YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3570
KARAR NO : 2022/8733
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.06.2020 tarih ve 2019/194 E- 2020/228 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2020/1001 E- 2021/333 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma protokolü uyarınca müvekkilinin emekli maaşının davalı tarafından çekilmesi için noterden vekaletname düzenlenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkiline protokol tarihinde emekli maaşı tahsisi yapılmadığını, verilmiş bir vekaletnamesinin de olmadığını, davacının nafakanın kaldırılması için dava açması üzerine davalının dava konusu bonoya dayalı icra takibi yaptığını, bononun tanzim tarihinin anlaşma protokolünden iki gün önce, boşanma davasından üç gün önce olduğunu, davalı ile aralarında bono tanzimini gerektirecek para alışverişinin olmadığını, borçlanma kastıyla bono vermediğini, bononun boşanma davası sırasında teminat amacıyla davalıya verildiğini belirterek takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini, haciz baskısı ile yaptığı 60.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının takibe konu bonoya yönelik imza inkarında bulunmadığını, sahteliğini iddia etmediğini, bononun mücerret bir senet olduğunu, senedin elinden zorla alındığını da iddia etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı taraf takibe konu bononun boşanma davası sırasında düzenlenen protokolün teminatı olarak tanzim edildiğini, bedelsiz olduğunu iddia etmişse de; ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, davalı tarafa yemin teklifinde de bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesince, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle ispat yükü kendi üzerinde olan davacının ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece, dava değerinin yabancı para olarak gösterilmesi halinde karar tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava tarihindeki kur baz alınarak karar verilemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararının kaldırılarak hükmün düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.