YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12661
KARAR NO : 2006/16431
KARAR TARİHİ : 28.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 18.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun
onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davalı … vekili Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1846 Esasında davacılar tarafından açılan davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde «yatırım amacıyla tupusu müvekkilim adına alınan İstanbul, …, … Köyü, 1. pafta 1602 parsel sayısında kayıtlı 6900 m2’lik tarla tapusu müvekkilim adına olsa da davacıların (karşı davalıların) bu taşınmaza 1/2 oranında ortak oldukları bir gerçektir» beyanında bulunmuştur. Görülüyor ki; vekili aracılığıyla beyanda bulunan davalı inanç sözleşmesinin varlığını ikrar etmiştir. Mahkeme içi ikrar hakim (mahkeme) huzurunda taraf veya vekili tarafından sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir ve başka bir dava nedeniyle yapılan ikrar görülmekte olan davada ikrar olarak kabul edilebilir. HUMK.nun 236.ncı maddesince ikrar yapanı bağlayan kesin delil sayıldığından davacılar inanç sözleşmesinin varlığını «ikrar» delili ile kanıtlamıştır. Artık burada ayrıca yazılı delil aranması gerekmez. Ne var ki; dava konusu taşınmazın davacılar adına tescil edilebilmesi için 3194 sayılı Yasanın 18/son maddesi hükmünce bölünerek veya hisselendirmeyle tescil olanağının bulunup bulunmadığının araştırılması ve bunun sonucuna göre istemin değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece bütün bu yönler bir yana bırakılarak yazılı bazı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru dolmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.