YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/373
KARAR NO : 2022/1425
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “İşçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kütahya 1. İş Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı … Kurumunun (TKİ) 01.11.2012 tarihinde işyerini diğer davalı …Ş.’ye (EÜAŞ), davalı …Ş’nin ise 17.06.2013 tarihinde davalı ……Elektrik Üretim A.Ş.’ye devrettiğini, davalılar arasında muvazaa olduğu yönünde kesinleşmiş kararlar bulunduğunu, müvekkilinin 18.01.2012 tarihinden 19.09.2013 tarihine kadar …Termik Santralinde Aser Madencilik Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti. ve diğer taşeronlarda kesintisiz şekilde manevracı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin ……Elektrik Üretim A.Ş’nin alt işvereni olan Aser Madencilik Ltd. Şti. tarafından 19.09.2013 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı ……Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 18.09.2013 tarihinde feshedildiğini, müvekkili adına Kütahya İş Mahkemesinde davalılar aleyhine kısmi dava açıldığını ancak Yargıtay bozma kararından sonra alacakların ıslah edilmesi mümkün olmadığından ilk açılan davada talep edilmeyen kısımlar için Kütahya Arabuculuk Bürosuna başvurulduğunu, görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
6. Davalı ……Elektrik Üretim A.Ş. vekili asıl davada cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin diğer davalı EÜAŞ bünyesindeki …Linyitleri İşletmesini özelleştirme kapsamında 17.06.2013 tarihinde devraldığını, taraflar arasında imzalanan Satış ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca EÜAŞ ile taşeron sözleşmesi imzalayan şirketlerin çalıştırdığı işçilerin işçilik alacaklarına ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kıdem tazminatına esas tuttuğu 18.01.2012-19.09.2013 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalışmadığını, sadece özelleştirme sözleşmesi çerçevesinde davalı EÜAŞ ile davacının en son çalıştığı işvereni olan firma arasında imzalanan sözleşmenin devri ile sözleşmeye taraf olunduğunu, müvekkilinin davada taraf sıfatının olmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde ise kıdem tazminatı açısından sorumluluğun devir tarihinden sonraki çalışma dönemi ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
7. Davalı ……Elektrik Üretim A.Ş. vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; asıl davadaki cevap dilekçesiyle aynı mahiyette savunmada bulunmuştur.
8. Davalı …Ş. vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihaleyi alan firmaların işçisi olarak çalıştığını, davacı ile aralarında iş sözleşmesi olmadığından müvekkilinin davada taraf sıfatının bulunmadığını, ihale makamı olduğunu, ayrıca Yüksek Planlama Kurulunun (YPK) 03.09.2012 tarihli ve 2012/T-14 sayılı kararı uyarınca …Linyitleri İşletmesi Müessesesinin 01.10.2012 tarihi itibari ile tüzel kişiliğinin kaldırılarak müvekkil EÜAŞ Genel Müdürlüğüne bağlandığını, Özelleştirme Yüksek Kurulunca …Termik Santrali ile birlikte 17.06.2013 tarihi itibari ile özelleştirilerek ……Elektrik Üretim A.Ş’ye devredildiğini, davacının iş sözleşmesinin ……Elektrik Üretim A.Ş. tarafından feshedildiğini, özelleştirme kapsamında işyeri devrinin söz konusu olduğunu, davacının ara vermeden devralan şirkete bağlı olarak çalışması devam ettiğinden feshe bağlı alacaklardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
9. Davalı …Ş. vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerini son işvereni olan …A.Ş’ye yöneltmesi gerektiğini, davacının müvekkilinden hizmet alım ihalesi ile iş alan firmaların işçisi olarak çalıştığından sorumluluğun ihaleyi alan firmalarda olması gerektiğini, davacının özelleştirme sonrasında …şirketi bünyesinde çalışmasına devam ettiğini, özelleştirmenin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir iş sözleşmesinin sona erme sebepleri arasında olmadığını ve işyeri devri olduğunu, özelleştirme nedeni ile işyerini devralan firmanın işyerini ve işçileri tüm hak ve borçlarıyla devraldığını, devredenin sorumluluğunun da belli süreyle sınırlı olduğunu ve mevzuatta belirlenen sürenin de dolduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
10. Davalı … vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, Yüksek Planlama Kurulunun 03.09.2012 tarihli ve 2012/T-14 sayılı kararında müvekkili TKİ Genel Müdürlüğüne bağlı …Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün öncelikle işletme müdürlüğüne dönüştürülmesine ve bütün hak ve yükümlülükleriyle Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğüne bağlanmasına karar verildiğini, YPK kararının 5. maddesi uyarınca “bu karara ilişkin işlemlerin; Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü ile … Genel Müdürlüğünün düzenleyecekleri protokolün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca onaylanmasını müteakiben yürürlüğe girerek gerçekleşmesine” karar verildiğini, EÜAŞ Genel Müdürlüğü ile müvekkili TKİ Kurumu Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen ve imzalanan protokolün 23.10.2012 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca onaylandığını ve söz konusu YPK kararının yürürlüğe girdiğini, Yüksek Planlama Kurulu kararı ve protokol hükümleri çerçevesinde müvekkili kuruma bağlı …Linyitleri İşletmesi Müdürlüğünün bütün varlıkları, hak ve yükümlülükleri ile birlikte EÜAŞ Genel Müdürlüğüne fiilen 01.11.2012 tarihi itibariyle bağlandığını, 23.10.2012 tarihi itibari ile müvekkili kurumun …Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü ile ilgili tüm hakları ve mükellefiyetlerinin de EÜAŞ Genel Müdürlüğüne geçtiğini, protokolün 1, 4. ve 5. maddeleri gereği davacının alacaklarından müvekkili kurumun sorumluluklarının bulunmadığını, ihale makamı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
11. Davalı … vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; asıl davadaki cevap dilekçesiyle aynı mahiyette savunmada bulunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
12. Kütahya 1. İş Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli ve 2014/38 E., 2015/499 K. sayılı kararı ile; somut olayda muvazaalı alt işverenlik ilişkisinden söz edilemeyeceği, davacı işçinin iş sözleşmesi feshinin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmesine rağmen çalışmasının kesintiye uğramadan fiilen devam ettiği, gerçek bir fesih iradesi bulunmadığı, bu nedenle feshe bağlı taleplerin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
13. Kütahya 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı ve davalı ……Elektrik Üretim A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
14. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 09.03.2016 tarihli ve 2015/27166 E., 2016/7155 K. sayılı kararı ile; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; “2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ile dava dışı alt işverenler arasında geçerli ya da muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisi bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacının başından itibaren davalının işçisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
…Buna göre mahkemece sadece …Termik Santraline ilişkin Yargıtay Özel Daire kararlarının gerekçe oluşturularak muvazaa iddiasının kabul edilmemesi göz önüne alındığında, muvazaa yönünden uzman bilirkişilerle yerinde inceleme yapılarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda davalılar ile dava dışı alt işverenler arasında muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
3-Diğer taraftan davacıların iş sözleşmelerinin mahkeme gerekçesinde belirtilen kararlarda olduğu gibi devam etmediği, özelleştirme tarihinden çok önce ya da çok sonra feshedildiği göz ardı edilerek emsal oluşturmayacak nitelikteki Yargıtay kararlarına dayanılıp hukuki olguların değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü görülmektedir. Bu husus da bozma nedenidir. Davacıların feshe bağlı taleplerinin hüküm altına alınması gerekmektedir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
15. Kütahya 1. İş Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2016/269 E., 2019/336 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Kütahya 1. İş Mahkemesinin 2018/314 E., 2019/5 K. sayılı kararı ile birleştirilmesine karar verilen davada iş sözleşmesinin feshedildiği tarihin 18.09.2013, asıl davada 19.09.2013 olarak belirtildiği, davacı vekilinin 10.06.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise fesih tarihinin 13.08.2013 olduğunu ve 15.08.2013 tarihindeki işe girişinin farklı bir işveren kodu ve yeni bir ücret ile oluşan yeni bir iş sözleşmesi olduğunu beyan ettiği ancak davacının 15.08.2013 tarihli işe girişinin yeni bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira çıkış ve giriş tarihleri arasındaki sürenin yeni bir iş sözleşmesinin varlığını kabule yeterli makul bir süre olmadığı, dava tarihi olan 07.01.2014 tarihi itibariyle davacının en son …Elektrik Üretim A.Ş. bünyesindeki iş sözleşmesinin 06.01.2014 tarihinde sona erdiği anlaşılmakta ise de 13.08.2013 tarihli fesih olgusuna dayandığı ancak bu tarih itibariyle davacının iş sözleşmesinin devam ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
16. Kütahya 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
17. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 2020/1793 E., 2020/5575 K. sayılı kararı ile; “…Taraflar arasında davacının feshe bağlı alacak talebinde bulunup bulunamayacağı uyuşmazlık konusudur.
Davacı vekili, davacının kayden çalıştığı işverenler ile davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığını ve davacının alacak taleplenirden davalıların sorumlu olduğunu belirterek alacak talebinde bulunmuş olup davalılar ile davadışı işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı , davacının başlangıçtan beri davalıların işçisi sayılması ve davacının taleplerinden davalıların sorumlu olması gerektiği yönündeki mahkeme tespiti her ne kadar yerinde ise de davacının iş sözleşmesinin dava ve ek dava dilekçesinde belirtilen fesih tarihinde devam ettiği ve feshe bağlı alacakların talep edilemeyeceği yönüneki mahkeme gererekçesi dosya kapsamına uymamaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumundan celp edilen işe giriş- çıkış bildirgelerinden dava dilekçesinde belirtilen fesih tarihi olan 19.09.2013 tarihinde her ne kadar fesih yapılmadığı ve davacının iş sözleşmesinin devam ettiği anlaşılmış ise de davacının dava tarihinden önce 06.01.2014 tarihi itabari ile 740.43 sicil numaralı davalı …A. Ş işyerinden çıkışının verildiği ve dava tarihi itibari fesih söz konusu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yapılması gereken son fesih tarihi itibari ile davacının ücreti tespit edilerek davacının kıdem tazminatı talebi bakımından devreden davalılar Elektirik Üretim A.Ş ve …’nun kendi dönemlerindeki süre ve ücret bakımın, davalı …A.Ş’nin ise son işveren olduğu anlaşıldığından tespit edilecek tüm kıdem tazminatından sorumluluğuna, yıllık izin alacağı ve ihbar tazminatı bakımındanda ise davalı …A.Ş’nin son işveren olarak tamamından sorumluluğuna hükmetmektir. Bu husus gözetilmeden yazılı gerekçe ile davacının feshe bağlı alacak taleplerinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir….” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
18. Kütahya 1. İş Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/207 E., 2020/260 K. sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinin 13.08.2013 olduğu ve bu tarih dikkate alınarak feshe bağlı taleplerin değerlendirilmesi gerektiğini iddia ettiği, 06.01.2014 tarihindeki feshe dayalı bir talebinin bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesi de dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi gereği bozma kararında belirtildiği şekliyle fesih tarihinin 06.01.2014 olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, davacı tarafın dayanmadığı bir olgunun re’sen dikkate alınamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
19. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
20. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının ileri sürdüğü fesih tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmediği ancak dava tarihi itibari ile feshin gerçekleştiği eldeki davada; bozma kararında belirtildiği gibi fesih tarihinin 06.01.2014 olarak kabulü ile feshe bağlı tazminat ve alacakların hüküm altına alınmasının mümkün olup olmadığı ve bu kabulün eldeki dava bakımından HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” ne aykırı olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
21. Öncelikle uyuşmazlık konusu ile ilgili yasal düzenlemelere kısaca değinilmesinde yarar bulunmaktadır.
22. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
23. İş sözleşmesini sona erdiren en önemli sebeplerden biri fesihtir. Fesih, sürekli (belirli ya da belirsiz süreli) bir iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesi ile sona erdiren, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gerekli bozucu yenilik doğuran bir haktır. Dolayısıyla fesih karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuran, karşı tarafın kabulünü gerektirmeyen bir irade açıklamasıdır (Senyen Kaplan, Emine Tuncay: Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Haksız Feshinin Hüküm ve Sonuçları, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2016, Sayı: 36, s.23).
24. Kural olarak fesih bildirimi herhangi bir şekle tabi değildir. Fesih bildirimi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. Hatta bazı durumlarda örneğin işçinin elinden işyeri giriş kartının alınması, işyerine sokulmaması ya da işçinin devamsızlık yapması gibi hâllerde iş sözleşmesinin eylemli olarak feshedilmesi de mümkündür. Dolayısıyla sözleşmeyi fesheden tarafın, iş sözleşmesini sona erdirme iradesini yeterli açıklıkta ortaya koyması gereklidir.
25. Fesih bildiriminde bulunma hakkı, sözleşmenin her iki tarafına, yani işçi ve işverene tanınmıştır. Çünkü sonsuza dek uzanıp sona erdirilemeyecek bir iş ilişkisi, tarafların kişilik haklarına ters düşer (Centel, Tankut.; İş Güvencesi, 1. Baskı, İstanbul 2013, s.11). Bununla birlikte 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin ihbar önelli feshi (süreli fesih) ile aynı Kanun’un 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen haklı nedenle derhal fesih hakkı hem işçi hem de işverene tanınmış iken, 18. maddesinde düzenlenen geçerli sebeple fesih hakkı sadece işverene tanınmış bir haktır.
26. Açıklanan bu maddi ve hukukî olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı asıl davada iş sözleşmesinin 19.09.2013 tarihinde feshedildiğini, birleşen davada feshin 18.09.2013 tarihinde gerçekleştiğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının yanı sıra feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretinin de tahsilini talep etmiştir.
27. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği 10.06.2019 tarihli itiraz dilekçesinde ise fesih tarihinin 13.08.2013 olduğunu ileri sürmüş, 19.09.2019 tarihli duruşmada davacı vekili “biz dava dilekçelerimizde fesih tarihini sehven 18/09/2013 tarihi olarak belirtmiştik, ama fesih tarihi 13/08/2013’tür bu tarihte davacı alt işverenlikten ayrılarak 15/08/2013’te davalı …Şirketi bünyesinde yeni bir iş akdiyle işte başlamıştır, biz bu şekilde fesih tarihinin değerlendirilmesini ve rapor alınmasını istiyoruz,…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
28. Mahkemece, davacının dava tarihinden önce 06.01.2014 tarihi itibarı ile çıkışının verildiği ve feshin gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte, davacı tarafça iddia edilen tarihte bir fesih bulunmadığından feshe bağlı alacakların talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
29. Ne var ki, davacı fesih olgusuna dayanarak eldeki davayı açtığından, dosyadaki bilgi ve belgeler doğrultusunda feshin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleme yetkisi hâkime aittir. Hâkim, vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirerek bir sonuca varıp, bu sonuca uygun olarak hukuku kendiliğinden uygular.
30. Şu hâlde davacının iş sözleşmesinin 06.01.2014 tarihinde dava açılmadan evvel feshedildiği ve bu konuda Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmadığı dikkate alındığında; davacının feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazandığı kabul edilmelidir. Ancak ilgili alacaklar bakımından taleple bağlı kalınarak 13.08.2013 tarihine kadar olan dönem için hesaplama yapılmalıdır.
31. Bu kapsamda alacaklar 13.08.2013 tarihine kadar hesaplanıp hüküm altına alınacağından talep aşımı da söz konusu olmayacaktır.
32. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-555 E., 2021/1509 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
33. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının iş sözleşmesinin 13.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ettiği, bu durumda dava konusu edilmeyen dönemde gerçekleşen feshe dayanılarak ilgili alacakların hüküm altına alınamayacağı, aksi durumun talep aşımı mahiyetinde olduğu, re’sen araştırma ve inceleme yapılmasını gerektiren bir durumun da bulunmadığı, bu nedenle Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
34. Hâl böyle olunca, direnme kararı yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.11.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.