YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2157
KARAR NO : 2008/4049
KARAR TARİHİ : 17.06.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ise de konusu itibariyle duruşmadan çıkartılarak incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1-Mahkemece verilen 2002/427 Esas ve 2003/1115 sayılı karar, davalı …’e İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde tutulan ticaret sicilindeki “Zuhuretbaba Mahallesi, Faziletli Sokak No:8/2 Bakırköy” adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi hükmü uyarınca 17.02.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Karar, davalı vekilince 14.11.2007 tarihinde temyiz edilmiş olup; mahkemece, HUMK’nın 432/I. maddesi uyarınca yasal temyiz süresinden sonra kararın temyiz edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 432/4. maddesi gereğince davalının temyiz isteminin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince yasal süresi içinde temyiz edilmiştir. Az yukarıda belirtilen davalı adresi, ticaret sicilinde yazılı tebliğe yarar adres olup; değiştiği halde davalı, yeni adresini bildirmemiştir. Buna göre, kararın 7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 35/son maddesi hükmü gereğince davalıya tebliği gerekirken, aynı Kanunun 21. maddesi hükmü uyarınca yapılan tebliğ işlemi doğru olmamıştır. O halde, Tebligat Yasası ve Tüzüğüne uygun şekilde davalıya karar tebliğ edilmemiştir. Bu yasal nedenle, davalının bildirdiği 01.11.2007 tarihinin kararın tebliğ tarihi olarak kabulü zorunludur. Bu durumda davalı temyizinin HUMK’nın 432. maddesi hükmünde öngörülen süresi içinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemenin 2002/427 Esas ve 2003/1115 Sayılı davalının temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin, mahkemece verilen 17.12.2003 tarih ve 2002/427 Esas ve 2003/1115 sayılı kararı hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, yanlar arasında yapıldığı ileri sürülen 13.07.2001 tarihli ve “sözleşme” başlıklı adi yazılı sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup; gecikme tazminatı kapsamında kira tazminatı ile eksik iş bedelinin tutarı olan 23.039,01 YTL alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak 27.039,00 YTL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde davalının adresi olarak yazılan “Zuhuretbaba Mahallesi, Faziletli Sokak No:8/2 Bakırköy-İstanbul” adresi, yanlar arasındaki sözleşmede davalı adresi olarak gösterilmiştir. Bu adres, davalının tescilli bulunduğu İstanbul ticaret Sicilinde de kayıtlıdır. Mahkemece, duruşma gün ve saatini bildirir, dava dilekçesini içerir şekilde gönderilen tebligat, davalının bu adresten taşınmış olması sebebiyle mahkemesine iade edilmiştir. Mahkemece, zabıta aracılığıyla yaptırılan araştırma sonucu sözleşme ve ticaret sicilinde yazılı olan adresini davalının terk etmiş olduğu saptandığı halde, duruşma gün ve saatini bildirir ve dava dilekçesini içerir şekilde düzenlenen tebligat, nasıl tespit edildiği dosya kapsamından anlaşılamayan “Yenimahalle Hatboyu Caddesi No:66 Bakırköy-İstanbul” adresi üzerinden tebliğ gönderilmiş ve 24.09.2002 tarihinde Tebligat Yasası’nın 21. maddesi hükmü gereğince tebliğ edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/son maddesi hükmü gereğince, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile taraflar arasında yapılan., imzası resmi merciiler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişikliklerin tebliği yapılmış olan kaza merciine bildirilmemesi durumunda veya yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde belirtilen yerlerdeki adreslere tebligat yapılır. Somut olayda da, davalının kayıtlı olduğu İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tutulan ticaret sicilinde, sözleşmede yazılı davalı adresi, aynen kayıtlıdır. Davalının yeni adresini, davacı tarafa ve mahkemeye bildirmediği, adresin değiştirilmiş olduğu saptandığı gibi; yeni adresi de bilinmediği halde, mahkemece 7201 sayılı Kanunun 35. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıya tebligat yapılması gerekirken bu yasa hükmüne aykırı tebligat işlemi yapılmıştır.
Davalı taraf, mahkemeye çağrılmadığını ve dolayısıyla savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek bu hususu diğer temyiz nedenleri arasında temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür. HUMK’nın 73. maddesi hükmü gereğince, dava dilekçesinin kanun ve tüzük hükümlerine uygun ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde davalıya tebliğ edilmesi, savunmasını yapabilme olanağının sağlanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde işin esasının incelenerek bir hüküm kurulması gerekmektedir. Taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağrılmadıkça hüküm kurulamaz. Aksi halde, savunma hakkı kısıtlanmış olur.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenlerle mahkemece verilen 19.02.2008 tarih ve 2002/427 Esas, 2003/1115 sayılı ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına; (2.) bentte açıklanan sebeplerle mahkemece verilen 17.12.2003 tarih, 2002/427 Esas ve 2003/1115 sayılı kararın, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.