YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5198
KARAR NO : 2007/6207
KARAR TARİHİ : 24.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.7.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmadığı takdirde yapılan ödemelerin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı ferağa icbar suretiyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise yapılan ödemelerin istirdatına ilişkindir.
Mahkemece sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından, davacı da havale suretiyle gönderdiği ödemeleri satış vaadine karşılık yaptığını kanıtlayamadığından her iki istek kalemi de reddedilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
27.8.1973 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiştir. Gerçekten bu sözleşmede ferağın taşınmazın ifrazı ve kat irtifakı tesis edildiğinden verileceği yazılıdır. Tapudan gelen yanıttan ise binada kat irtifakı kurulmadığı, binanın bulunduğu zeminin halen tarla niteliği ile kayıtlı olduğu görülmektedir. Borçlar Kanununun 149.maddesi hükmünce bir aktin mevzuu ilerdeki bir hadisenin tahakkukuna bağlanmış ise bu akit şarta bağlı akit olur ve alacaklı o şart gerçekleşmeden aktin icrasını isteyemez. Mahkemece değinilen yasal durum gözetilerek tescil isteminin reddinde yasaya aykırılık yoktur. Ancak;
Davada ikinci kademede satışa karşılık yapılan ödemelerin faizi ile birlikte geri verilmesi de istenmiş davacının bu isteği havalelerin satış bedeli karşılığı gönderildiği kanıtlanamadığından reddedilmiştir. Ne var ki, incelenen 27.08.1973 günlü satış vaadi sözleşmesinde satış bedelinin 30 bin lira olarak kararlaştırdığı ve bu bedelin davacı tarafından “nakden ve defaten” ödendiği yazılıdır. Resmi senette yer alan bu hükmün davacı tarafından ayrıca ispatı gerekmez. Alacaklı olan davacı taşınmazın tesciline ilişkin hakkını elde edemediğinden Borçlar Kanununun 96.maddesi hükmünce kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat edemeyen borçludan zararının tazminini isteyebilir. O yüzden mahkemece davacı tarafın sözleşmede yapıldığı yazılan ödemenin dava tarihinin de ulaştığı değer güncelleştirme metodu ile bilirkişiye hesaplattırılmalı tazminat olarak bu bedelin tahsili hüküm altına alınmalıdır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.