Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/2770 E. 2008/6109 K. 17.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2770
KARAR NO : 2008/6109
KARAR TARİHİ : 17.10.2008

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davalı tarafından yapıldığı bildirilen PVC kapı ve pencere sisteminin ayıplı olması sebebiyle sökülerek ayıpsız olan yenilerinin takılması; olmadığı takdirde ise iş bedeli olarak davalıya ödendiği ileri sürülen 2.270,52 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile bilirkişi … tarafından sunulan 11.09.2007 tarihli raporun sonuç bölümündeki 4. ve 5. paragrafındaki eksikliklerin 10 gün içinde davalı tarafından yerine getirilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının taşınmazına PVC kapı ve pencere sisteminin yapılması işini davalının yüklendiğine ilişkin yanlar arasında “sözlü sözleşme” yapıldığı çekişmesizdir. Davada, yapılan işin kabul edilemeyecek derecedeki ayıbın giderilmesi; olmadığı takdirde, ödenen iş bedelinin iadesi istenmiştir. Buna göre, dava kademeli olarak açılmış bulunmaktadır.
Borçlar Yasasının 360. maddesi hükmünde; işin ayıplı olarak tamamlanması halinde açık ayıplarda aynı Kanunun 359. ve gizli ayıplarda ise 362. maddelerine uygun olarak yükleniciye ayıp ihbarında bulunulması durumunda iş sahibine tanınan haklar açıklanmıştır. Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı davalı yanca savunulmadığı gibi buna yönelik yanlar arasında uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Borçlar Kanunun 360. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere; iş-eser işsahibinin kullanamayacağı ve nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine önemli ölçüde aykırı olursa, iş-eser sahibi, o eser-işi kabulden kaçınabilir. Eser-işdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık açıklanan ölçüde önemli değilse, iş-eser sahibi değerdeki eksiklik oranında bedelin indirilmesini; eğer, kusurların giderilmesi büyük harcamaları gerektirmiyorsa, yüklenici tarafından eserin onarılmasını isteyebilir. Somut olayda ise, davacı ilk talebinde işin kabul edilemeyecek derecede ayıplı yapıldığını ileri sürmüştür. Oysa davaya dayanak alınan bilirkişi raporunda ayıbın giderilebileceği açıklanmıştır. Ancak bilirkişinin raporunda açıklandığı üzere imalatçı firmalarla görüşme yapılarak raporunu düzenlediği anlaşılmaktadır. Ne var ki; raporun kapsamı incelendiğinde de hüküm vermeye elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. (HUMK. Madde 275,284) Bu sebeplerle, öncelikle uyuşmazlık konusu işi bilir uzman bilirkişi aracılığıyla, yerinde keşif yapılmak suretiyle, “ayıbın derecesinin saptanması ve az yukarıda açıklanan yasal haklardan hangisini davacının kullanabileceğinin belirlenmesi ve davacının kullanması gereken hakkına göre ayıpla ilgili davacının talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, yapılan işin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olması durumunda yanlar arasındaki sözleşmenin feshi ile davacının, iş bedeli olarak ödediğini yasal delillerde kanıtladığı iş bedeli tutarının yükleniciden tahsiline ve yapılanın yükleniciye iadesine, sözleşmenin feshi gerekmiyorsa; iş sahibinin kullanabileceği diğer haklarının mahkemece takdiriyle varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Borçlar Kanununun 97. maddesi gözetilmeden yazılı şekilde ayıpların davalı tarafından giderilmesine mahkemece karar verilmesi de kabul şekli bakımından doğru değildir. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 17.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.