YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20221
KARAR NO : 2009/2704
KARAR TARİHİ : 26.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Davalı Ar-Tem Grup Mühendislik Makine İnşaat Taahhüt Doğalgaz Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, 06.11.2008 tarihinde temyiz isteminde bulunmuş ise de, temyiz dilekçesi 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde öngörülen 8 günlük temyiz süresi içinde temyiz defterine kaydedilmediği gibi, harcı da yatırılmamıştır. Öte yandan, iş mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada hüküm de bulunmamaktadır. Bu halde, H.U.M.K.’nun 434/2. maddesine göre karar süresinde temyiz edilmemiş olduğundan, 01.06.1990 gün ve E:1989/03, K:1990/04 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak Ar-Tem Grup Mühendislik Makine İnşaat Taahhüt Doğalgaz Sanayi Ticaret Limitet Şirketi’nin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine,
2-Davacıların temyizine gelince;
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisi sigortalı …’ün 19 yaşında öldüğü iş kazasında sigortalının %10, yüklenici Serdengeçti….Ltd.Şti. ve sorumlusu …’ın %10,davalı işveren Ar-Tem…Ltd.Şti.’nin %70,işveren sorumlusu Murat Temiz’in %10 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde ölenin yaşı,müterafik kusuru ve diğer nedenlerle anne-babaya takdir olunan manevi tazminatlar azdır.Bunun yanında … arasında nedenleri gösterilmeksizin farklılık yaratacak şekilde ayrı miktarlarda tazminata hükmedilmesi de hatalıdır. Yaşı küçük olan kardeşlerin ölüm nedeniyle diğerlerine göre daha az acı ve üzüntü duydukları düşünülemez.Davacı anne-baba yararına 20.000’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.975’er TL’sına hükmedilmesi, … yararına istek gibi 6.000’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken … arasında yaş ve cinsiyet ayrımı yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacı baba … ve anne … için 20.000,00’er TL, … … ve…’un herbiri için 6.000,00’er TL manevi tazminatın 01.06.2006 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan davacı baba … ve anne … için 2.300,00’er TL, … … ve…’un herbiri için 720,00’er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarife gereğince hesaplanan davacı baba … ve anne … için 1.800,00’er TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacılar tarafından yapılan toplam 638,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 434,04 TL sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Alınması gereken 3.456,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.269,00 TL harcın düşümüyle kalan 2.187,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacılar tarafından peşin olarak yapılan 1.269,00 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, taraflarca 60.00 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla , fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 26.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.