YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2635
KARAR NO : 2008/6113
KARAR TARİHİ : 17.10.2008
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davacı tarafından hazırlanarak davalının inşaatının kalıplarına dökülen hazır betonun 3.469,20 YTL tutarındaki bedelinin tahsili istemiyle davalı hakkında adi takip yoluyla … İcra Müdürlüğü’nün 2007/1147 takip sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine borçlu davalının vâki itirazının, İİK’nın 67. maddesi hükmü gereğince iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve icra takibinin 3.469,20 YTL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… İcra Müdürlüğü’nün 2007/1147 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı davacı tarafça 27.11.2006 tarih ve B-111 numaralı faturanın dayanak alındığı anlaşılmaktadır. Ancak, davada icra takibine dayanak alınan faturaya delil olarak dayanıldığı gibi; 25.09.2006 tarihli ve “hazır beton sözleşmesi” başlıklı sözleşme de davacı tarafından sunulmuştur. Bu sözleşme kapsamı incelendiğinde niteliğince; Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlanan bir “eser” sözleşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır. Sözleşmeyi davacının, yüklenici; davalı vekili olduğunu bildirilen dava dışı …’un ise davalı iş sahibi vekili sıfatıyla imzalamış oldukları görülmektedir. Davalı, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmiş ve sözleşmeyi vekil sıfatıyla imzalayan …’a bu sözleşmeyi imzalaması için temsil yetkisi vermediğini ve dolayısıyla vekili olmadığını; esasen bu şahısla arasında inşaatının yapımı için önceden sözleşme yapıldığını ve yüklendiği işi yapmaması sonucu sözleşmenin iptâl edildiğini, inşatta kullanılan betonun bedelinin ise, …’a ödendiğini bildirmiştir. Buna göre, davalının yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr ettiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, dava değeri itibariyle yanlar arasında eser sözleşmesinin kurulmuş olduğunu ve iş bedelinin de istenebilir olduğunu davacı yüklenicinin HUMK’nın 288. maddesi gereğince yasal ve yazılı delille kanıtlaması zorunludur. Davacı tarafından yemin deliline dayanılmadığı gibi HUMK’nın 292. maddesi gereğince “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde delile dayanılmadığından; aynı Kanunun 289. maddesi hükmü uyarınca da davalının “açık onayı” olmadığından davacı, tanık deliliyle yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu kanıtlayamaz.
Diğer yandan, Borçlar Kanunu’nun 32/I. maddesi hükmü gereğince, yetkili temsilci tarafından bir kimse adına yapılan sözleşmenin alacak ve borçları, o kimseye geçer ise de; …’un davalının temsilcisi yani vekili olduğu yasal delillerle kanıtlanamadığı gibi, davalı tarafından yetkisiz temsilcinin yaptığı sözleşmeye davalının onay verdiği de kanıtlanamamıştır. Açıklanan bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; mahkemece, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.