YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4268
KARAR NO : 2022/8177
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04.07.2018 tarih ve 2017/268 E- 2018/292 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.12.2020 tarih ve 2019/809 E- 2020/1202 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının faaliyet gösterdiği sektörde oldukça iyi bilinen ve tanınan şirketlerden biri olduğunu, 500’ü aşkın tescilli çoklu tasarım ve 200’ü aşkın tescilli veya başvuru aşamasındaki markanın sahibi bulunduğunu, “GÜRAL” esas unsurlu birçok tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalılardan …’nin davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve hakim ortağı İsmet Güral’ın yeğeni olduğunu, tüm kardeşlerin, bir dönem ortak olarak sahip oldukları işletmeleri paylaştığını ve bu kapsamda davacıya “GÜRAL” ve “…PORSELEN” markaları bırakılırken, “KÜTAHYA PORSELEN”, “NG KÜTAHYA SERAMİK PORSELEN TURİZM A.Ş.”, “NG KÜTAHYA”, “NG” markalarının ise diğer kardeşlere ve ortağı oldukları şirkete bırakıldığını, davalı gerçek kişinin 2015/42734 sayılı “…” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya davacı tarafından yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığınca 08. ve 21. sınıfta yer alan mallar bakımından kısmen kabul edilerek bu malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, davacı tarafından bu karara yapılan itirazın YİDK tarafından kısmen yerinde görüldüğünü ve 11, 19, 20 ve 35. sınıflarda yer alan bir kısım mal/hizmetlerin de başvuru kapsamından çıkarılmasına karar verildiğini, oysa 29. ve 30. sınıflarda yer alan mallar hariç olmak diğer mal ve hizmetlerin tamamı yönünden başvurunun reddinin gerektiğini, tüzel kişi olan “…PORSELEN” üzerinde herhangi bir hakkı, ortaklığı, pay sahipliği olmayan ve içinde davalı gerçek kişinin de bulunduğu “GÜRAL” soy ismini taşıyan tüm aile fertlerinin, soy isimlerinin …olması sebebiyle marka üzerinde hak yaratma çabasıyla hareket ettiklerini ve bu kapsamda başvurusu yapılan pek çok marka hakkında açılmış davaların bulunduğunu, davalı markasının tescil edilmesi halinde, davacının tanınmış markasından doğan itibarının zedeleneceğini, davalı tarafın yaptığı bu başvurunun sadece kendi isim ve soy ismi üzerinden kendisine şahsi hak yaratma çabası olmadığını, dava konusu ibarenin tesadüfen seçilmediğini ve kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2017-M-4479 sayılı kararının, 29. ve 30. sınıftaki mallar hariç olmak üzere başvuru kapsamındaki diğer tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, tescil edilmiş ise 2015/42734 sayılı markanın 29. ve 30. sınıftaki mallar hariç olmak üzere başvuru kapsamındaki diğer tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadıklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının “…” ibareli başvurusu ile davacının “GÜRAL” ve “…PORSELEN” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler yönünden ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan mal ve hizmetler algısı oluşmayacağı, başvuru kapsamında bırakılan mal/hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesindeki tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususlarının ispatlanamadığı, yine başvuru kapsamında bırakılan mal/hizmetler yönünden dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş. ve TÜRKPATENT arasındaki davalar sonucunda verilen kararlardan, taraf şirketlerin ortaklarının kardeş ve “GÜRAL” ibaresinin soyadları olduğu, “GÜRAL” ibaresinin davacının tescilli markalarının esaslı unsuru ve ticaret unvanının ayırt edici ek kısmı olduğu, bu bakımdan da “GÜRAL” ibaresini ticaret alanında kullanma hak ve yetkisinin davacıya ait bulunduğu, NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş.’nin bu ibareyi kullanabilmesinin, ancak davacının muvafakatine bağlı olduğu, NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş. ortağı Nafi Güral’ın davacı şirketten ayrıldığı dönemde, tarafların “GÜRAL” ibaresini serbestçe kullanma konusunda anlaştıklarını ileri sürmüş ise de davacının bunu kabul etmediği, adı geçenin de bu tür bir anlaşmayı tevsik eden herhangi bir sözleşme örneği sunmadığı, öte yandan dava dışı Heriş Seramik firması tarafından davacıya devredilen markaların, NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş. tarafından kullanılabileceğine dair bir lisans sözleşmesinin de bulunmadığı, NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş.’nin gerçek hak sahipliğine dayalı kullanımının, davacı tescilinden sonra gerçekleştiği, dolayısıyla gerçek hak sahipliğinin bulunmadığı, davacının “GÜRAL” ibaresi üzerinde önceki markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğu, NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş.’nin, davacının tescilli “GÜRAL” markalarının varlığından haberdar olduğu halde, bu markayı esas unsur olarak içeren tescilsiz marka kullanımının iyi niyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşıldığı, davalı gerçek kişi de, söz konusu davanın tarafı olan NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş.’nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi ve söz konusu devirleri gerçekleştiren Nafi Güral’ın kızı olduğu, davalı gerçek kişinin babasının, kardeşinin ve diğer birçok akrabasının “GÜRAL” ibaresini içeren marka tescil başvurusunda bulunduğu, bu başvurularının bir kısmının idari aşamada bir kısmının ise dava yoluyla sonuçsuz kaldığı, davalı gerçek kişinin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu NG Kütahya Seramik Porselen Tur. A.Ş. ile davacı arasında “GÜRAL” markasına ilişkin çok sayıda davanın görüldüğü, bu davalarda “GÜRAL” ibaresi üzerindeki hak sahibinin davacı olduğunun belirlendiği, yine davacının babası, kardeşi ya da diğer çok sayıda akrabası tarafından “GÜRAL” ibaresinin marka olarak tescili için yaptıkları marka başvurularının sonuçsuz kaldığı, bu davalarda da davacının hak sahipliğinin tespit edildiği, davalı gerçek kişinin bu davalardan haberdar olmamasının mümkün bulunmadığı, buna rağmen davacının “GÜRAL” ibareli markaları iltibasa yol açacak derecede benzer nitelikteki ve hemen hemen 1’den 45. sınıfa kadar tüm mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuruyu yapmasının iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, diğer bir deyişle belirtilen davalara rağmen sürekli ve ısrarlı biçimde davacı markalarından haksız faydalanmaya ya da tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde davacının markasından faydalanmasını engellemeye çalıştığı, dolayısıyla davalının marka tescilinde TMK’nın 2. ve 556 sayılı KHK’nın 35/1 maddesi anlamında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK’in 13.06.2017 tarih, 2017-M-4479 sayılı kararının, 29. ve 30. sınıflarda yer alan mallar dışında başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden ve davacı itirazlarının reddi bakımından kısmen iptaline, davalı … adına tescilli markanın, 29. ve 30. sınıflarda yer alan mallar dışında marka kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.