Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/7061 E. 2008/6213 K. 23.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7061
KARAR NO : 2008/6213
KARAR TARİHİ : 23.10.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı şirket temsilcisi … Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı ile davalı temsilcisi dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, temizlenmek üzere davalıya teslim edilen gelinliğin temizleme işinin ayıplı yapılması sonucu hasara uğraması nedeniyle 11.760,00 YTL maddi, 5.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.920,00 YTL maddi tazminatın 21.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı tarafın tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı tarafın “…” marka gelinliğini 13.03.2006 tarihinde temizlenmesi için davalı şirkete teslim ettiği ve gelinliğin temizlenmesi işini davalının yüklendiğine ilişkin yanlar arasında “sözlü” sözleşme yapıldığı çekişmesizdir. Bu sözleşme Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, niteliğince bir “eser” sözleşmesidir. Davacı, iş sahibi; davalı şirket yüklenicidir.
Yüklenici şirket tarafından gelinlik üzerinde temizleme işi yapılırken gipür altı kumaşında sararma şeklinde hasar oluştuğu taraflarca da kabul edildiği gibi, bilirkişi raporlarında da açıklanmıştır. Ayıp, bir malda ya da yapılan işte, eserde sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Kısaca ayıplı eşyanın normal niteliğinden ayrılmasıdır. Yüklenici tarafından yapılmış olan temizleme işinin ayıplı olduğu anlaşılmaktadır. “Açık ayıp” niteliğindeki bu kusurların, BK’nın 359. maddesinde öngörülen süresi içinde yapılmadığı davalı tarafça ileri sürülmemiştir. O halde, iş sahibi davacı BK’nın 360.maddesi hükmünde öngörülen haklarını kullanabilir. BK’nın 360/I. maddesi hükmü gereğince, iş-eser sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kaidesine göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, iş sahibi, eseri kabulden kaçınabilir. Anılan yasa hükmünün (2.) fıkrası uyarınca da iş-eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık eserin reddini gerektirmeyecek ölçüde önemli değilse iş-eser sahibi eserin değerindeki eksiklik oranında bedeli indirebilir; eğer kusurların giderilmesi büyük harcamaları gerektirmiyorsa, yükleniciyi onarıma zorlayabilir. Somut olayda ise, kapsamının doğruluğu, davalı tarafından da kabul edilen 17.03.2006 tarihli belge ile sözleşme konusu gelinlikteki ayıpların giderilmesinin mümkün olmaması halinde, yenisinin alınacağı davalı tarafça yüklenilmiştir. Bu belge, işin ayıplı yapılması sebebiyle davacının gerçekleşen maddi zararının tazminine ilişkin ayrı bir sözleşme niteliğindedir. Çünkü, davacı da bu belgenin kapsamını kabul ederek buna göre maddi zararının tazminini talep etmiştir. Bu kapsamda davacı yeni gelinlik yerine daha az tutarlı bedeli ifade eden ve ayıplı olarak temizlenen gelinliğin alış bedelini, maddi tazminat olarak talep etmiştir. O halde, BK’nın 360. maddesinde öngörülen ve yapılan işin reddini gerektirdiği halde, sözleşmenin feshine gidilmeden diğer tazmin haklarından kaynaklanan maddi zararının giderilmesine ilişkin belirtilen belgeye dayalı olarak maddi tazminat isteminde bulunabileceğinin kabulü gerekir.
Nitekim, mahkemece de gelinliğin satın alındığı … şirketince düzenlenen faturasında gösterilen 11.760,00 YTL bedelin, davacının da kusurlu olduğu kabul edilerek 1/3 oranındaki tutarı olan 3.920,00 YTL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Gelinlikteki ayıpların giderilemeyeceği … şirketinin 18.04.2006 tarihli yazısından da anlaşılmaktadır. Yüklenici sorumlu bir meslek adamı olarak yüklenmiş olduğu işleri teknik ve sanat kurallarına ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yapmak ve iş-eser sahibine teslim etmekle ödevlidir. Yüklenicinin açıklanan bu yükümlülüğü iş-eser sahibine olan “özen” borcu gereğidir (BK. md. 356). Diğer yandan, BK’nın 357/son maddesi gereğince; “genel ihbar” yükümlülüğünü yerine getirmesi ve işin ayıplı yapılabileceğini iş-eser sahibine bildirmesi ve onun buna karşı iş-eseri yapmasını istemesi durumunda sorumluluktan kurtulur. Somut olayda ise, işin uzmanı sayılan yüklenici davalının sözü edilen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu yasal nedenle, gelinliğin etiketinin davacı tarafça yüklenici davalıya verilmemesi, akde aykırılık teşkil etmediği gibi BK’nın 41. maddesinde öngörülen “kusur” olarak da nitelendirilemez. Açıklanan bu sebeplerle; mahkemece, davacının maddi tazminat davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabul edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin tüm; davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 23.10.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların temyiz itirazlarının reddi ve kararın onanması görüşü ile sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.