Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4578 E. 2022/8949 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4578
KARAR NO : 2022/8949
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.10.2017 tarih ve 2014/349 E. – 2017/449 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı şirket temsilcisi … tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.09.2020 tarih ve 2019/212 E. – 2020/637 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı şirket temsilcisi … tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, davacı şirketler ile davalı şirket arasında uzun yıllara dayanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, yaklaşık 20 yıldır davacı şirketlerin, davalı şirketten mal almakta ve malın bedelini vade tarihinde ödemekte olduğunu, davacı şirketin bazen sipariş verdiği malları teslim almadan davalı şirkete malın bedelini ödemekte ve bazen de sipariş ettiği malları teslim aldıktan sonra bedelini ödediğini, karşılıklı güven ilişkisine dayanarak teminat olmak üzere keşidecileri davacılar olan dava konusu çekleri, 20.01.2004, 20.02.2004 ve 25.03.2004 tarihli protokoller gereğince davalı şirkete verdiklerini, yapılan protokol ile söz konusu çeklerin mal ve hizmet karşılığı olmadığı sadece teminat olarak verildiğini, borç olarak verilmediğini, başka şahıslara ciro edilemeyeceğini, çeklerde tahrifat yapılamayacağını ve vade bitiminde çeklerin iade edileceğinin belirtildiğini, protokolde belirtilen bu hükümlere karşı davalı şirketin finansman müdürü …’ un çekleri de dahil olmak üzere davalı şirketin diğer müşterilerinden de aldığı çekleri ve kıymetli evrakları alarak ortadan kaybolduğunu, teminat olarak verilen herhangi bir borç ve hizmet ilişkisinin karşılığı olmayan sadece ve sadece teminat olarak verilen ve vadesinde iade edilmesi gereken davacılara ait çeklerin akıbetinin belli olmadığını, davacıların bu çeklerin karşılığında herhangi bir mal almadığı gibi herhangi bir borcunun da bulunmadığını ileri sürerek dava konusu çeklerin iptaline, bu çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin davalının ikametgah mahkemesi olan İstanbul Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, husumet yönünden ise; davalı şirketin, davacılar ile dava konusu çeklerle ilgili herhangi bir anlaşması ve iddia edildiği gibi bir protokolünün olmadığını, dava konusu çeklerin davalıya gönderilmemiş olduğunu, davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, esas yönünden ise; dava konusu çekleri şirketin finansman bölümü çalışanı …’a gönderdiklerinin açık olduğunu, dava konusu çeklerin …’a gönderilmesinin sebebinin ise piyasada kırdırılıp, bedellerinin davacılara havale edilmesi olduğunu, …’un ortadan kaybolmasından sonra davacılardan …’ in şirketlerine gelerek dava konusu çekleri kırması için …’a gönderdiğini, onunda çeklerin bir kısmını kırarak parasını kendisine gönderdiğini, bir kısmını göndermediğini, göndermedikleri çekler için de çeklerin ödeme günü geldiğinde bu çekleri …’un kendisinin ödeyeceğini beyan ettiğini, …’un şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığını, şirket kayıtlarında da bu çeklerin görünmediğini, aralarında yapılan bir protokol olmadığını, …’un yaptığı sahtecilik ve dolandırıcılık nedeni ile … hakkında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2004/22651 Hazırlık sayılı dosyasında şikayet yaptıklarını ve tahkikatın devam ettiğini, davaya konu çeklerin şirketleri ile hiç bir alakasının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini itemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl dava ve birleşen davada davaya konu çeklerin keşide edildiği tarihte çekleri alan ve ciro eden …’un şirkette hizmet sözleşmesi ile çalışan sıfatının bulunduğu, bunun dışında kambiyo senedi ile şirketi borçlandırıcı işlemler bakımından özel yetki verilmiş bir yetkili sıfatının bulunmadığı, davaya konu olayda da çeklerin şirket yetkilisi olmayan …’ a verilmesi, onun tarafından ciro edilmesi, teminat senedi olduğuna dair yapılan protokolün … tarafından yapılması sebebiyle şirketi temsile yetkili kişi tarafından yapılan iş ve eylemlerden …’ un şahsi sorumluluğuna gidilebileceği, şirketin bu durumdan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı şirket temsilcisi … tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıların çeklerin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı, davacıların davalı şirket ile yapıldığını iddia ettikleri protokollerin davalı şirket yetkilileri ile değil, davalı şirkette hizmet akdi ile çalışan …’ la yaptıkları ve davalı şirketi bağlayıcı niteliğinin bulunmadığı, davalı şirket yetkilisi …ve … hakkında açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, ceza mahkemesince kesinleşen ve hukuk hakimini bağlayıcı niteliği olan bir maddi vakıa tespitinin yapılmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı Ülkem Gıda Teks Tar Nak İnş İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve temsilcisi davacı …’in İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı şirket temsilcisi … temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava ticari alım-satıma ve çeke dayanan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen şekilde karar verilmiştir.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ”davaların istiklali prensibi” uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı … …’in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle bozma sebep ve şekline göre asıl ve birleşen davada davacı Ülkem Gıda Teks. Tar. Nak. İnş. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı … …’in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 13.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.