Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/5705 E. 2008/6217 K. 23.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5705
KARAR NO : 2008/6217
KARAR TARİHİ : 23.10.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı iş sahibi, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve daha önce hüküm altına alınan asıl alacağın işlemiş faizini talep etmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından açılan ve … Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 18.11.2004 gün ve 2004/373-689 sayılı kararı ile hükme bağlanan davada; birlikte ifa suretiyle, davacının ödediği 9 milyar TL’lik iş bedelinin, davalının imalâtı kabul edilemeyecek derecede ayıplı yapması nedeniyle kendisine iadesine, ayıplı imâl edilen şeyin ise davalıya iadesine karar verilmiş ve verilen karar derecaattan geçerek kesinleşmiştir. Anılan davada talebi olmadığından davacı lehine hükmedilen bedele faiz yürütülmemiş, o nedenle davacı, temyiz itirazına konu işbu davayı açarak önceki davanın açıldığı 22.10.2001 ilâ karar tarihi 18.11.2004 arası işlediğini ileri sürdüğü 11.500,00 YTL faiz alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkemece ise “bu tür davalarda taraflar aldıklarını aynen iade ile sorumlu olup ayrıca faiz istenemez” gerekçesi ile red kararı verilmiştir.
Yukarıda ifade edildiği üzere mevcut davanın konusu faiz alacağından ibarettir. Davacı tarafından açılan asıl alacağa ilişkin önceki davada, sair haklar saklı tutularak davalıya iş bedeli olarak ödenen 9 milyar TL’nin iadesi (tahsili) istemi söz konusu olup aynen ifa talebi ile ilgili bir istem bulunmamaktadır. Asıl alacağa ilişkin davada faiz istenmese bile somut olayda olduğu gibi, açılan ayrı bir dava ile faiz alacağının istenmesinde yasal bir engel yoktur. Faiz alacağının doğması için öncelikle asıl alacağın varlığı gerekmekte ise de, bu husus faiz alacağının asıl alacaktan bağımsız olarak talep edilebilmesine engel değildir. O nedenle de önceden açılan davada faiz isteme hakkı saklı tutulmasa bile sonradan istenebilmesi mümkündür. Şu halde mahkemece davanın esasının BK’nın 104. ve 113. maddelerinde öngörülen şartlar da irdelenerek değerlendirilmek suretiyle bir sonuca bağlanması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.