YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4198
KARAR NO : 2022/7349
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04/07/2014 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19/07/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 299 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının hak sahibi olmadığı halde 01/11/1997 tarihinden beri taşınmazda tasarrufta bulunduğunu ileri sürerek, dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl için belirlenecek ecrimisilin, haksız işgal tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının dava tarihinden geriye doğru talep edebileceği 2007-2011 yıllarına ait 5 yıllık ecrimisil miktarının 220.790,49 TL olduğu ve 7.993,78 TL işlemiş reeskont faizi talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile; 220.790,49 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ve 7.993,78 TL işlemiş faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden … normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın fuzuli işgali, haksız eylem niteliğinde olduğundan belirlenen ecrimisil bedeline ticari faiz yerine yasal faiz uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle hesap yapılması, yine tespit edilen faiz miktarının hesaplama yönteminin de denetime elverişli olmaması nedeniyle yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle hüküm kurmaya elverişli, ayrıntılı, denetlenebilir rapor alınması, tespit edilecek ecrimisile yasal faiz uygulanarak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.