YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10749
KARAR NO : 2022/13334
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı üçüncü kişi; borçlu şirket ile 3. kişi şirket arasında 02.01.2014 tarihinde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, 09/01/2014 tarihinde sözleşmeye dava konusu haczin yapıldığı şantiye işlerinin de dahil edildiğini, hacze konu menkullerin 3. kişi şirkete ait olduğunu açıklayarak istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı, alacaklı şirket ile borçlu şirket arasında kalıp malzemelerine ilişkin kira sözleşmesinin mevcut olduğunu, borçlu şirket kira bedelini ödemediği için icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 27.3.2019 tarih ve 2016/8388 Esas, 2019/3342 Karar sayılı ilamı ile; “…davacı vekili haczin yapıldığı yerin üçüncü kişiye ait şantiye sahası olduğunu, davacı üçüncü kişi şirket ile borçlu arasındaki alt yüklenici sözleşmesinin 15.10.2014 tarihinde feshedildiğini iddia ederken; alacaklı ise borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte elinde bulundurduğunu, muvazaalı olarak bir alım-satım ilişkisi olduğunu, borçluya teslim ettiği malların haczedildiğini beyan etmektedir. Davacı tarafından delil olarak sunulan fesih protokolünde; borçlunun 15.839 TL hakediş alacağı olduğu, 133.648 TL nakit teminat kesintisi olduğu, bunun karşılığında başka bir takip dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesine bedelin yatırılacağı, bakiyenin borçluya bırakılacağı, karşılıklı fesih sebebi ile birbirlerinden herhangi bir alacakları kalmadığına yer verilmiştir. 15.10.2014 tarihli ibranamede ise, borçlunun toplam 149.487 TL alacağını üçüncü kişiden aldığı belirtilmiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde borçlunun bazı mallarının borçlarına karşılık satış yoluyla üçüncü kişiye geçtiği iddia edilmiş, haciz sırasında ise borçluya ait tüm menkullerin davacıya satıldığı beyan edilmiş olup, bu haliyle belgeler ile davacının beyanları arasında çelişki olduğu anlaşıldığından; öncelikle taraflar arasındaki taşeronluk sözleşme hükümleri kapsamında malzeme ve hakedişlere ilişkin düzenlemeler, varsa şantiyeye ilişkin düzenlenen iş yeri teslim tutanakları, hakediş raporları, fesih protokolü, 15.10.2014 tarihli ibraname dikkate alınarak, banka ödeme kayıtları, mahcuzlara ilişkin faturalar, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ticari defterleri de incelenmek suretiyle (açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması göz önünde bulundurularak) borçlu ile üçüncü kişi arasında alacak-borç durumunun belirlenmesi, borçlu ile üçüncü kişi arasında devam eden cari ilişki olup olmadığı, mahcuzların davacı tarafından alınıp alınmadığı veya davacı tarafından alınmış ise mahcuzlara ilişkin bir ödeme yapılıp yapılmadığı, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki taşeronluk sözleşmesinin ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin ESAS NO : 2022/10749
tasfiye hakediş raporunun tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi; bunların yanında, alacaklı hacze konu menkulleri borçluya kiraladığını beyan ederek buna ilişkin adi yazılı kira sözleşmesi sunmuş olup davacı tanığı ise, haczedilen kalıpların bir kısmının alacaklı tarafından kiralanmış olduğunu, kiralarının ödendiğini beyan ettiğine göre borçlu ile alacaklı ve üçüncü kişi arasında yapılmış olan kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı, sözleşmenin ve varsa ödemelerinin defterde kayıtlı olup olmadığı, hacze konu mahcuzların kira sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi …” şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak borçlunun ticari defter ve kayıtları incelenememiş ise de davacı 3. Kişinin ticari defterleri incelenerek alınan bilirkişi raporu ile davacı 3. Kişi mahcuzların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, borçluya ait olmadığını ispat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı gereğince yeterli inceleme yapılmamıştır. Şöyle ki, bozma ilamında “Davacı tarafından delil olarak sunulan fesih protokolünde; borçlunun 15.839 TL hakediş alacağı olduğu, 133.648 TL nakit teminat kesintisi olduğu, bunun karşılığında başka bir takip dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesine bedelin yatırılacağı, bakiyenin borçluya bırakılacağı, karşılıklı fesih sebebi ile birbirlerinden herhangi bir alacakları kalmadığına yer verilmiştir. 15.10.2014 tarihli ibranamede ise, borçlunun toplam 149.487 TL alacağını üçüncü kişiden aldığı belirtilmiştir. Öte yandan,dava dilekçesinde borçlunun bazı mallarının borçlarına karşılık satış yoluyla üçüncü kişiye geçtiği iddia edilmiş, haciz sırasında ise borçluya ait tüm menkullerin davacıya satıldığı beyan edilmiş olup, bu haliyle belgeler ile davacının beyanları arasında çelişki olduğu” belirtilerek bu doğrultuda araştırma yapılması istenmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda tarafların beyanı ile hakediş alacakları ve fesih protokolü ile borçlu ile 3. kişi arasında yapıldığı iddia edilen satım ilişkisinin netleştirilmediği ve çelişkilerin giderilmediği görülmüştür. Öte yandan, bozma ilamında borçlu ile alacaklı ve üçüncü kişi arasında yapılmış olan kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı, sözleşme ve varsa ödemelerinin defterde kayıtlı olup olmadığı, hacze konu mahcuzların kira sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması istenmiş olmasına rağmen borçlu ve alacaklının defterleri incelenmeksizin borçlu ile alacaklı arasında kira sözleşmesi olmadığı belirtilmiş, öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda mahcuzlara ait kira sözleşmesinin taraflar arasında imzalandığı, hacze konu mahcuzların kira sözleşmesi kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de hangi sözleşmenin kapsamında olduğu, hangi taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin esas alındığı netleştirilmediği, ayrıca taraflarca sunulan fatura ve hakedişlerin mahcuzlar ile uyumlu olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiş olduğu anlaşılmakla kararın bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.