, talep edilen alacağın 12.08.2007 tarihli bir kazadan kaynaklandığını, müvekkilinin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacının dayandığı yazıya yanlış anlam verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7.4. maddesi uyarınca TEDAŞ’ın sorumlu olduğu dönemde gerçekleşen eylemler ve hukuki işlemlerden dolayı davalının sorumlu olduğu, rücuya konu davadaki iş kazasının işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedilmesinden sonraki bir döneme tekabül eden 19.06.2007 tarihinde meydana geldiği, taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümleri nazara alındığında sözleşme tarihinden sonra meydana gelen olaylarda davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeleri davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.