Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/11943 E. 2006/16432 K. 28.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11943
KARAR NO : 2006/16432
KARAR TARİHİ : 28.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz davalı … adına hükmen tescil edildiğinden eldeki davada davacılar ayrıca tazminat isteminde bulunmadıklarından davanın reddine karar verilmiş,
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden … taşımaz mal satış vaadi sözleşmeleri vaad borçlusunun tapuda mülkiyet naklini yapmaması halinde alacaklısına sözleşmeye konu taşınmazın hükmen tescilini talep hakkı verir.
Somut olayda; davacıların dayandığı miras bırakanları … ile, davalılardan … arasındaki 03.02.2000 tarihli sözleşme biçimine uygun düzenlenmiştir. Ancak, kayıt maliki … sözleşmenin diğer tarafı …’e taşımaz mal mülkiyetini aktarma borcu yüklendiği halde taşınmazı tapuda kızı olan diğer davalı …’ye 19.04.2000 tarihinde satmıştır.
Her ne kadar davacılar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/890 Esasındaki davada aynı taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanarak
kadastroca kayıt maliki belirlenen dava dışı … aleyhine tapu iptali tescil davası açmış ve bu davaya müdahil olarak katılan davalı … taşınmazın tapuda kayden maliki olduğunu ileri sürmüş ve mahkemece kayda değer verilerek dava konusu 12 parsel … adına tescil edilmiş ise de, davacılar o davaya müdahil olarak katılan …’yi hasım almadıklarından eldeki dava bakımından … adına yapılan hükmen tescil kesin hüküm sayılmaz.
Kaldı ki, davacılar bu davada …’nin kendilerine yapılan satış vaadini bildiği halde kötü niyetle taşımazı tapudan annesi olan diğer davalıdan satın aldığını, bu satışın hukuki sonuç doğurmayacağını iddia etmiştir.
Gerçekten, Türk Medeni Kanunun 1023 maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin mülkiyet hakkının kazanımının korunması gerekir ise de, yasanın 1024. maddesi hükmünce bir ayni hakkın yolsuz tescili halinde hakkı zedelenen kimsenin tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürmesi mümkündür.
Türk Medeni Kanununun 3. maddesi gereğince de, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Dosya kapsamına göre; davalı … ile diğer davalı …’nin anne-kız oldukları kayıt maliki …’nin 03.02.2000 tarihinde taşınmazı davacılar miras bırakanına satımını vaad ettiği halde bundan kısa bir süre sonra 19.04.2000 tarihinde kızı olan davalı …’ye tapuda sattığı tartışmasızdır. Hayatın olağan akış seyri icabı kayıt malikinin kızı olan davalı Haitce’nin davacıların miras bırakanına annesi tarafından satış vaadinde bulunulduğunu bilmediği düşünülemez. 14.02.1951 … ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince de iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumda olan kimsenin kötü niyetinin karşı tarafa ayrıca ispat ettirilmesi de gerekmez. Böyle olunca, mahkemece davanın kabulü yerine uygun olmayan bazı gerekçelerle reddedilmiş olması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.