YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3634
KARAR NO : 2022/8204
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.11.2018 tarih ve 2017/73 E- 2018/1106 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.02.2021 tarih ve 2020/231 E- 2021/150 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Finlandiya’da faalliyette bulunan AG Pottmanny Oy adlı firma ile alimünyum profil satışı konusunda anlaşmaya vardığını, iç piyasadan toplam 20.000 USD bedelle tedarik ettiği malları Finlandiya’daki müşterisine 28.465,85 USD bedelle ihraç ettiği ürünlerin sevkiyatı için dava dışı Abat Lojistik Ltd. Şti. ile anlaştığını, fiili taşıma işini ise, dava dışı Abat Lojistik Ltd. Şti.’nin anlaştığı nakliyeci olan davalı şirketin üstlendiğini, 10/08/2016’da gümrük işlemleri tamamlanıp, davalı şirketin … plakalı aracına yüklenen 7.155 kiloluk emtianın nakliye sürecinde, Polonya’da vuku bulan trafik kazası sonucunda yanan araçta tamamen zayi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ihraç ettiği ürünlerin müşterisine zamanında teslim edemediği gibi ürünleri iç piyasadan aynı bedelle tekrar temin edip ikinci sefer göndermek zorunda kaldığını, davalı … şirketinin davalı taşıyıcının üzerine düşen mesuliyete sigorta güvencesi sağladığını, davalı taşıyıcının tam ve sağlam olarak teslim aldığı ancak alıcısına teslim edemediği ürünlerin tahsil edilememiş olan bedeli ve gümrükleme ücretleri yüzünden ortaya çıkan zararın tamamından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek ihracat bedeli karşılığı olan 28.465,85 USD tahsil edilemediği gibi geç teslim yüzünden müvekkilinden ayrıca 10.000 USD’de talep edildiği ve 335.-TL gümrükleme gideri ödenmiş ise de, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ergo Sigorta A.Ş. vekili, gerçekleşen kazada, taşıyıcı müvekkilinin sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, ziyanın önlenmesine imkan bulunmadığından davacının tazminat talebinin CMR m.17/2 hükmü gereğince mümkün olmadığını, kaldı ki taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davanın Abat Lojistik Ltd. Şti.’ne ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Erol Kardeşler Lojistik Ltd. Şti.vekili, kazanın meydana gelmesinde ve zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun olmadığı gibi davacıyla dava konusu taşıma işinde alt taşıyıcı konumundaki müvekkili arasında sözleşmeden kaynaklanan bir ilişkinin de bulunmadığını, davacının sattığı ve alıcısına gönderdiği emtia üzerinde menfaati de kalmadığından gerçek zarar iddiasıyla tazminatın talebinde bulunamayacağını, taşıyıcının üzerine düşebilecek mesuliyetin ise davacının talebi ile değil, CMR Konvansiyonu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 20.000 USD bedelle iç piyasadan temin ettiği aliminyum profili 7.155,60 kiloluk parsiyel yük olarak Türkiye’den Finlandiya’ya taşıma işini 2.100 Euro navlun ücreti karşılığında dava dışı Abat Loj. Ltd. Şti.’nin üstlendiği, fiili taşımanın bu şirket tarafından alt taşıyıcı olarak taşıma işine aldığı, taşımanın davalı şirket sorumluluğunda devam ederken Polonya’da karşı yönden gelen aracın doğrultu değiştirmesi ile davalının aracına önden çarpması sonucunda maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazasının gerçekleştiği ve çıkan yangında araç hamulesi yükün zayi olduğu, yüke has bir kusurdan yada somut olayda olduğu gibi taşıyıcının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise taşımacının oluşan zarardan sorumlu olmayacağı şeklinde düzenleme gereğince taşımacının gerekli özen ve tedbirine rağmen aynı olumsuz sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumluluğunun bulunmayacağı, davalının meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsünün kusurlu bir hareketi yada seyir esnasında trafik ihlali bulunmadığından davacının zararının meydana gelmesinde sebep ve sonuç ilişkisi de bulunmadığından davacı tarafından talep edilebilir nitelikte bir tazminat hakkının da doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, fiili taşıma işinin, davalı şirketin sorumluluğu altındayken dava konusu parsiyel yükü de taşıyan araca, 16.08.2016 günü Polonya transit geçişinde, kendi şeridinde seyir halindeyken, karşı istikametten gelen araç sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybedip, aniden doğrultu değiştirmesi ve seyir halinde olduğu şeridinden çıkıp, önden çarpması yüzünden maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, olayda taşımaya konu davacıya ait emtiaların yanarak tamamen zayi olduğu, davalının zararı önceden alacağı bir tedbirle önleyebilmesi, sadece teknik olarak değil fiilen de mümkün olmadığı gibi, taşımanın tabi olduğu kurallara ve kazanın oluş biçimine göre davalı taşıyıcının eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsünün olay anında kusurlu herhangi bir hareketi ya da seyir halinde iken yaptığı bir kural ihlali ile davacının bu olaya bağlı zararı arasında sebep sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.