YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2637
KARAR NO : 2008/6471
KARAR TARİHİ : 31.10.2008
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar …, … vekili ve …, …, … tarafından istenmiş, davalı …’ün temyiz dilekçesinin süresi dışında, diğer davalıların temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, … Müdürlüğü’ne ait … Eğitim Tesisi’nin elektrik güç artırımı işinde yüklenici davalı şirkete fazla ödeme yapılarak idareyi zarara uğratan davalılardan 2.232,46 YTL’nin tahsili istemine ilişkindir.
1-Davalılardan …, 10.09.2007 günlü dilekçesiyle temyiz isteminde bulunmuş ve hakim tarafından aynı tarihte dilekçesi havale edilmiş ise de; temyiz dilekçesinin mahkemenin temyiz defterine kaydının yapılmadığı anlaşıldığı gibi, temyiz başvuru harcının da yatırılmadığı saptanmış bulunduğundan ve bu sebeplerle yasaya uygun olarak temyiz başvurusunda bulunulmadığından davalı …’ün temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılardan … ve … vekili ile … ve …’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davada, davalı gerçek kişilerin ihale komisyonunu oluşturdukları ve 15.05.2001 tarih ve 26 numaralı aldıkları kararla … Müdürlüğü’nün … Eğitim Tesisindeki “elektrik güç artırımı” işinin yapımının, Müdürlüğün İhale ve Satın Alma Yönetmeliği’nin 20/3 ve 26. maddelerine istinaden 6.000,00 YTL + KDV bedelle ve pazarlık usulüyle davalı şirkete ihale edildiği; ancak, işlerin Bayındırlık Birim fiyatlarıyla yapılması gereken ödemelerin üzerinde ücretlendirilmesi gerekirken 2.232,46 YTL fazla ödemede bulunulduğu ileri sürülerek davalılardan tahsili istenmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 2.038,88 YTL’nin 18.07.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, 26.02.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporu hükme dayanak alınmıştır. Oysa, bu bilirkişi kurulu raporunda davalı ihale komisyonu üyelerinin zararlı sonuçtan sorumlu tutulmalarını gerektiren sebepler açıklanmamıştır. 02.11.2005 günlü bilirkişi kurulu raporu ile bu rapora ek 04.09.2006 günlü raporda da davalı gerçek kişilerin, gerçekleştiği ileri sürülen zararlı sonuçtan sorumlu olmadıkları açıklanmıştır. Mahkeme ise, hukuksal gerekçe göstermeden davalı gerçek kişilerin sorumluluğuna hükmetmiştir.
Davalı gerçek kişilerin, davacı idarenin zararlarından sorumlu tutulabilmeleri için Borçlar Yasası’nın 41. maddesinde öngörülen tüm unsurların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Çünkü, bu davalıların olayda sorumlulukları, kusura dayalı sorumluluktur. Anılan yasa hükmü gereğince, bir kimseyi ister bile bile, ister ihmal yoluyla olsun, hukuka aykırı olarak zarara uğratan kişi, o zararın tazmini ile yükümlüdür. Sorumluluk koşulları ise şunlardır:
a)Başka bir kimseye zarar verici bir eylem bulunmalıdır. Bu eylem, hukuka aykırı olmalıdır. Bir eylem, yürürlükteki hukukun kapsamına giren açık bir kuralı veya emir ya da yasaklamayı bozduğu zaman o eylem hukuka aykırıdır.
b)Haksız eylemi işleyen kusurlu olmalıdır. Haksız eylemden doğan sorumlulukta “kusur” sorumluluğun esasını teşkil eder. Yani, kusur varsa sorumluluk da vardır, kusur yoksa sorumluluk da yoktur. “Kast” ve “ihmâl” haksız eylem sorumluluğunun kurucu unsuru olan “kusur”un iki ayrı çeşidini teşkil ederler. Türk Sorumluluk Hukuku’nda kusurun belirlenmesinde “objektif ölçü” esas alınmaktadır. Zararla sonucun oluşmasını isteyerek haksız eylemin işlenmesi halinde “kast”ın; zararlı sonuç istenmemekle beraber bunun, gerçekleşmemesi için gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi halinde de “ihmalin” var olduğu kabul edilir. Kusurun belirlenmesinde; öncelikle zararın oluştuğu alan içinde normal olarak yapılması gereken davranış ve çalışmalar daha sonra da olay içinde; sorumlu olduğu iddia edilen kişinin gerçekleşen davranış ve tutumu belirlenmelidir. Olması gerekenle, gerçekleşen davranış ve tutum arasında bir fark varsa, bu takdirde kusurun varlığı kabul edilebilecektir. Kuşkusuz, kişilerin sorumluluğu belirlenirken de, kendisine verilen görev ve yetki sınırları, bu görev ve yetkinin idari düzen içinde işleyiş şekli ve bunun somut olay içinde gerçekleşme biçimi esas alınarak değerlendirilecektir.
c)Zarar, haksız eylem sonucunda gerçekleşmiş olmalıdır. Yani, zararlı sonuç ile haksız eylem arasında illiyet bağı kurulabilmelidir. Gerek tehlike sorumluluğunda, gerekse kusur sorumluluğunda uygun illiyet bağı gerçekleşmelidir.
Özetle açıklanan bu hukuksal çerçeve dahilinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemenin davalı gerçek kişilerin sorumluluğunu gerektiren hukuksal sebepleri araştırıp değerlendirmediği anlaşılmaktadır. Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü’nün İhale, Satın Alma, Ayniyat ve Demirbaş Yönetmeliği’nin 26. maddesinde “pazarlık yöntemi” ile ihale yapılabileceği düzenlenmiştir. Hükme dayanak alınan bilirkişi kurulu raporunda ihalenin “pazarlık yöntemi” ile davalı şirkete yapılmasında davalı görevlilerin az yukarıda açıklanan yasal sorumluluk koşullarına göre kusurlu bulunup bulunmadıkları açıklanmamıştır. Diğer bilirkişi kurulu raporunda ise, davalıların sorumlu olmadıkları soyut olarak açıklanmıştır. O halde, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunu sunan bilirkişilere veya yeniden bilirkişi kurulu oluşturularak inceleme yaptırılmak suretiyle hükmü temyiz eden davalı gerçek kişilerin, açıklanan yasal koşullarına göre, somut olayda sorumlu olup olmadıklarına yönelik rapor alınmalıdır. Kuşkusuz, bilirkişi kurulunca da ihale tarihi olan 15.05.2001 tarihi itibariyle pazarlıkla oluşturulan iş bedelinin piyasa fiyatlarına uygun olup olmadığı Ticaret Odası ve benzeri kuruluşlardan fiyat araştırması yapılarak elde edilecek verilerin iş ve kararlaştırılan iş bedeli ile değerlendirilmesi yapılarak; ihale komisyonunca karara bağlanan iş bedelinin kabul edilebilir olup olmadığının, raporda denetime elverişli şekilde açıklanması gereklidir. Tüm bu sebeplerle, hükmü temyiz eden davalıların varsa zararlı sonuçtan sorumluluğu gerektiren sebepler tespit edilip açıklanmadan; yazılı şekilde mahkemece hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenlerle davalı …’ün temyiz isteminin reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle davalı … ve … vekili ile … ve …’in temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın bu davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar …, …, … ve …’e geri verilmesine, 31.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.