YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2760
KARAR NO : 2008/6111
KARAR TARİHİ : 17.10.2008
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, … Verem Savaş Dispanseri Hizmet Binası Doğalgaz Baca işinin yapılmayan işçiliğinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasıyla, ödenen 1.000,00 YTL alacağın davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne ve kendisinin Verem Savaş Dispanseri Hizmet Binasının Doğalgaz Baca işinin yapılmayan işçiliğinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine; istirdat davasının reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, (1.000,00 YTL) değer gösterilerek bu miktarın peşin başvuru harcı yatırılarak açılmıştır. Davada, az yukarıda açıklandığı üzere; menfi tespit ve alacağın tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Menfi tespitin konusu olan dava değeri gösterilmemiş, mahkemece de bu hususta davacı isticvap edilmemiştir. İİK’nın 72. maddesi hükmü gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Somut olayda da dosya kapsamındaki 16.10.2007 tarihli bilirkişi raporunda menfi tespit davası konusu olan işin bedeli (1.357,00 YTL ve 3.000,00 YTL) olmak üzere ayrı ayrı gösterilip açıklanmıştır. Toplam dava değeri dikkate alındığında HUMK’nın 427. maddesi hükmü gereğince, kararın temyizinin olanaklı olduğu anlaşılmıştır. Ancak Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince mahkemece eksik harç dahi tamamlanamamıştır.
HUMK’nın 388 ve 389. maddeleri hükümleri gereğince, hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle tarafları, yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Özellikle, ilâmın yerine getirilmesi sırasında şüphe ve tereddütler meydana getirerek ilâmın infaz edilmemesi gibi durumları ortaya çıkaracak şekilde açık olmayan hükümler HUMK’nın 389. maddesi hükmüne aykırıdır. Bu hukuksal nedenlerle, yargı kararları bağımsız ve koşulsuz, yerine getirmede kuşku uyandırmayacak derecede açık ve kesin olmalıdır. Diğer yandan, mahkeme kararı Anayasa’nın 141. maddesi hükmü gereğince, gerekçeli olmalıdır. Mahkemece verilen karar yukarıda özetle açıklandığı üzere, HUMK’nın 388-389. maddeleri hükümleriyle, Anayasa’nın 141. maddesine aykırı olduğundan kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 17.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.