Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/11995 E. 2006/13877 K. 27.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11995
KARAR NO : 2006/13877
KARAR TARİHİ : 27.11.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.11.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davalı Hazineye ait 30 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının, davacının 05.10.1990 tarih 7 numaralı tapu kaydının kapsamı içinde kaldığından bahisle iptali ile davacı adına tescili istenmiş, davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davacının dayandığı tapu kaydının … yere uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen davanın reddine dair karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uymamaktadır. Şöyle ki;
Kadastro tespiti sırasında … taşınmazın Kosta Kanakani’ye ait olduğunun bildirildiği, ancak bu kişinin teknisyenliğe başvurarak malik olduğuna dair bir belge ibraz etmediği gibi, taşınmazın evveliyatının kime ait olduğunun bilinmediği, zilyedlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamadığı, üçüncü derece doğal sit alanında kaldığı, doğal sit alanlarının korunması gereken alanlardan olduğu ve zilyedlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle 3092 m2 31 dm2 tarla vasfıyla … adına tesbit olunmuş, dava dışı … Genel Müdürlüğünün açtığı tesbite itiraz davası reddedilerek … adına hükmen tescil edilmiştir.
Davacı iki dönüm iki evlek miktarındaki tarla vasıflı 05.10.1990 tarih 7 numaralı tapu kaydına dayanmaktadır. Bu kayıt kadastro tespiti sırasında hiçbir parsele uygulanmamıştır. Geldisi Eylül 1302 yoklama 2522 numaralı kayda dayanan tapuyu davacı … oğlu Yani Butel adlı kişiden satın almıştır. Tapu kaydı üç hudutlu olup bu hudutta da gayrimüslüm kişilere ait taşınmazlar mevcuttur.
Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi … (1926 doğumlu) dava konusu taşınmazın evvelce …’a ve … adlı iki kız kardeş tarafından kullanıldığını, onlara kimden geçtiğini bilmediğini, daha sonra bu iki kız kardeş tarafından 1950’li yıllarda evlat edindikleri …’ye bağışladıklarını, Yani’nin taşınmazı bir süre kullandıktan sonra yaklaşık 20-30 sene kadar önce davacıya sattığını davacının dayanak tapusunun mevki ve sınırları itibariyle … parsele uyduğunu, taşınmazın kuzeyin kendi babası Kostanti Konakani’ye ait taşınmaz ve kısmen de adını İstaviryani olarak bildiği taşınmaz, batısında dedesi … ait yer, güneyde de yine … ait ayer bulunduğunu, tapu sınırlarının ve miktarının hiç değişmediğini, tapuda … olarak okunan sınırın şu anda 27 parsele tekabül ettiğini, …’den de Konyalı birisinin satın aldığını, ancak sonradan Hazineye yazıldığını, İstavir Yanos sınırının zeminde 29 parsele tekabül ettiğini ve çocukları tarafından ekilip biçildiğini, Mular veya Molar sınırının da 28 parsele tekabül ettiğini, dolayısıyle tapu kaydının üç sınırı itibariyle taşınmaza uyduğunu, kadastro beyannamesinde hak sahibi gibi görünen Kosto Kanakani’nin taşınmazla bir ilgisi bulunmadığını ifade etmiştir. Tanık …’da taşınmazın evvelce iki kız kardeş tarafından kullanıldığını, 1950 li yıllarda Yani Butel’e geçtiğini ve onun tarafından davacıya satıldığını, tapu hudutlarında isimleri yazılı kişilerin adada yaşadıklarını, ancak yerlerinin neresi olduğunu bilmediklerini açıklamıştır.
Tanık sıfatıyla ifadesi alınan tesbit bilirkişisi … ise, kadastro sırasında kendilerinin de anlayamadığı biçimde tesbitin … adına yapıldığını, kendisinin ve diğer tesbit bilirkişisinin beyanına dayanmadığını, kadastro teknisyenlerinin kendilerine güvenilmesini isteyerek tutanakları toplu olarak imzalattıklarını beyan etmiştir.
Teknik bilirkişi … 01.12.2005 havale tarihli krokili raporunda 05.10.1990 tarih 7 numaralı dayanak tapunun mevki ve hudutlarının … 30 sayılı parsele uyduğunu, sınırlardaki değişikliğin tedavüllerden ileri geldiğini bildirmiş, dayanak tapu kayıtlarının sınır komşularını kroki üzerinde işaretlemiş, taşınmazın içersinde ve çevresinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunmadığını, dayanak tapu miktarının yaklaşık 2500 m2 parselin alanının ise 3092,31 m2 olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi krokisinde görüldüğü gibi dayanak dapuda yazılı üç sınır 29-28 ve 27 parsellere tekabül etmektedir. Bu durumda; her ne kadar mahalli bilirkişi kuzey sınırının da sabit olduğunu ve kuzey sınır komşusunun babası … olduğunu söylemişse de, dayanak tapunun üç hudutlu olduğu nazara alındığında, mahkemece bilirkişiye dayanak tapu miktarı sabit hudutlarından başlanarak ölçtürülmek suretiyle parsel tapusundan miktar fazlası ayrılarak işaretlettirmeli, miktar fazlası için davanın reddine kalan kısım hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekir iken, olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın tümünün reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.