Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/6388 E. 2008/5937 K. 13.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6388
KARAR NO : 2008/5937
KARAR TARİHİ : 13.10.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı-k.davacı … San.Tic.Paz.Ltd.Şti. vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı … San.Tic.Paz.Ltd.Şti. vekili avukat … ile davalı-k.davacı … ve Zirai Ürün A.Ş. vekili avukat … Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, yanlar arasında yapılan 15.07.2004 tarihli sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup; sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi tazminatın; karşı dava ise ödenen depozito bedelinden 2.000,00 YTL’nin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve 5.500,00 YTL tazminatın dava tarihi olan 25.11.2004; 25.050,00 YTL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 26.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; karşı davanın ise reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı-karşı davalı vekili, yanlar arasındaki uyuşmazlığın ticari iş niteliğindeki eser sözleşmesinden kaynaklanmış olduğunu ve 08.09.2004 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması gerektiğini ve avans faizine hükmedilmesi gerekirken mahkemece, dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmediğini ileri sürerek kararın bu sebeplerle bozulmasını istemiştir.
Yanlar arasında adî yazılı şekilde yapılan ve kapsamının doğruluğunda uyuşmazlık bulunmayan, 15.07.2004 tarih ve “İmalât Sözleşmesi” başlıklı sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; hukuksal niteliğince bir “eser” sözleşmesidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 12/III. maddesi hükmü gereğince, eser sözleşmesinden kaynaklanan işler “ticari iş” sayılmaktadır. O halde, davası kabul edilen alacağa, 3095 Sayılı Kanunun 2/II. maddesi gereğince, değişen oranlar da gözetilerek, avans faizi uygulanması gerekirken, mahkemece, yasal faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi; Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi hükmü gereğince, davalının 05.10.2004 tarihi itibariyle, borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu sabit olduğu halde, davası kabul edilen 5.500,00 YTL tazminata dava tarihinden, 25.050,00 YTL tazminata ise ıslah tarihi olan 26.03.2007 tarihinden itibaren faiz uygulanması da kabul şekli bakımından doğru olmamıştır. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu sebeplerle davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı-karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; az yukarıda belertilen 15.07.2004 günlü sözleşme gereğince, davacı yüklenici, en az 500 ton, en fazla ise 1000 ton domates salçası üretimini yaparak davalı-karşı davacı şirkete teslim etmeyi yüklenmiş; iş sahibi şirket ise sözleşmenin 5. maddesinde öngörülen koşullarla iş bedeli ödemesini kabul etmiştir.
İş sahibi şirket, sözleşmenin yüklenici şirket tarafından fesih olunduğunu ve feshin haksız olduğunu, yasal delillerle kanıtlayamadığı gibi; dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; iş-eser sahibi şirketin, yanlar arasındaki sözleşmeyi tamamen kusurlu olarak fesih ettiği sonucuna varılmaktadır. Yüklenici şirket ise davasında, 15.07.2004 günlü sözleşmenin, davalı-karşı davacı tarafından tamamen kusurlu ve haksız olarak fesih olunması sebebiyle gerçekleştiğini ileri sürdüğü olumlu zararının tahsilini istemektedir. Borçlar Kanunu’nun 356/I. maddesinin yollamasıyla, aynı Kanunun 325. maddesi hükmü gereğince, yüklenici şirketin olumlu zararının “kesinti yöntemine” göre mahkemece belirlenmesi gerekmektedir. Bu yöntem gereğince, fesih tarihi itibariyle, iş-eser bedeli saptandıktan sonra; bu bedelden, yüklenicinin işi yapmaması nedeniyle sağladığı tasarruf, bu süre içinde, başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kâr, başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmış ise kazanabileceği bu miktar tespit ettirilip iş-eser bedelinden çıkarılarak bulunacak miktar, yüklenicinin olumlu zararı olarak kabul edilir.
Somut olayda, yanlar arasındaki sözleşmenin (7.) maddesi gereğince, sözleşme süresince, yüklenici şirketin, başka bir firma ile üretim sözleşmesi yapamayacağı kararlaştırmıştır. Aksine olan durum ise, davalı-karşı davacı şirket tarafından yasal delillerle kanıtlanamamıştır. O halde yüklenici şirketin 500.000 kg. salça üretimini kg. bedeli 150.000 TL. üzerinden yapmayı yüklendiği gözetildiğinde, sözleşme konusu iş sebebi ile davacının elde edeceği kârı 75.000,00 YTL olduğu anlaşılmaktadır. İş sahibi şirket tarafından yükleniciye ödenen 25.000,00 YTL’nin mahsubu yapıldığında ise yüklenicinin, talep edebileceği kâr kaybı alacağı 50.000,00 YTL olmaktadır. Ancak belirtilen tutardaki kârı elde edebilmesi için yüklenici şirketin tasarruf ettiği tüm giderlerin bu kapsamda; işçilik, elektrik, su ve diğer yapılması gereken ilgili işlerin giderlerini yapması gerekmektedir. Bu sebeple, bu giderlerin tümü belirlenerek, davacı yüklenicinin talep edebileceği kârın tutarından mahsubu yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken; sadece yaptığı elektrik giderlerinin mahsubuyla yazılı şekilde, davacı-karşı davalı yüklenici şirketin davasının kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, dosya kapsamına rapor sunan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak veya yeniden bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak varılacak sonuca göre yüklenici şirketin davasının karara bağlanmasından ibaret olmalıdır. Davalı-karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının belertilen sebeplerle kabulü ile iş sahibi şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı-karşı davacı iş sahibi şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bendde açıklanan sebeplerle kararın davacı-karşı davalı şirket yararına; (3.) bendde açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne kararın davalı-karşı davacı iş sahibi şirket yararına BOZULMASINA, taraflar Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettirdiklerinden 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp taraflara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.