YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1015
KARAR NO : 2008/3098
KARAR TARİHİ : 09.05.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
5- … 6- … Vek.Av. … 7- … Vek.Av. …
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiş davalı … vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı … vekili avukat … …. Davalılar … vs. vekili avukat … gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, Zeytinburnu 1.Noterliği’nin doğrudan düzenlediği ve bir kısım davalıların miras bırakanı… ile Ayşe Sümen’in arsa sahibi; davacı …’in ise, yüklenici sıfatlarıyla imzaladıkları 01.08.1996 tarihli ve 5434 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı Sözleşmesi” gereğince, davacının, …,.. mahallesinde bulunan; 2620 ada ve 10 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmaza “arsa payı karşılığı” inşaat yapmayı yüklendiğini; ancak anılan sözleşme yanları arasında geçerliliğini ve yürürlülüğünü koruduğu halde, arsa sahiplerince muvazaalı olarak sözleşme konusu taşınmazın davalı …’e kayden temlik edildiğini ileri sürerek, … adına olan tapu kaydının iptâliyle… mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, özetle, müvekkilinin emlak işleriyle uğraşan … vasıtasıyla ve (315.000,00 YTL) bedelle taşınmazı satın aldığını, diğer davalıları tanımadığını ve satım işleminin muvazaalı olmadığını ve iyiniyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar ise, temlikin danışıklı olmadığını, gerçek bedelli satış olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve … adına tapuya kayıtlı uyuşmazlık konusu (10) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptâliyle veraset ilâmındaki hisseleri oranında… mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve verilen karar davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
./..
s.2
15.H.D.
2007/1015
2008/3098
Dava, Borçlar Kanunu’nun 18.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan tapulu taşınmazın, arsa sahipleri davalılar tarafından diğer davalı …’e kayden yapılan temlikinin muvazaalı olması sebebiyle … adına olan tapu kaydının iptâliyle arsa sahibi mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Yüklenici davacı ile arsa sahipleri arasında yapılan, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan (10) numaralı parselin, arsa sahibi davalılarca 02.08.2004 tarihinde diğer davalı …’e resmi şekilde satıldığı ve taşınmazın davalı … adına tescilli olduğu, tapu kayıtları ve resmi akit tablosu kapsamlarıyla sabit bulunmaktadır. Davacı yüklenici, tarafları arasında geçerliliğini koruyan, fesih olunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasını imkânsız kılmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı …’ya temlikinin yapıldığını ileri sürmektedir.
Borçlar Kanunu’nun 18.maddesinde, hakkında bazı hükümler konulmuş olan muvazaa iki şekilde olabilir: Taraflar, aralarında hüküm ve sonuç doğuracak herhangi bir sözleşme yapmak istemezler, fakat görünüşte bir sözleşme yapmak üzere irade beyanında bulunurlar. Böyle bir sözleşme tarafların iradelerine dayanmadığından geçersizdir. Bu durumda, “mutlak muvazaa” söz konusu olur. Nisbi muvazaa ise, yanların gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları bir sözleşmeyi görünüşteki bir sözleşme ile gizlemeleri halidir. Bu halde de, görünüşte yapılan sözleşme, hiçbir zaman geçerli olmaz ve asıl sözleşme kural olarak geçerli olur. Ancak, gerçekten yapılmak istenen sözleşme, şekle bağlı bir sözleşme ise, o zaman o sözleşme dahi geçersiz olur.
Türk Medeni Kanunu’nun 1023.maddesi gereğince; tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Aynı Kanunun 3.maddesi uyarınca da, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Öte yandan, bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir (TMK.md.1024).
Yukarıda özetle açıklanan hukuksal çerçeve kapsamında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde, üçüncü kişi durumundaki davacının, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan tapulu taşınmazın davalı …’ya yapılan temlikinin danışıklı olduğunu; bu kapsamda mutlak ya da nisbi muvazaa sebebiyle geçersizliğini, tescilin yolsuzluğunu ve yasal karinenin aksine …’nın taşınmazı iktisabında iyiniyetli olmadığını ve tüm bu sebeplerle taşınmazın mülkiyetini kazanamadığını yasal delillerle kanıtlayamadığı sonucuna varılmaktadır. Buna göre temlik işleminin danışıklı olarak yapılmış olduğu, davacı yanca yasal delillerle kanıtlanamadığı halde; davanın reddi yerine, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulü ile davalı … adına olan tapu kaydının iptâline ve… mirasçıları adına tesciline karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
./..
s.3
15.H.D.
2007/1015
2008/3098
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 09.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.