YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5485
KARAR NO : 2007/8169
KARAR TARİHİ : 25.12.2007
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu davalının vakî itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
….İcra Müdürlüğü’nün 2006/3938 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının adi takip yoluyla davalı hakkında başlatmış olduğu icra takibinde, 1.180,00 YTL asıl alacak ve 7.50 YTL işlemiş temerrüd faizinin tahsilini istediği anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da, yasal bir yıllık süresi içinde açılmış olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine 02.12.2005 tarih ve 206 sayılı adi yazılı sözleşme dayanak alınmıştır. Sözleşmeyi davacı şirket yüklenici; davalı ise, iş sahibi sıfatlarıyla imzalamıştır. İş sahibi şirketi temsilen şirketin ticari ünvanı üzerine imza atmak suretiyle sözleşme Hasan Gökmen tarafından imzalanmıştır. Davalı şirket, anılan şahsın şirketle ilgisinin bulunmadığını ve dolayısıyla sözleşmenin davalıyı bağlayıcı olmadığını savunarak yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. Hasan Gökmen, davalı şirketin ticari ünvanını yansıtan kaşesini kullandığına göre; ticari temsilci olması durumunda Borçlar Kanunu’nun 449.maddesi gereğince sözleşme davalıyı bağlayıcı olabileceği gibi; Borçlar Kanunu’nun 453.maddesi hükmü gereğince ticari vekil sıfatıyla yetkilendirmiş ise, yine davalı şirketi bağlayıcı olacaktır. Diğer yandan, yetkisiz temsilci sıfatıyla sözlemeyi imzalamış olsa dahi, açık ya da örtülü olarak davalı şirket tarafından sözleşmeye onay verilmiş ise BK’nın 32.maddesi gereğince sözleşmenin alacak ve borçları davalı şirkete geçer. O halde, sözleşmede imzası bulunan Hasan Gökmen’in HUMK’nın 248/4.maddesi gereğince mahkemece çağrılıp sözleşme hakkında ve yukarıda açıklanan hususlarda bilgisinin alınması zorunludur.
Diğer yandan sözleşmenin yanları bağlayıcı olmamasının mahkemece saptanması durumunda da, yapılan ilanlar davalı yararı için yapılmış ise, Borçlar Kanunu’nun 413.maddesi hükmünün uygulanabileceğinin de gözden uzak tutulmaması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve soruşturma sonucu yazılı şekilde mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.