YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5781
KARAR NO : 2009/8689
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın geçirdiği tek taraflı kaza sonucu hasarlandığını, kasko tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 7.715.TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsadamesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281. Maddesi hükmü uyarınca da kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ’nin A.S maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. KSGŞ’nın A.Ş maddesi ve TTK.nun 1292. Maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasden yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacı taraf, kaza tesbit tutanağı, tanık beyanları ve hasar dosyasına dayanmıştır. Davalı … ise araçtaki hasar ile olay yerinin fiili durumunun uygunluk arzetmediğini, bu nedenle kazanın iddia edilen yerde ve tarihte olmadığını savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup araştırma raporuna olay yeri ile hasarlı aracın fotoğraflarına dayanmıştır.
Uyuşmazlık, kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, araçtaki hasar izleri ile olay yerine ait fotoğrafların karşılaştırılmasından kazanın belirtilen yerde meydana gelmesinin teknik olarak imkansız olduğu,araçtaki çarpmanın dairesel kesitli beton bir direğe çarpma sonucunda oluştuğu, oysa araçta keskin köşe izi şeklinde bir iz olması gerektiği belirtilmiş ise de,yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda, aksi kanıtlanamayan 1.6.2005 tarihli kaza tesbit tutanağı ve araç olay yerinde bizzat görüp tutanak tanzim eden trafik polisleri … ve …’ın kazanın gerçek bir kaza olduğu, mizansen olmadığı yol üzerinde fren izleri bulunduğu duvarlardaki sürtünme izleri ile araç üzerindeki sürtünme izlerinin örtüştüğü aracın önce yön levhasına çarpıp kırdığı daha sonra kırılan levha direğinin araçla beton köprü ayağı arasında kalması nedeniyle bu direğin izinin araca çıktığı etrafta araçtan dökülen parçaların bulunduğu hasarın aracın yönüne ve kaza noktasına uygun olduğu ve aracın çarptığı köprü ayağına yapışık durumda olduğu araçtaki hasarın çarpma sonucu vuku bulduğu şeklindeki görüşleri uyarınca, kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği de ispatlanamamıştır. Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.
O halde mahkemece işin esasına girilerek aracın perte ayrılma durumu da irdelenmek suretiyle davacının hak kazandığı tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.