Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4479 E. 2022/8134 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4479
KARAR NO : 2022/8134
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14.03.2019 tarih ve 2018/208 E- 2019/108 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/1083 E- 2021/283 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından duruşmalı, davalı TPMK vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 86/095374 (95374), 92/005133(136998), 98/015881, 86/095377(95377), 88/101973(101973), 93/003335(143039), 86/092355(92355), 86/092430(92430), 2003/03493, 2003/03494, 2003/03495, 2003/03496 sayı ile tescilli “çizgi şekil”, “şekil”, “şekil”, “çizgi şekil”, “adidas”, “şekil”, “şekil”, “şekil”, “şekil”, “şekil”, “şekil”, “şekil” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki şekil ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/107333 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin itirazlara ve davaya mesnet Türkiye’de ve dünyada yüksek tanınmışlığa ulaşmış “üç şerit” markalarına tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davaya konu markanın ürün üzerinde kullanıldığında tüketiciler tarafından Adidas’a ait olan üç şeritli marka olarak algılanmasına özellikle giysi altında “üç şerit” olarak görülmesine ve bu suretle davacının “üç şerit” markaları ile iltibasa, tüketiciler nezdinde yanılma ve karışıklığa sebebiyet vereceğini, böylelikle davacı markalarının zarara uğrayacağını, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından başvuru sahibi aleyhine İstanbul 1.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2016/230 sayılı dosya ile tespit, durdurma, men, tazminat vd. taleplerle açılan davanın derdest olduğunu, anılan dava kapsamında alınan bilirkişi raporu ile mahkemece başvuru sahibi aleyhine verilmiş ihtiyati tedbir kararının da dosya kapsamında sunulduğunu, rapor ve ihtiyati tedbir kararı kapsamı ile davalı başvuru sahibinin kötü niyetinin ve iltibas saikinin açıkça anlaşılmakta olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2018-M-2841 sayılı kararın iptali ile başvurunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, dava konusu markanın, münhasıran şekil unsurundan oluştuğunu, markada özgün ve stilize edilmiş bir şekil kullanıldığını, üstü dikdörtgene benzeyen şeklin altındaki parçanın ise ayrılmış olduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının birbirine paralel, düz, standart üç şeritten oluştuğunu, bütünsel açıdan bakıldığında davacı markalarının davalı marka başvurusuyla benzer olmadığını, şekillerin tamamen farklı tasarım unsurları içerdiğini, davacının sunmuş olduğu delillerin, davalının marka ticareti yapmak, yedekleme veya şantaj yahut davacıyı engelleme, pazara girişini güçleştirmek veya davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiğinin kabulüne yeterli olmadığını, bu bağlamda kötü niyet iddialarının da yersiz olduğunu, savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının tescilli markaları arasında görsel olarak bir benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı algı ve izlenim itibariyle markalar arasında ayırt ediciliğe sahip önemli farklılıklar bulunduğunu, spor ayakkabılarında yan şerit ve çizgilerin kullanılmasının sıkça başvurulan bir yöntem olduğunu, bu nedenle spor ayakkabılarında kullanılan her yan şeridin sırf davacı şirket adına tescil edilmiş olunması sebebiyle sadece ve sadece Adidas markasını markasına ait bir şerit olduğu ve Adidas markasını anımsatacağının varsayılmasının mümkün olmadığını, davacının bahsi geçen yan çizgileri tescil ettirmiş olmasının yanında, piyasada yaygın olarak bulunan pek çok tanınmış marka ayakkabılarında da kullanıldığını, dolayısıyla söz konusu yan çizgiler şeklindeki işaretin zayıf bir marka olduğunun açıkça anlaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki 25. sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları, dava konusu markanın bir “şekil” markası olduğu, somut dava açısından, dava konusu marka ile davacının markalarının genel izlenim olarak benzer olmadığı, tüketici hafızasında farklı izler bıraktığı (siyah renkli üç çizgi markaları karşısında siyah dolgu içermeyen ve dikdörtgen içerisine yerleştirilmiş iki paralel çubuk şekli) ve aralarında iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, davacının şekil markaları ile dava konusu markasının genel izleniminin çok farklı olduğu, tüketici zihninde aynı imajı bırakmayacağı, tüketicilerin sonraki başvurunun önceki tescilli markalardan farklı bir marka olarak algılayabilecekleri, markalar arasında 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut olayda dava konusu markalar arasında benzerlik bulunmadığına ve iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağına kanaat getirildiğinden, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin uygulanması için gereken şartların da oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusunun üç çizginin alt ve üstten birleştirilmesi sureti ile oluşturulduğu, ayrıca şekilde bir taraftan dışarıya doğru bir çizginin de eklendiği, davacının itirazına mesnet markalarının da üç çizgiden oluşan bir şekilden ibaret olduğu, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusu arasında biçim, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira her iki markanın da esas olarak üç çizgiden oluştuğu, başvuru konusu ibaredeki çıkıntı şeklindeki çizginin yeterli farklılaştırma sağlamadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu itibarla davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davalının başvurusunun kapsamında bulunan emtia ile davacının itirazına mesnet markalarının aynı aynı tür olduğu, davacının itirazına mesnet markaları tanınmış marka olduğu ancak tarafların markalarının kapsamlarının aynı olması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesindeki koşulların değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, kötüniyet yönünden davalının daha önce de iş bu dava konusu başvurusuna benzer bulunan bir şekli 2015/59387 no ile başvuru konusu yaptığı, ancak başvurunun yayıma itiraz sonucunda reddedildiği, yine davalının 2010/18100 sayılı başvurusunun da itiraz sonucunda reddedildiği, dosya kapsamında bulunan görsellerden davalının başvuru konusu yaptığı şekil markasını döndürerek kullandığı, davalının markasını tescil ettirdiği şekli ile kullanmamasının bu davanın konusu değil ise de, başvuru konusu markanın döndürülerek kullanılmasının başvuru saiki hakkında kanaat vereceği, diğer yandan davalı şirketin davacı ile arasındaki ihlal davası devam ederken, 20/12/2016 tarihli tedbir kararından hemen sonra 29/12/2016 tarihinde dava konusu başvuruyu yaptığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının başvurusunun iyi niyetli olmadığı, kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 2018-M-2841 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı şirket adına tescil edilen dava konusu 2016/107333 nolu “şekil” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine,21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.