YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2975
KARAR NO : 2022/8087
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.09.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 12.07.2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, karşı taraftan hükmün ve ek kararın duruşmasız incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.12.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu iptali ve tescil ile ikinci kademede tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı …’ın, dava konusu 1242 ada 1 sayılı parseldeki ½ payını ve başka taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı torununa satış yoluyla temlik ettiğini, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/175 Esas ve Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/488 Esas sayılı dosyalarında açtığı davalar sırasında davalı ile anlaşarak bir anlaşma protokolü düzenlediklerini, anlaşma uyarınca 50.000,00 TL ve dava konusu payın kendisine verilmesi karşılığında davalardan feragat ettiğini, anılan para verilmesine karşın çekişmeli payın anlaşmaya aykırı olarak devredilmediğini ileri sürerek, 1242 ada 1 sayılı parselde davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa tespit edilecek bedelin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davacı vekili 21.06.2021 tarihli ve harçlandırdığı dilekçesinde, 341.000,00 TL tazminat alacağının ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/175 Esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen kararın eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğini, davacı ile aralarındaki protokolde kararlaştırılan dairenin davacının iddia ettiği daireden farklı olduğunu, kötüniyetli olarak dava açıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, eldeki dava ile İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/175 Esas sayılı davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-i ve 115/2. maddeleri gereğince davanın reddine dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.06.2019 tarihli ve 2016/2257 Esas, 2019/4068 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir.
Onama kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/3618 Esas, 2020/604 Karar sayılı kararıyla davacının terditli talebi olan tazminat isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulüne, onanma kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 106.904,76 TL’nin ihtar tarihi olan 15/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 27.08.2021 tarihli ek karar ile hükme tapu iptali ve tescil isteminin reddine yazılmasının sehven unutulduğu gerekçesiyle hükme “tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine” ibaresinin eklenmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, hükmü ve ek kararı; davacı vekili ise hükmü temyiz etmiştir.
1.Davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmün tamamlanması kurumu 7251 sayılı Kanun’un 27 inci maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen 305/A maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre, taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir.
Somut olayda; hükmün tamamlanması yukarıda açıklandığı üzere yalnızca tarafların talep etmesi halinde mümkün olduğundan Mahkemece re’sen hükme, tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin yeni bir hüküm fıkrası eklenmesi doğru görülmediğinden 27.08.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekili ve davalı vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
b.Davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacının dayandığı 02.06.2014 tarihli protokolde, “İstanbul Maltepe’de bulunan ve …’ın ikamet etmiş bulunduğu daire kendisine verilecek” ibaresi yer almaktadır. Davacı tarafından, protokole konu dairenin dava konusu 1242 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıda yer alan 2 numaralı daire olduğu ve bu dairenin murisi …’ya ait olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece, protokol kapsamına göre davacının ikamet ettiği daire ve söz konusu dairede davalının davacıya vermeyi taahhüt ettiği hisse tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmeden, zemin kat 1 numaralı dairenin protokol tarihindeki değeri esas alınmak suretiyle, verilmesi taahhüt edilen hisse ise yanılgılı değerlendirmeyle belirlenerek tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; davacı dava dilekçesinde dava değerini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 50.000,00 TL olarak açıkladığına göre davacının terditli tazminat isteminin kısmi dava olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacı yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile dava değerini artırmış ve harcını da tamamlamıştır. Hal böyle olunca, dayanak protokolde davalının davacıya vermeyi taahhüt ettiği taşınmazın değerinin dava tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği de gözetilerek kabul edilen 50.000,00 TL miktarındaki alacak yönünden dava tarihinden, geriye kalan miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken alacağın tümünün ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi de isabetsizdir.
Bunlarla birlikte; bozma ilamına uyulmasından sonra davacının tapu iptali ve tescil talebi bakımından mahkemece yeniden bir karar verilmesi gerekirken bu konuda hüküm tekrarı yapılmaması da doğru değildir.
Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; 27.08.2021 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA; (2.a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.