Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12804 E. 2022/15155 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12804
KARAR NO : 2022/15155
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacının davalı işverene ait … atölyesinde 21/12/2012 tarihinden itibaren … işçisi olarak (en son haftalık 400.00 TL ücret ile) kesintisiz ve sürekli olarak çalışmakta iken gerçek çalışmalarının kuruma yansıtılmadığını ve her ay eksiksiz bir şekilde çalışmasına rağmen kuruma çalışmalarının 10 gün, 15 gün arasında yansıtıldığını, davacı ve diğer iki arkadaşı … ve …’un 29/08/2016 tarihinde işten çıkartıldığını belirterek 21/12/2012-29/08/2016 tarihleri arasında eksik bildirilen hizmetlerinin tespiti ile yine bu dönemde haftalık net 400.00 TL ücret ile çalıştığının ve prime esas kazancının bu tutar üzerinden tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
II-CEVAP
Davalı işveren vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı iş yerinde eksik bildirlen hizmeti bulunmadığını, davacının devamlı ve kesintisiz çalışmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Feri müdahil Kurum vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı kurum kayıtlarının resmi belge vasfında olduğunu, aksinin ancak yazılı deliller ücret bordroları ve sair nitelikteki belgeler ile ispat edilebileceğini, çalışma iddiasının soyut nitelikte olduğunu, dava konusu istemin sadece tanık ile ispatlanmasının mümkün olmadığını ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini talep ettiği görülmüştür.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi,
Davacı …’ın Davalı işveren …’a ait … … İl Müdürlüğü’nde … iş yeri sicil sayılı dosyada işlem gören ”mermerden eşya imali” iş yerinde 21/12/2012-29/08/2016 tarihleri arasında toplam 1272 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 262 gününün Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirildiği 1010 gününün Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği bildirimi yapılmayan dönemlerde;
2012 yılı 2. Dönem 12. Ay net 956.54 TL
2013 yılı 1. Dönem 1-6. Aylar arası net 999.50 TL
2013 yılı 2. Dönem 7-12. Aylar arası net 1.039,15 TL
2014 yılı 1. Dönem 1-6. Aylar arası net 1.093,87 TL
2014 yılı 2. Dönem 7-12. Aylar arası net 1.152,06 TL
2015 yılı 1. Dönem 1-6. Aylar arası net 1.227,14 TL
2015 yılı 2. Dönem 7-12. Aylar arası net 1.293,69 TL
2016 yılı 1. Dönem 1-7. Aylar arası 1..682,18 net TL
2016 yılı 8. Ayda net 1.600,00 TL ( davacı vekili tarafından dava dilekçesinde son aylığının haftalık 400.00 TL olduğu belirtildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği) ücret aldığı sonucuna varılmak suretiyle karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davacının, ücret tespitine yönelik isteminde, Kuruma başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini, bilirkişinin, imza incelemesine ilişkin ilk rapora dikkat etmediğini, imza bulunmayan ücret bordroları dışındaki istem dönemi dikkate alınarak bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesinin yerinde olmadığını, davacının, alacak davasında, ücrete ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, davacının, işçilik alacakları davasında, haklı fesih nedenine esas eksik prim gün sayısı gösterildiği iddiasını ve daha fazla alacak almak için eldeki davanın kötü niyetle açıldığını, davacı ile müvekkilinin, eksik gün gösterilmesi karşılığında, davacıya daha fazla ücret verilmesi konusunda anlaşma yaptıklarını, davacının, mahkemenin kararı ile hem fazla ücret aldığı hem de prim gün sayısının arttığını, bu durumun, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuran fer’i müdahil … vekili; Kurum kayıtlarının aksinin eş değer yazılı belgelerle ispat edilebileceğini, salt tanık beyanları ile ispatın mümkün olmadığını, ücret tediye bordrolarının araştırılması gerektiğini, davacının iddiasını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerektiğini, müvekkili Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesince,
Turgutlu 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 25.02.2020 tarihli, 2016/589 E, 2020/258 K. sayılı kararına yönelik davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili ve feri müdahil vekili kararı temyiz etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtlan, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bunun yanında; 6100 sayılı HMK.nın “senede karşı tanıkla ispat yasağı” başlıklı 201. maddesinde ise; “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz” hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; Mahkemece, hizmet tespiti yönünden verilen kabul kararı yerinde ise de; sigorta primine esas kazanç yönünden; hükme esas kılınan bilirkişi raporunda dinlenen bodro tanıklarının davacının kalfa düzeyinde montaj ustası olduğu asgari ücretin üzerinde ücret aldığı ancak bodro tanıkları …, …, ve …’un davacının haftalık 400 TL aldığını doğruladıkları, yapılan … araştırmasında da … işçisinin 2014 yılı aylık brüt ücreti 1.612.00 TL olarak saptandığı gerekçesiyle … hesaplanmak suretiyle karar verildiği anlaşılmış ise de; verilen karar hatalıdır.
Dava konusu talep edilen gerçek ücret her ne kadar yazılı delille ispat sınırı altında ise de; salt tanık beyanıyla ispatlanamayıp; yazılı delille ispat sınırının altında dahi olsa ücretin ispatı için tanık beyanları yanında yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcının varlığı da gerekeceğinden sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekili ile feri müdahil kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.