YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4095
KARAR NO : 2022/7075
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 03/02/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02/12/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 2482 ada 3 parsel sayılı taşınmazı 1/4 oranında mirasbırakan babaları ile ortak olarak 12.03.1998 tarihinde satın aldıklarını, tapunun mirasbırakan … adına oluşturulduğunu, bu konuda murisin eli ürünü olan yazılı belge bulunduğunu; ancak, dava konusu yer için davalı … tarafından 2014/572 sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek taşınmazın 1/4’er paylarla davacılar adlarına tescilini istemiştir.
Davalı … vekili, öncelikle zamanaşımı yönünden itiraz etmiş, ayrıca, vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davacıların babaları ile ortak olmadıklarını, ibraz edilen tarihsiz yazının ve imzanın murise ait olmadığını, bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava, haricen satın alma hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmiş, davacıların kanıt olarak dayandıkları mirasbırakana ait el yazılı belge, dava konusu taşınmazın muris adına tesciline dair 12/03/1998 tarihli ve 1004 yevmiye numaralı resmi senedi kuvvetten düşürecek nitelikte olmadığı, anılan belgedeki “Tekstilin yanında 1998 de alınan arsanın tapusu benim üzerimde ise de, aslı 1/4 benim, 1/4 Eyübün, 1/4 …’in, 1/4 …’un” ibarelerinin bu notlar kurşun kalemle kaleme alındığı; ancak, herhangi bir tarih içermediği, bu notların TMK’nın 538. maddesi anlamında el yazılı vasiyetname niteliğini taşımadığı, el yazılı vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için, vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış olması gerektiği, defterde herhangi bir tarih yer almadığı, esasında defter mirasbırakanın not defteri olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesince 2016/10952 Esas, 2017/1559 Karar sayılı ilamı ile; “…Dava, inanç sözleşmesine dayalı davacıların payları oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir…
…somut olayda; mahkemece yapılan araştırma, inceleme uyuşmazlığı çözmeye yeterli değildir. Davacıların dayandıkları, dava konusu taşınmazın tapu maliki mirasbırakan babalarına ait olduğunu ileri sürdükleri el yazılı belgenin yazılı delil niteliğinde hukuken geçerli bir belge olup olmadığının yukarıda değinilen ilkelere uygun biçimde araştırılması, tarafların dayandıkları tüm deliller değerlendirilerek, işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerekir…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “…davacı tarafından delil olarak dayanılan not defterinin dava konusu taşınmazı ilgilendiren bölümünün ve bütününün incelenmesi neticesinde yukarıda da ayrıntılı alarak açıklandığı üzere bu belge mahkememizce inançlı işlem veya bu işlemi muhtemel gösteren bir belge olarak kabul edilmemiştir. Yine tapu kayıtlarına göre murisin sağlığında sadece Karaman Merkez Külhan Mahallesi 729 Ada 1 parsel sayılı 194 m2 yüzölçümlü avlulu kerpiç ev vasfındaki taşınmazdaki 2/3 hissesinin, 1/3 kısmını 17/12/2003 tarihinde davalı …’na bağış yolu ile devrettiği, sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmadığı, not defterinde yer alan beyanların 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 676. maddesindeki “…yazılı olması ve tüm mirasçıların imzalarını taşıması koşuluyla başkaca şekil şartı aranmaksızın yapılan paylaşım sözleşmesinin mirasçılar bakımından bağlayıcı olacağı” şeklindeki düzenleme karşısında bağlayıcılığının olmadığı, yine not defterinde yer alan beyanların vasiyetname özelliğini taşımadığı anlaşılmakla…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hemde taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz. 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir.
Bu açıklamalara göre somut olayda; murise ait olan not defterinde yazılı olan; “Tekstilin yanında 1998’de alınan arsanın tapusu benim üzerimde ise de, aslı 1/4 benim, 1/4 …’ün, 1/4 …’ in, 1/4 …’un” ibarelerindeki el yazısı ve altındaki imzanın aidiyeti hususunda Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda, 28.05.2021 tarihli raporla murisin kendi eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Davacılar tarafından iddia edilen inanç sözleşmesinde, inanılan sıfatına haiz olan murisin kendi el yazısı ile belirttiği dava konusu taşınmazla ilgili beyanlarını kendi imzası ile tamamlayan iş bu belge, içtihadı birleştirme kararında belirtilen inanç sözleşmelerinin ispatı için aranan, yazılı delil niteliğinde kabul edilecek türden bir belgedir. Davacılar, dinlettikleri tanıkla da davalarını doğrulamış olduklarından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün, bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.