YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4699
KARAR NO : 2022/7405
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.02.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili adına İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, … Mahallesi, 381 ada, 18 parsel sayılı taşınmazda 398 m2 yüzölçümlü yer için 17.07.1986 tarih ve 2814 no.lu tapu tahsis belgesi düzenlendiğini, tapu tahsis belgesinin tapuya şerh edildiğini, arsa bedelinin tamamının ödendiğini beyan ederek; 381 ada, 18 parsel sayılı taşınmazın 398 m2’sine tekabül eden payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “davanın kabulüne” dair verilen ilk hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 gün 2016/18211 E. – 2020/6748 K. sayılı bozma ilamı ile; “…Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescili edilebilmesi için;
Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dosyada mevcut cevabi yazılar ve bilirkişi raporları ile davacının dayandığı tapu tahsis belgesinin kapsadığı alanda imar uygulaması yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Bilindiği üzere, mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re’sen gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş olmamakla birlikte uygulama ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıyla (04.02.1959 günlü ve 13/5 sayılı İ.B.K. 09.05.1960 günlü ve 21/9 sayılı İ.B.K.) yargılama hukukundaki yerini almıştır.
2) İncelenen dosya kapsamına göre somut olayda; mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, kararda belirtilen hukuki esaslar dikkate alınmamış ve ilamın gereği yerine getirilmemiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 gün ve 2016/18211 Esas, 2020/6748 Karar sayılı bozma ilamında; tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; diğer koşulların yanında “…tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması…” gerektiği ve yine anılan bozma ilamında; “… davacının dayandığı tapu tahsis belgesinin kapsadığı alanda imar uygulaması yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği…” açıkça belirtilmiş ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada 22.06.2022 tarihli celsede verilen ara karar gereği mahkemece, ilgili Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak tahsis belgesine konu edilen yerde imar planı yapılıp yapılmadığı sorulmuş, ilgili Belediye tarafından müzekkereye cevap olarak gönderilen 27.07.2021 tarihli yazıda “381 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz planlarımızda tespit edilememiş olup parselin işaretlendiği kadastral pafta örneğinin iletilmesi halinde bilgi verilebilecektir.” şeklinde cevabi açıklama yapılmış, imar planı yapılıp yapılmadığı konusunda ise bu aşamada ilgili belediyece henüz bir bilgi sunulamamıştır. Hal böyle iken; cevabi yazıda belirtilen eksiklikler yerel mahkemece giderilmeden ve yeniden Belediye Başkanlığına yazı yazılmadan devam eden celsede mahkemesince, “araştırılacak başkaca bir husus kalmadığı” gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Bir başka deyişle; yerel mahkemece Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma üzerine mahkemece kurulan son hükümde de bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar dikkate alınmadan ilama aykırı olacak şekilde eksik inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı hüküm tesis edilmiştir.
O halde mahkemece, tapu tahsis belgesine dayalı tescil istemli eldeki davada; tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için gerekli diğer koşulların yanında, davanın açıldığı tarihte uygulama imar planı bulunmasa dahi, yargılama sırasında imar uygulaması yapılması durumunda, yukarıda açıklanan şartların varlığı halinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilerek bu kapsamda; özellikle dava konusu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise yerin konut alanında kalıp kalmadığı, imar uygulaması sırasında bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak düzenleme ortaklık payının (DOP) gözönünde bulundurulmak suretiyle yapılacak inceleme neticesinde oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.