Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/6687 E. 2009/6894 K. 17.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6687
KARAR NO : 2009/6894
KARAR TARİHİ : 17.12.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamına ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında imzalanan 22.09.2004 tarihli taşeron sözleşmesinin işin konusu başlıklı bölümünde 1 m2 alçı düzleme ve plastik fiyatının 3,20 TL olduğu kabul edilmiştir. Akde vefa ilkesine göre taraflar sözleşme ile bağlı oldukları ve davacı yanca sözleşme birim fiyatının uyarlanması ve değiştirilmesi talep edilmediğinden sözleşme kapsamında yapıldığı anlaşılan alçı düzleme ve plastik işleri için bu birim fiyat üzerinden hesaplama yapılıp yüklenici alacağına katılması gerekirken sözleşme hükmüne aykırı biçimde alçı düzleme ve plastik badana için ayrı birim fiyatı kararlaştırılmış gibi kabul edilerek hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Davacının iddiası ve dosya kapsamına göre davacının yaptığı sözleşme dışı kireç badana, antibakteriyel boya ve yağlı boya işlerinin 2004 yılı içerisinde yapıldığı ve 2005 yılına sarkmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme dışı işler, sözleşme ve ekleri kapsamında yeralmadığı halde iş sahibinin talebi üzerine yapılan ve onun yararına olan işlerdir. BK’nın 413 vd. maddeleri hükmünce de sözleşme dışı işler bedelinin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekir. Hal böyle olmasına rağmen bilirkişi raporunda bu işlerin bedelinin 2005 yılı Bayındırlık Birim Fiyatlarına göre belirlenip yüklenici alacağına katılması ve mahkemece de bu rapora itibar edilerek hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Öte yandan davalı 16.06.2006 tarihli beyan dilekçesine ekli olarak yapılan işle ilgili ödeme belgelerini sunmuştur. Mahkemece bu ödeme belgeleri ile ilgili davacının beyanı alınıp, kabul edilmeyen ödemelerin PTT ve Banka havaleleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünden ilgili banka ya da PTT’den araştırılıp kanıtlanacak ödemelerin yüklenicinin hesaplanan alacağından düşülmesi gerekirken bu hususun düşünülmemesi ve kararda tartışılmamış olması da yanlış olmuştur.
Takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan kesin vade bulunmadığı halde takipten itibaren değişen oranlarda ve davacı talep ettiği miktarı aşmamak koşuluyla faiz uygulanmasına, işlenmiş faiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken işlemiş faize itirazın iptâli, sabit faiz oranı uygulanması ve faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak biçimde itirazın iptâli ve takibin devamına karar verilmesi de kabule göre hatalı olmuştur.
İİK’nın 67/II. maddesi gereğince itirazın iptâli davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile saptandığından, alacağın likit olmaması sebebiyle koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddi yerine kabulü de yanlış olmuştur.
Kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.