Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3828 E. 2022/7593 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3828
KARAR NO : 2022/7593
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.05.2017 tarih ve 2014/969 E- 2017/492 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.02.2021 tarih ve 2020/215 E- 2021/94 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının 4-5 sene birlikte yaşadığını, aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle davalının barışmak maksadıyla davacıyı evine çağırdığını, daha sonra davalının kardeşleri ve kardeşinin nişanlısının eve geldiğini, davalının kardeşinin davacıyı bıçakla tehdit ederek takibe konu senedi davacının davacıyı öldüreceğinden bahisle zorla imzalattığını, davacının bu hususta savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, davacının davalıya bir borcu olmamakla birlikte aksine ilişkileri boyunca ev giderleri için davalıya sürekli para verdiğini, davalının söz konusu senedi takibe koyduğunu belirterek, davacının icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyeti sebebiyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iddiaların asılsız olduğunu, davacı ile 4-5 yıl gayri resmi evli kaldıklarını, ilk ölen eşinin maddi olanaklarının iyi olması nedeni ile 80.000,00 TL birikim yaptığını, bu birikiminden davacıya bahsettiğini ve ucuz bir daire bulunması halinde alıp birlikte oturabileceklerini söylediğini, davacının daire bulduğunu söyleyerek para istediğini, kendisinin de güvenerek davalıya 80.000,00 TL verdiğini, davacının daireyi almadığı gibi parasını da iade etmediğini, kendisini oyaladığını, senedin tanzim tarihinde bu nedenle tartıştıklarını ve davacının kendi yazısıyla doldurup imzalayarak kendisine verdiğini savunarak davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının savcılığa yaptığı şikayet sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, gerek dosya kapsamı, gerekse tarafların sundukları delillerle birlikte ceza soruşturma dosyası birlikte değerlendirildiğinde davacının savunmasını kanıtlayamadığı gözönüne alınarak 03/03/2016 tarihinde davacı delillerinde yer alan yemin deliline dayanıp dayanmayacağı, dayanacaksa yemin metni hazırlayarak davalıya tebliğ ettirmesi ihtarında bulunulduğu, davacı vekilinin 01/04/2016 tarihinde yemin metnini sunduğu, davalı asilin 09/03/2017 tarihli celse de usulüne uygun yemin ederek “davalı …’ya zorla senet imzalattırmadığını, bıçakla tehdit etmediğini, davacının kendisine 80.000,00 TL borcu olduğunu” belirtip yemin metnini eda ettiği, kesin delillerden sayılan yemin delilinin eda edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacının haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bononun bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olduğu, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükünün kaydın aksini savunan tarafa ait olduğu, somut olayda davacı tarafın senedin zorla verildiğini, davalı tarafın ise taşınmaz alınmak için bedel karşılığı senedin verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın beyanının talil niteliğinde olmadığı, bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği, ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.