YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8325
KARAR NO : 2022/14188
KARAR TARİHİ : 15.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalılar vekillerinin istinafı üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince verilen karar davacı ve davalılardan …. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından süresi içerisinde, davalı … A.Ş. vekili tarafından ise davacı temyizine katılma yoluyla süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi sigortalı … 19.11.2015 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle eşi … lehine 150.000 TL, çocukları … lehlerine 100.000 TL’şer, Annesi Ayşe ve Babası Bülent lehlerine 25.000 TL’şer, Kardeşleri … lehlerine 10.000 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı …. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin diğer davalı … İnş. San. Tic. A.Ş.’ne davaya konu işyerindeki iş kısmını, her türlü hukuki ve ceza sorumluluğu kendisine ait olmak üzere yapımı konusunda anlaştıklarını, müvekkil şirket ile diğer … İnş. San. Tic. A.Ş. arasındaki sözleşme gereğince işin diğer davalı tarafından bağımsız yapıldığının anlaşıldığını, müvekkili şirket ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki sözleşmenin de benzer nitelik taşıması bakımından müvekkili şirkete husumet tevcih edilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, … İş Mahkemesinin 2016/43 esas sayılı dava dosyası ile destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat davası ikame edildiğini, iş bu davada saklı tutulan manevi tazminat talebinin ileri sürülmediğini, bu hususun iyi niyet ve usul ekonomisi bakımından Mahkemenin dikkatine arz ettiklerini, Mahkeme kararı kesinleşmeden ortaklık adına davacıların ilamı esas aldıkları … 2. İcra dairesi Müdürlüğünün 2018/6111 sayılı takip dosyasına 268.706,00 TL yatırıldığını, ödeme yapıldığından mahkeme kararının temyizi cihetine gidilmediğini, kazayı yapan aracın müvekkili şirkete ait olmadığı gibi araç şoförünün de müvekkil şirket çalışanı olmadığını, meydana gelen kazada müvekkili şirketin bir ilgisinin ve kusurunun bulunmadığını, davacılar murisinin bayrakçı olduğu ve kazanın meydana gelmesinde gerekli dikkati göstermediğini, bu bakımdan kusurlu olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine, mahkeme harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehlerine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … İnş. San. Tic. A.Ş.’nin süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; “Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile,
1-50,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
2-5,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
3-3,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
4-10,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
5-10,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
6-5,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
7-5,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
8-Davanın davalı… yönünden tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince özetle 1- Davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,
a-Alınması gereken 6.011,28 TL istinaf harcına göre yatırılan 1.503,00 TL nın indirilmesi sonucu bakiye 4.508,82 TL harcın davalı …’nden alınarak hazineye gelir kaydına,
b-Alınması gereken 6.011,28 TL istinaf harcına göre yatırılan 1.503,00 TL nın indirilmesi sonucu bakiye 4.508,82 TL harcın davalı …’nden alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-b.2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere;
Davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddi ile
A-50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
B-12.500,00.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
C-12.500,00.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
Ç-10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
D-10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
E-5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
F-5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’ya ödenmesine,
G-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
Ğ-Davanın davalı… yönünden tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: Müteveffanın vefatından sonra geride; eş …’nın genç yaşında iki çocuğu ile dul kaldığını, çocuklar … ve … hayatlarının geri kalan dönemini baba desteğinden, ilgisinden, şefkatinden mahrum bir şekilde geçireceğini, baba … ve anne … ise bu dünyada görecekleri en büyük acı olan evlat acısını yaşamanın vermiş olduğu psikoloji ile hayatlarını idame ettirmeye çalışacaklarını, kardeşleri … ve …’nın ise; ağabeylerini kaybetmenin vermiş olduğu acıyı yaşayacaklarını belirterek bu sebepler ile hükmedilen manevi tazminatlarıın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle: Kusur tespitinde ve oranında ağır hukuk ihlali yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde asli kusuru olan bayrakçıya kusur atfedilmediğini, maddi tazminat davasında manevi tazminatın talep edilmesi mümkün olduğu halde talep edilmeyerek kazadan 3 yıl 8 ay 11 gün sonra 26.11.2018 tarihinde iş bu manevi tazminat davası açılmış olmasının manevi tazminatın amacıyla bağdaşmayan bir süre geçtiği görülerek reddini, bu olmadığı takdirde manevi tazminatın makul bir seviyeye indirilmesine karar verilmesini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı… San. ve Tic. A.Ş. davacı temyizine cevapla katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle: kesinleşen maddi tazminat dosyasındaki kusur raporuna atıfta bulunulmuş ise de; bu dosyanın istinaf edilmeden kesinleşmiş olduğundan kanun yolu incelemesinden geçmeyen ve itiraza uğrayan kusur raporuna göre hüküm kurulması ve bu konudaki haklı itirazlarının kabul edilmeyerek Bölge Adliye Mahkemesince istinaf kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkil şirkete atfı kabil kusur bulunmadığını, kazayı yapan araç olan … plakalı aracın müvekkili şirkete ait olmadığı gibi araç sürücüsü…’nun da müvekkil şirket çalışanı olmadığını, kazalı davacılar murisine genel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi yanı sıra risk kavramları iş – kazaları – iş sağlığı güvenliği mevzuatı vb. konularda detaylı periyodik eğitim verildiğini, ayrıca kendisine iş sağlığı ve güvenliği tutanağı – talimatı ve kişisel koruyucu donanım teslim edildiği ve iş sahasında bayrakçının bulunduğu hususlarının … İş Mahkemesinin 2016/43 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, hükmedilen tazminat tutarlarının da fahiş olması ve bir kısım davacıların bu davayı açmakta hukuki yararının da bulunmamasına rağmen aksi yönde kurulan hükmün bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı …. ve Tic A.Ş.’nin davacıların tamamı lehine hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazları ile, davacılar vekili ile davalı … A.Ş. vekillerinin anne …, baba … ve kardeşler … ve … lehlerine hükmedilen manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Öte yandan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7/3. maddesinde HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır denildiğinden katılma yolu ile temyizin de HMK’ya tabi olduğu belirlenmiştir. HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1. madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir.
6100 sayılı HMK’nun 362/2.maddesinde Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir.
Somut olayda, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerinden eş … lehine 150.000,00 TL, çocuklar … lehlerine 100.000,00 TL’şer anne … lehlerine 25.000,00 TL’şer, kardeşler … lehlerine 10.000,00 TL’şer manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince eş lehine 50.000,00 TL’şer, çocuklardan … lehine 5.000,00 TL ve … lehine 3.000,00 TL, … lehine 10.000,00 TL’şer, kardeşler lehine 5.000,00 TL’şer manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli kararında davalıların istinaf başvuruları esastan reddedilip, davacıların istinaf istemleri çocuklar yönünden kısmen kabul edilerek çocuklar lehine 12.500,00 TL’şer manevi tazminata hükmedildiği halde eş, anne, baba ve kardeşlerin manevi tazminat miktarları yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmedilen miktarlar yönünden bir değişikliğe gidilmediği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların birbirlerinden ve diğer hüküm fıkralarından bağımsız olarak kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu manevi tazminat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükme yönelik anılan temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir.
B) Davacılar vekilleri ile katılma yoluyla temyiz itirazında bulunan davalı … A.Ş. vekilinin, eş … ve çocuklar … ve … lehlerine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere göre davacılar ve davalı … A.Ş vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hâkimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda davacıların desteği sigortalı …’nın davalı … şirketlerinin oluşturduğu adi ortaklığın dava harici Karayolları Genel Müdürlüğünden aldığı yol yapım işi kapsamında asfaltlama işinde çalışırken olay günü akşam saatlerinde çalışma devam ederken hakkındaki dava tefrik edilen…’nun sevk ve idaresindeki … plakalı kamyonun geri geri hareketi sırasında sigortalı ve yanındaki iş arkadaşına çarpması neticesinde iş kazasının gerçekleştiği, taraflar arasında daha önce açılan ve kesinleşen maddi tazminat davasında iş kazasının gerçekleşmesinde davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın %50, şoför…’nun %25 ve müteveffa sigortalının %25 kusurlu olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda iş kazasının gerçekleme şekli, tarafların kusur durumu, davacıların bu kaza nedeniyle duydukları şiddetli üzüntü ve elemin tazmini açısından eş … lehine hükmedilen 50.000,00 TL ve çocuklar … lehlerine hükmedilen 12.500,00 TL’şer manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu açıktır.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı eş ve çocukların her biri lehine hakkaniyete uygun ve her bir davacının manevi kaybını tazminle uyumlu bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
3- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunun 15. maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; davalıların aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar ve davalı … A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.