Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/6459 E. 2008/3801 K. 09.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6459
KARAR NO : 2008/3801
KARAR TARİHİ : 09.06.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili avukat Mine Erdem …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili, yanlar arasında yapılan sözleşme gereğince, yurt dışına ihraç amacıyla likralı iki iplik ve likralı ribana türünde kumaşları verilen sipariş çerçevesinde, davalı yükleniciden teslim aldığını; ancak bu siparişe uygun kumaşlar teslim edilmediğini ve ayıplı imalât sebebiyle 79.071.426.000 TL. maddi zararının gerçekleştiğini ileri sürerek davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; davacıya satılan mallarda imalât hatası bulunmadığını; ayıplı olduğu ileri sürülen malların davalı tarafından verilen kumaşlar olmadığını, satılan kumaşların davacı tarafça depodan seçilerek teslim alındığını, ayıplı olan imalâtın ayıplar giderilerek davacıya teslim edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 74,712.50 YTL tazminatın 02.09.2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlar uygulanarak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının dayanak aldığı 20.04.2004 günlü “kumaş sipariş formu” başlıklı belge ile taraflarca imzalanan 12.05.2004 ve 13.05.2004 tarihli belgeler birlikte incelendiğinde; yanlar arasındaki hukuksal ilişkinin, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere, niteliğince bir eser sözleşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davada, yüklenici davalı tarafından imal edilip, davacı … sahibine teslim olunan kumaşların ve bu kumaşlardan üretilen tekstil ürünlerinin ayıplı olması sebebiyle gerçekleşen davacı zararının tahsili istenmektedir. Ayıp bir malda, sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Kısaca ayıp, eşyanın normal niteliğinden ayrılmasıdır. Eser-işin tesliminden sonra … sahibi, işlerin olağan gidişine göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa derhal yükleniciye bildirmek zorundadır. Tersi durumda, yüklenici, her türlü sorumluluktan kurtulmuş olur. Ancak, kasten sakladığı ayıplarla usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan kusurlar görülememişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Ayıp sonradan ortaya çıkarsa … sahibi öğrenir öğrenmez yükleniciye derhal bildirmek zorundadır. Yüklenicinin, … sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; açık ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359., gizli ayıplarda ise 362. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, aynı Kanunun 360. maddesinde tanınan haklarını … sahibi kullanabilir.
Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi hükmü gereğince yapılan şey …-eser sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede kusurlu veya sözleşme şartlarına aykırı olursa, … sahibi, o şeyi kabulden kaçınabilir; bu hususta yüklenicinin kusuru varsa maddi tazminat dahi isteyebilir. … ya da eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık, az yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse, … sahibi …-eserin değerindeki eksiklik oranında bedelde indirim isteyebilir; eğer kusurların giderilmesi büyük harcamaları gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir, bunda yüklenicinin kusuru varsa …-eser sahibi maddi zararının giderilmesini de isteyebilir. Özetle açıklanan hukuksal çerçeve dahilinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; 12.05.2004 ve 13.05.2004 günlü tutanaklarda ayıplı ürünler belirlenmiş ve buna ilişkin tespitlerin bağlandığı tutanaklar taraflarca imzalanmıştır. Bu tutanaklarda, ayıplı kumaşların en geç 15.05.2004 tarihinde ayıpları giderilmek suretiyle davalı tarafından davacıya teslim edileceği kararlaştırılmış olup; davacı, 24.05.2004 günlü yazısını davalıya göndererek sözü edilen tutanaklarda belirtilen kumaşların 15.05.2004 tarihinde teslim alındığını ancak yine ayıpların bulunduğunu bildirmiş ve 31.05.2004 tarihinde de delil tespiti yaptırmıştır. 10.06.2004 tarihli tespit bilirkişi raporunda ise, 200 kg likralı ribana kumaşı ile 2341 adet üretilmiş tekstil ürünlerinin ayıplı olduğu bildirilmiştir. Ancak davalı taraf kumaş ve ürünlerin kendisi tarafından verilen kumaşlar olmadığını savunduğu gibi, bu kumaşların ve ürünlerin yanlar arasındaki sözleşme konusu kumaşlardan olduğu, davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü halinde dahi, sözleşme konusu … ya da eserdeki ayıpların derecesi ile mahkeme tarafından Borçlar Kanunu’nun 360. maddesinde yazılı hakların
kullandırılmasına yönelik değerlendirme ve takdirin yapılabilmesi için sözleşme konusu … ya da eser üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması ve bundan sonra ayıp sebebiyle zarar gerçekleşmiş ise tutarının belirlenmesi zorunludur. Oysa somut olayda, açıklanan yasal koşullara uygun bir inceleme yapılamamıştır. Ayıbın ve ayıpla illiyetli maddi zararın gerçekleşmiş olduğu yasal delillerle kanıtlanamadığı gibi, yasal koşullarına uygun olarak yapılacak inceleme ile belirlenmesi de olanaklı bulunmadığından, kanıtlanamayan davanın reddi yerine, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.