YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5653
KARAR NO : 2007/6533
KARAR TARİHİ : 31.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.7.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil birleşen dava sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali tescil davasının reddine, sözleşmenin iptali davasının reddine dair verilen 15.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada murisin miras hakkından yoksun bırakmak için muvazaalı sözleşme yaptığı iddia edilerek ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali istenmiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, 1.5.2003 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptaline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve birleşen davanın davalısı temyiz etmiştir.
Borçlar Kanununun 511 ve ve devamı maddelerinde hükme bağlanan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri bakım borcuna karşılık bir taşınmaz mülkiyetini bakım alacaklısına geçirmeyi amaçlar. Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçerliliği için bakım alacaklısının sözleşmenin yapıldığı tarihte bakım ihtiyacı içinde olması gerekmez. Bakım ihtiyacı sözleşmeden sonra da doğabilir veya sözleşmenin yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra bakım alacaklısının ölmesi bu sözleşmenin hüküm ve sonuç meydana getirmesine engel kabul edilemez.
Bakım sözleşmelerinin muvazaalı yapıldığının ileri sürülmesi her zaman mümkündür. Kısaca tanımlamak gerekirse muvazaa, irade ile beyan arasında
kasten yaratılan aykırılıktır. Böyle bir iddia karşısında asıl olan, tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Şayet yapılacak araştırma ve inceleme sonucu ölünceye kadar bakım sözleşmesinin taraflarının sözleşmeyi bakıp gözetme koşuluna bağlı değil de bir başka amacı gerçekleştirmek amacıyla yaptığı saptanırsa, bu akit ivazlı bir akit olarak kabul edilemez ve bağış amacının sözleşmede hakim olduğu sonucuna varılarak sözleşmenin feshi hüküm altına alınabilir. Ancak;
Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiası ile feshini isteme hakkı kural olarak bakım alacaklısına aittir. Onun sağlığında kullanmadığı bu hakkı ileride mirasçıların dile getirmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından dinlenemez.
Somut olayda, her ne kadar dinlenen tanıklar bakım borcunun gereği gibi yerine getirilmediğini ifade etmiş iseler de az yukarıda sözü edildiği üzere buna dayalı olarak sözleşmenin feshini isteme yetkisi bakım alacaklısına tanındığından mirasçılar buna dayanarak fesih talebinde bulunamaz. Mahkemece, sırf bu gerekçe ile asıl davanın kabulü yerine birleşen davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 31.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.