Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5236 E. 2022/8944 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5236
KARAR NO : 2022/8944
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2020/589 E- 2020/730 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.04.2021 tarih ve 2021/262 E- 2021/649 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı sigortalı Polisan Efes A.Ş ‘ye ait emtianın müşterek sigortacılarından biri olduğunu, emtiayı nakliye emtia sigortası poliçesi ile %25 oranında teminat altına aldığını, sigortalıya ait emtianın Kore’den Yunanistan’a taşınmak üzere 26/12/2018 tarihinde konşimentolar tahtında MSC Ivena gemisine yüklendiğini, varış limanına ulaşıldığında konteynır içerisinden su aktığı, emtianın tamamen ıslanarak kekleşmiş durumda olduğunun görüldüğünü, konteynırın tavanında yırtık olduğunu ve bunun da hasara sebebiyet verdiğini, hasar tespit edilerek taşıyana protesto mektubu gönderildiğini, davalının taşıma konusu konşimentoyu düzenlediğini, olayda TTK’nun 1191.maddesi gereğince fiili taşıyan konumunda olduğunu, dava dışı sigortalının uğradığı zararın davacı … tarafından karşılandığını, böylece sigortalının haklarına halef olduğunu, olayda taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, bu sorumluluk için başlatılan icra takibine itirazın yerinde olmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, olaya konu konşimento incelendiğinde dava dışı sigortalının bu konşimentonun tarafı olmadığını, bu sebeple sigortacının da dava açma hakkının bulunmadığını, konşimentoda yer alan yetki şartı gereğince İngiliz Mahkemelerinin yetkili kılındığı ve İngiliz hukukuna göre uyuşmazlığın çözüleceğinin belirlenmiş olduğunu, bunun konşimentonun 10.maddesinde yer aldığını, HMK’nun 17.maddesi gereğince yetkili mahkemelerinin Londra Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davalının merkezinin Cenevre İsviçre olduğunu ileri sürerek, esastan ve usulden davanın reddine karar verilmesini, kötüniyet tazminatını talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere göre; yetkili mahkeme 6100 s. HMK m. 5-19’a göre tayin edileceği, kendisine karşı dava açılan kişinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması (HMK m. 6), talep edenin Türkiye’de mutad meskeninin bulunması (HMK m. 9/c. 1), alacağın doğumuna sebep olduğu iddia edilen sözleşmenin Türkiye’de akdedilmemesi (HMK m. 10 ) ve bu sözleşmenin Türkiye’de ifa edilmemesi sebebiyle Türk Mahkemeleri’nin söz konusu yetki kuralları uyarınca somut olayda milletlerarası yetkisi bulunmadığı, bu sebeple somut olayda, esasında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle takipte mahkemenin ve icra dairesinin yargı ve cebri icra hakkı bulunmadığından itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, mahkemenin gerekçesinin oluşa uygun düştüğü, istinafta ileri sürülen istinaf nedenlerinin HMK düzenlemesine uygun olmadığı, keza para alacağından bahsedilerek ayrıca istinaf nedeni ileri sürülmüş ise de; sigorta şirketinin para alacağını halefiyet sıfatıyla talep edebildiği, asıl alacaklının yine Türkiye’de bulunmadığı, grup şirketinden olsa dahi asıl alacaklı şirketin müstakil tüzel kişiliğinin bulunduğu kanaatiyle, istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarile 78.630 TL’dir. Dava değeri 4.984.37 Euro olup, dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı 46.300 TL yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine 12.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.