Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15528 E. 2022/10267 K. 14.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15528
KARAR NO : 2022/10267
KARAR TARİHİ : 14.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 29/11/2020 tarih 2020/İHK 20001 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili davalının …’ si olduğu aracın yaya konumunda bulunan müvekkili …’a çarptığını ve müvekkilinin malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107/1 uyarınca 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 97.143,34 TL sürekli iş göremezlik 3.384,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 100.527,34 TL ‘ye yükseltmiştir.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre Başvuru sahibinin talebinin kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin 97.143,34 TL ve bakıcı gideri tazminatına ilişkin 3.384,00 TL olmak üzere toplamda 100.527,34 TL nin davalıdan alınarak başvurana ödenmesine alacağa 17.06.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; bu karara davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, itiraz hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Davacı çocuk kaza tarihinde 5 yaşında olup, yaşı itibariyle velayet hakkına sahip olan anne ve babanın çocuk üzerinde gözetim yükümlülüğü bulunduğu izahtan varestedir.
Davacı çocuğun babasının soruşturma dosyasındaki ifadesinde; taksiden oğlu ile beraber indiklerini, taksinin kendilerini indirdikten sonra geri geri gitmeye başladığını, oğlunun mahalleden arkadaşlarını görünce bir anda yanından ayrıldığını ve koşarak arkadaşlarının yanına gittiğini, taksicinin de geri geri gelirken fark edemediğini ve oğlu Hüseyin’e çok yavaş bir şekilde çarptığını ve hemen taksiye bindirerek Atatürk Devlet hastanesi’ne götürdüğünü, olayın oğlunun bir anlık yanından ayrılması ve dikkatsizliği sonucu olduğunu, taksicinin bir kusuru olduğunu düşünmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada davaya konu trafik kazasına yönelik olarak kusur raporu alınmamış, davalının …’si olduğu araç sürücüsünün %100 kusuru üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Kusur tespiti açısından yapılan inceleme ve araştırma yetersizdir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, soruşturma dosyası ve davacı çocuğun babasının gözetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususu da değerlendirilmek suretiyle tarafların kusur oranlarının tesbiti amacıyla dosyanın, konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.