Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/3791 E. 2007/8166 K. 25.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3791
KARAR NO : 2007/8166
KARAR TARİHİ : 25.12.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmü uyarınca iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece dava, davacının davaya konu ettiği fatura ve irsaliyelerinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş olduğunu kanıtlayamaması gerekçesiyle reddedilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2002/1227 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, davalı hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 26.708.780.800 TL. asıl alacak ve 3.241.223.000 TL. işlemiş temerrüt faizinin tahsilini istediği anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da, yasal süresi içinde açılmış olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Davacı, davalının kendisine sevk irsaliyeleri ile gönderip teslim ettiği ürünlere boya ve baskı işi yaptığını ve sevk irsaliyeleri ile iş sahibi davalıya teslim ettiğini ileri sürerek alacağının tahsilini istediği halde; davalı taraf, yanlar arasındaki kurulduğu iddia edilen akdî ilişkiyi inkâr etmeden, icra takibine dayanak alınan faturaların esasını teşkil eden mal ve hizmetlerin yapıldığının ve kendilerine teslim edildiğinin yazılı şekilde kanıtlanması gerektiğini savunmaktadır. Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmamıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere; esasen davalının ürünlerinin “boyama ve baskı işlerini” davacının yapmasına yönelik olarak “sözlü” sözleşme yapılmadığı da davalı tarafça savunulmamaktadır. Kaldı ki, dava dosyası kapsamında davalı iş sahibi tarafından ürünlerin davacı yükleniciye gönderilerek teslim edildiğini gösterir onbir adet sevk irsaliyesi bulunmaktadır. Mahkemece, sözü edilen sevk irsaliyeleri hakkında taraflar isticvap edilmemiştir (HUMK. mad. 213). Bu sevk irsaliyelerinin kapsamlarının doğruluğu saptandığı takdirde; akdî ilişki de davalı tarafça inkâr edilmediğine göre sevk irsaliyelerinde
gösterilen işin yapılarak davalı iş sahibine tesliminin yasal delillerle kanıtlanması durumunda yüklenici davacı, hakettiği iş bedelinin ödenmesini davalı iş sahibinden isteyebilir. Çünkü, Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi gereğince, yanlarca başka bir düzenleme yapılmamış ise, iş bedeli işin tesliminde istenebilir. Ayrıca, işin yapılıp tamamlanmış olarak iş sahibine teslim edildiğini ve bedelin istenebilir olduğunu yüklenici; iş bedelinin ödendiğini ise, iş sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir. Buna göre, davacıya gönderilen sevk irsaliyelerinin kapsamının doğru olması durumunda, işin yapılarak davalı iş sahibine teslim edildiğini yasal deliller kapsamında davacı, “tanık” delili ile kanıtlayabilir. Çünkü, “teslim” maddi olay olup, teslimin gerçekleştiği tanık delili ile kanıtlanabilir.
Diğer yandan iş bedelinin önceden taraflarca kararlaştırılmamış olması veya bedelde uyuşmazlık bulunması durumunda, iş bedeli Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince işin yapıldığı zamandaki piyasa rayiçlerine göre mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenir. O halde, sözü edilen sevk irsaliyeleri ve faturalarda gösterilen işlerin yüklenici davacı tarafından yapılarak davalı iş sahibine teslim edilmiş olduğunun yüklenici tarafından kanıtlanması ve iş bedeli tutarında da yanlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde, iş bedeli tutarının anılan yasa hükmü gereğince mahkemece belirlenmesi gerektiğinin de göz önünde tutulması gerekir.
Mahkemenin kabulünün aksine, icra takibine davacı tarafından dayanak alınan faturaların davalı iş sahibine tebliğ edilememesi, uyuşmazlık konusu alacağın mevcut olmadığını kanıtlar yasal delil sayılamaz. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez. Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.